İnsan içindeki boşluğu doldurabilir mi?
Bu soru, insanın evindeki boşluğu, kalbindeki çukuru, zihnindeki karmaşayı, ruhundaki titreşimi aynı anda ölçen bir sorudur.
“İnsan bu ayetler olmadan da doğru yolu bulabilir mi?
İçindeki boşluğu doldurabilir mi?”
İnsan, doğduğu andan beri iki şeyi arar:
- Yolu
- O yolun içindeki anlamı
Yani insan sadece nereye gideceğini değil, neden gideceğini de bilmek ister.
İşte Kur’an’ın bu ayetleri —41, 42, 43— aslında insana “yolun haritasını” değil, “haritayı nasıl okuyacağını” öğreten ayetlerdir.
Şimdi açıkça söyleyeyim:
İnsan bu ayetler olmadan da bazı doğruları bulabilir.
Evet bulur… çünkü Allah insanın içine bir fıtrat koymuştur.
Doğruyu yanlıştan ayıran bir vicdan, içgüdüsel bir yön, bir akıl bırakmıştır.
Ama…
Doğruyu bulmak başkadır, doğruyu sürdürebilmek başkadır.
Boşluğu görmek başkadır, boşluğu doldurmak başkadır.
Bir çocuğu düşün…
Elinde bir pusula var ama harita yok.
Pusula kuzeyi gösterir; ama nereye gideceğini söylemez.
İnsan Kur’an’sız böyle olur:
Doğruyu sezer, yanlışı hisseder, iyiyi bilir…
Ama hayatın labirentlerinde yönünü kaybeder.
Şimdi gelelim asıl meseleye:
İnsan Kur’an’ın ayetleri olmadan içindeki boşluğu doldurabilir mi?
Boşluk…
O içteki o ince acı, o tarif edilemeyen eksiklik…
İşte o boşluğu hiçbir şey dolduramaz.
Mal doldurmaz.
Şan doldurmaz.
İlişkiler doldurmaz.
Ünvanlar doldurmaz.
Psikoloji kitapları bile o boşluğu tam dolduramaz.
Çünkü o boşluk yaratıcıyı hatırlamak için açılmıştır.
İnsanın içindeki boşluk, gönülde kalmış bir secde izidir.
O iz tamamlanmadan insan tamamlanmaz.
Bir kuşu düşün Yakup…
Kuş göğü hatırlamadığında mutsuz olur.
İnsan da Rabbini hatırlamadığında mutsuz olur.
O yüzden kişi ne kadar başarı elde ederse etsin,
ne kadar ilişki yaşarsa yaşasın,
ne kadar para kazanırsa kazansın…
Eğer bu üç ayetin anlattığı gerçeği —tesbihi, mülkün sahibini ve kudret tecellisini— anlamamışsa,
içindeki boşluk hep büyür.
Çünkü bu ayetler insana şunu öğretir:
“Sen yalnız değilsin.
Sen sahipsiz değilsin.
Sen tesadüf değilsin.
Sen yörüngesiz değilsin.
Sen yönsüz değilsin.
Sen başıboş bir varlık değilsin.”
İnsan, işte bu gerçeği bilmediğinde:
Boşluk kalbe çöreklenir,
Yol kaybolur,
Hayat karanlıklaşır.
Şunu açıkça söyleyeyim:
İnsan Kur’an’sız doğruları tahmin eder;
ama Kur’an’sız doğruyu doğru yerde tutamaz.
İnsan Kur’an’sız boşluğun farkına varır;
ama Kur’an’sız o boşluğu dolduramaz.
Doğru yolu bulmak için akıl yeter ama aynı akıl, fırtınalar gelince savrulur.
Boşluğu fark etmek için vicdan yeter ama aynı vicdan, nefsin baskısıyla yorulur.
Kur’an ise insana savrulmayacak bir omurga verir:
41 – Kainat tesbihi: “Yalnız değilsin.”
42 – Mülkün sahibi: “Kimsesiz değilsin.”
43 – Kudret tecellisi: “Yönsüz değilsin.”
Bu üç ayet insanın en temel üç açlığını doyurur:
Anlam açlığı, güven açlığı, yön açlığı.
Son cümleyi bir sahne kapanışı gibi söyleyeyim:
İnsan Kur’an olmadan yürür,
ama düşer.
Kur’an olmadan sever,
ama incinir.
Kur’an olmadan kazanır,
ama tatmin olmaz.
Kur’an olmadan yaşar,
ama yaşayamaz.
Çünkü insanın içindeki boşluk,
ancak o ayetlerin ışığıyla dolar.
