Neden boykot etmeliyim?
Bu dersin resimli özet pdf dosyasını indirmek için tıklayınız.
“Kötülük yapan, çocuk öldüren bir ülkeye destek veren bir insan… kötü bir insan olur mu?”
Bir insanın yaptığı seçimler sadece rafla cüzdan arasında olmaz…
…kalple vicdan arasında olur.
İnsanın cebinden çıkan para bazen sadece ekmek alır, su alır…
Ama bazen de bir bombanın pimini çeker.
Bazen bir çocuğun yarasına pansuman olur…
Bazen aynı çocuğun mezarına beton döker.
İşte vicdan dediğimiz şey tam burada ayağa kalkar.
Çünkü insan özgürdür;
ama özgürlük, sorumsuzluk değildir.
Seçimin var diye sonuçtan kurtulamazsın.
Bir insan kötü bir işi yapmadığı halde,
“benim katkım küçük, bana ne” diyerek o kötülüğün sürmesine omuz verirse,
o da o karanlığın taşıyıcısı olur.
“Ben bir hamburger aldım diye ne olacak?” diyenler var ya…
İşte o cümle karanlığın en tehlikeli fısıltısıdır.
Çünkü hiçbir kötülük büyük başlamaz.
Kötülüğün en büyük gücü, onun karşısında duranların “küçücük bir şeyden bir şey olmaz” demesidir.
Bir göl düşün.
Karanlık bir su.
Tek bir damla kan düşüyor içine…
Kimse fark etmiyor.
Ama bir milyon kişi “tek damla” deyince, o göl tamamen kızıl olur.
İşte toplumsal ahlak böyle bozulur.
Bir insanı kötü yapan şey sadece yaptığı kötülük değildir…
…seyrettiği, katkı sunduğu, görmezden geldiği kötülüktür.
Kendisi kimseyi öldürmemiş olabilir.
Kendisi bomba atmıyor olabilir.
Ama “benim konforum daha önemli” diye,
bilerek ve isteyerek o bombaların finansına katkı sunuyorsa…
O zaman burada bir ahlaki kayma başlar.
Kişi katil değildir…
Ama katilin sistemine enerji veren dişli olur.
Bu noktada Kur’an’ın o çok keskin ifadesini hatırlamak gerekir:
“Zulme meyletmeyin, yoksa ateş size de dokunur.” (Hud 113)
Bu ayetin mesajı nettir:
Zulme ortak olmasan bile,
ona rıza göstermek,
onu “normal” görmek,
onunla kol kola dolaşmak…
insanı karartır.
“Kötü insan olur muyum?” sorusuna gel.
Eğer bir insan kötülüğü biliyor, görüyor, tanıyor,
ve “benim param oraya gidiyor ama bana ne” diyorsa…
Bu insan ahlaki olarak kararmaya başlamış demektir.
Kötüye ortak olan, kötülüğün kendisi olur.
İyi insan olmak sadece namaz kılmak, oruç tutmak değildir.
İyi insan olmak aynı zamanda kötünün tekerine çomak sokmayı bilmektir.
Filistin’de bombalanan bir çocuğun gözyaşına sırt dönüp,
önüne gelen kahveyi içmeye devam eden biri…
Belki “kötü adam” değildir,
ama artık iyiliğin safında da değildir.
Bir insanın en tehlikeli hali,
iyilikle kötülük arasında griye düşmüş halidir.
Çünkü gri olan hiçbir zaman iyinin yanında durmaz;
kötülüğün yağmuruna rahmet gibi görünür.
Bir insanı kötü yapacak şey seçimidir.
“Benim küçük katkım ne olur ki?” diye düşünmek,
zulmün ekmeğine yağ sürmektir.
“Bana ne” demek, kötülüğe imza atmaktır.
İyilik ancak iki şeyle yaşar:
Bilmek
ve
Tavır almak.
Bir insan kötülüğü biliyor, görüyor, tanıyor
ve hiçbir tavır almıyorsa…
İşte o zaman kötüleşmeye başlar.
Son söz — kürsünün en yüksek yerinden:
İnsan özgürdür.
Ama özgürlük, sorumlulukla anlam kazanır.
Bir insanın satın aldığı bir ürün bazen sadece bir ürün değildir.
Bir insanın sessizliği bazen sadece sessizlik değildir.
Bir insanın “bana ne” demesi bazen sadece bir cümle değildir.
Onlar, insanın kendi ahlak aynasını kırdığı anlardır.
Ve o ayna kırıldığında, insan artık kendi yüzünü bile göremez.
İşte,
bu yüzden bir insanın yaptığı seçim, özellikle zulme destek içeriyorsa,
evet…
O kişi kötülüğün ortağı olur.
Bu ağırdır.
Ama gerçekler hafif olmaz.

.png)