Sonsuz Mutluluk diye birşey var mı?
İnsan için oksijenden daha önemli ne olabilir ?
Önem sırasına göre ihtiyaçlarımız
1.Hava
2.Su
3.Yemek
4.Barınma
5.Çoğalma
Bu ihtiyaçlarımızın önem derecesine göre farklı sınırlar konulmuş ve o sınırı aştığımızda sıkıntı yaşıyoruz. Ama öyle bir ihtiyaç var ki sınır konulmamış ! İstediğiniz kadar isteyebilirsiniz.
En sondan başlayalım
İnsan çoğalırken sınırı nasıl aşıyor ?
Mesela 5-6-7-8 hatta 10 çocuk yapanlar var. Miktar arttıkça çocuklar arasındaki kıymet verme azalıyor. Bakım kalitesi düşüyor. İnsan için hayati bir ihtiyaç değildir çocuk yapmak. Yani çocuğun olup olmaması senin yaşamana mani değil. Aşırı evlenme isteği, üreme isteği bazı insanların bilincini kapatabiliyor. Eşine veya çocuklarına aşırı düşkünleşebiliyor. Bu da o kişinin ileri zamanlarda üzülmesine psikolojisinin bozulmasına sebep oluyor.
Barınma ihtiyacımızı karşılamak isterken nasıl sınırı aşıyoruz ?
Barınma için birbiri ile savaşan ülkeler var. Residence veya villa da oturabilmek için krediye girip dengesini bozanlar var. veya bazı ülkeler ev miktarı yeterliyken aşırı yeni bina yapabiliyor. Bu da ülkeyi lüks hale getirip tüketim toplumu haline getirebiliyor. Mecbur kaldığımızda sıradan bir ev hatta bir çadır da işimiz görebilir. İnsan için hayati bir ihtiyaç değil.
Aşırı yemek insanın sağlığını ve estetiğini bozuyor. Yemek olmazsa yaşayamayız ama çok yiyemeyiz. 1 ay boyunca her gün 10 öğün yemek yiyemez bir insan. Bir sınır getirilmiş. 1 ay boyunca günde 10 kg şeftali yiyebilir misiniz ? Mideniz bulanır 2.gün.
Su içmekte de sınır getirilmiş. Günde 1 damacana su için böbrekleriniz iflas eder. Yine de su, yemeğe göre daha sık yapılabilir. Tadı yok tuzu yok. Her gün 10 bardak su içmekten bıkmazsınız ancak her gün 10 bardak şeftali suyu içemezsiniz. 4 gün şeftalinin kokusunu almak istemezsiniz.
Suya yemekten daha çok ihtiyacımız var.
Hava mükemmel yaratılmış. Tadı yok rengi yok kokusu yok. İstediğim gibi nefes alıp verebiliyorum. Bunu sürekli yapabiliyorum. Havanın tadı veya kokusu olsaydı sürekli nefes almak istemezdik. Mesela kötü bir koku olunca burnunuzu tıkar nefesimizi tutarız. O kötü havayı içimize çekmek istemeyiz. Güzel kokulu bir hava da olsa sürekli içimize çektiğimizde sıkıntı yaşardık. Havanın tadı tuzu kokusu olmamasinin sade olmasının sebebi var. Dünyada insanın en çok tekrar ettiği şey nefes almak. Miktarı diğer şeylere göre en fazla olduğu için en sadeleştirilmiş ihtiyacımız.
Sürekli nefes almaktan sıkılan kişi gördünüz mü? Havaya sudan daha fazla ihtiyacımız olduğu için ve çok daha fazla tekrar edildiği için bizim sıkılmayacağımız şekilde yaratılmış. Peşpeşe hızlı bir şekilde 100 kere nefes alıp verebilirsiniz. Ama peşpeşe hızlı bir şekilde su içemezsiniz boğulursunuz.
Allah bizim ihtiyaçlarımızı muhtaçlığımıza göre miktar dengesini mükemekkel şekilde yaratmış.
Peki bundan ne ders çıkarabiliriz ?
Muhtaçlık önemine göre bir şeyin miktarını arttırmak gerekiyor;
1.hava sürekli almam gerekiyor, çünkü çok ihtiyacım var
2.Su günde 2-3 bardak ile idare ediyorum, havaya göre az ihtiyacım var
3.Yemek 2 günde 1 öğün tek çeşit yesem yaşarım, suya göre daha az ihtiyacım var
4.Barınma olmasa da yaşarım
5.üreme olmasa da yaşarım
Yukarıdaki ihtiyaçların hiçbirine öldükten sonra ihtiyacım yok. İnsanın öyle bir muhtaçlığı var ki havadan daha önemli. Bu muhtaçlığın seçimi, insanın özgür iradesine bırakılmış. İnsan bu muhtaçlığının farkına vardığında ve O’na yöneldiğinde hem bu dünyada hem öldükten sonra tüm ihtiyaçları gideriliyor. Bu ihtiyacı sürekli yaptığınızda daha fazla fayda görüyorsunuz, haz alıyor ve çok daha fazla mutlu oluyorsunuz. Sıkılmak yok yaptıkça yapasınız geliyor ?
İnsanin miktarını arttırdıkça etkisinin arttığı tek şey Allah’a olan inancıdır. İnancınız ne kadar çok artırırsanız ki bu da ilminizin artmasıyla olur; inancınız da o kadar artacaktır. İnancınız arttıkça huzurunuz artacaktır. Bunun sonunda sonsuz huzura kavuşursunuz.
Bazı insanlar Kıyamet kopsa da i, gök yarılsada, dağlar dümdüz olsa da, güneş ay birbirine geçsede çok huzurludur ve yüzleri pırıl pırıl parlar.
Kıyamet Suresi 22.ayet
O gün pırıl pırıl parlayan yüzler vardır. (Vucûhun yevme izin nâdıreh(nâdıretun).)
Yakup Çağlar
