Namaza bakış açısı 3 tip insan 01.04.2024
Bu dersin resimli özet pdf dosyasını indirmek için tıklayınız.
Değerli dostlar, bugün hepimizin hayatında bir şekilde karşılaştığı bir sorunun tam kalbine ineceğiz:
“İnsanlar neden namaz kılmaz?”
Ve aslında daha da önemlisi:
“Biz namazı neden kılmalıyız?”
Bakın… İnsanları üç grupta toplayabiliriz.
Birincisi: Allah’a inanıyor, peygamberlere inanıyor, kitaba inanıyor… Namaza da inanıyor, fakat tembellik ediyor. Uykusu ağır geliyor, işi gücü önce geliyor, dünya meşgalesi önce geliyor.
İkincisi: Allah’a inanıyor, peygamberlere inanıyor; fakat namaza inanmıyor. Namazın sonradan uydurulduğunu düşünüyor. Kafası karışık, zihni bulanık.
Üçüncüsü: Hiçbir şeye inanmayan… Ateist olur, deist olur, fark etmez. Sisteme bütün olarak ikna olmayan.
Ve biz çoğu zaman bu insanların hiçbirini değiştiremiyoruz. Çünkü insan değişmek istemedikçe değişmiyor.
Ama bizim görevimiz başkalarını zorlamak değil…
Bizim görevimiz “ben neden yapıyorum?” sorusunun cevabını bulmak ve bunu doğru bir dille anlatmak.
Dünyada en büyük krizlerden biri işte budur:
İnsanlar yaptıkları şeyi neden yaptıklarını bilmiyorlar.
Çocuklarına anlatamıyorlar, arkadaşlarına izah edemiyorlar. Çünkü kendi içinde bir netlik yok.
Şimdi gelin bu üç insan tipinin namazdan uzak durmasına sebep olan üç büyük engeli birlikte masaya yatıralım.
Birinci Engel: Somut Bir Fayda Görememek
Dostlar…
İnsanoğlu çıkarı varsa koşar, çıkarı yoksa durur.
Bir işe girer, sabah 8 akşam 6 çalışır. Çünkü sonunda maaş vardır.
Şirket kurallarının bir kısmı saçma bile gelse uyar. Çünkü menfaat vardır.
Aynı insan Allah “sabah kalk, Fecir’de huzur bul” dediğinde tereddüt eder.
Neden?
Çünkü anlık bir sonuç göremez.
Eğer bir film seti kursam, “Hocayı canlandıracak oyuncu arıyorum, ayda 500.000 TL. Namaz öğreneceksin.” desem…
Ateisti bile bir haftada hafız olur.
Çünkü işin ucunda SOMUT bir şey vardır.
Demek ki mesele namaz değil…
Mesele insanın görmediği şeye değer vermeyi bilmemesi.
İkinci Engel: Namaz Kılanların Kötü Temsili
Bu çok acı ama çok gerçek…
İnsanlar namaz kılanlara bakıyor ve diyor ki:
“Eğer bu dine inanmak buysa, ben bu grupta olmak istemem.”
Yolda balgam atan, işte sözünde durmayan, kul hakkı yiyen, kabalık eden, görgüsüzlük yapan insanlar…
Ve toplum genelleme yapıyor.
“Namaz kılanların çoğu böyle.”
Bu yargı yanlış olabilir, haksızlık olabilir…
Ama psikolojik olarak GERÇEK.
Bu algı yüzünden insanlar uzaklaşıyor.
Bir iş yerinde öğle arası namaz kılmayıp, paydos bittiğinde seccadeyi açan biri, “dini düzen bozmak için araç haline getirmiştir” algısı doğuruyor.
İmaj, temsil, örneklik…
Hepsi müthiş etkili.
Üçüncü Engel: Namazın Basit Görülmesi
İnsan zor olana değer verir.
Üniversiteye yıllar harcar, kariyere yıllar harcar, büyük işlere bedeller öder.
Ama secde nedir?
Eğilmek… Kalkmak…
Beş dakika…
İnsan egosu diyor ki:
“Bu kadar büyük bir Tanrı neden bu kadar basit bir şey ister?”
Cevap açık:
Çünkü sınav basitte gizlidir.
İnsan büyük sınavda değil; ekmek kırıntısında kaybeder.
Görmezden geldiği küçük fırsatlarda kaybeder.
Namaz da bu yüzden bir küçüklük değil, bir büyüklük sınavıdır.
Virüs görünmez ama dünyayı dize getirir.
Atom görünmez ama şehirleri yıkar.
Küçük olan şeyin gücü büyüktür.
Allah büyük bir imtihanı, küçük bir ibadetin içine saklamıştır.
Peki Biz Ne Anlatacağız?
Dostlar…
Biz insanlara zorla bir şey yaptıramayız.
Ama bir şeyi anlatabiliriz:
“Namaz sana Allah’ın ihtiyacı olduğu için değil, senin Allah’a ihtiyacın olduğu için var.”
Dünya seni yoruyor…
Aile, iş, geçim derdi, korkular, kaygılar…
Namaz,
insanın unutmuş kalbini yeniden hatırlatmasıdır.
Hayatın koşusu içinde solup giden ruhu tazelemesidir.
Allah araya peygamber bile koymadan “Gel bana secde et.” diyor.
Bu, evrenin sahibinden sana açılmış bir özel hat, bir VIP davetidir.
Dünyada bir CEO’ya bile ulaşamazken,
kainatın Rabbine istediğin an ulaşabilmek…
Bu bile tek başına mucizedir.
Son Söz
Dostlar…
Bizim meselemiz insanların namaz kılması değil.
Bizim meselemiz insanların anlaması.
Namazın zorluğunda değil, basitliğinde saklı bir sır var.
Namazın hareketinde değil, hatırlatışında saklı bir sır var.
Namazın zamanında değil, kalbi diriltmesinde saklı bir sır var.
Kim ne derse desin…
Kim ne kadar uzağa düşerse düşsün…
Hakikat şudur:
Namaz, Allah’ın bizden istediği bir eylem değil; bize verdiği bir nimettir.
Ve insanlar bu nimetin tadını aldığında, emirle değil; özlemle sarılırlar.

.png)