Örümcek Ağına Güvenmek: Sahte Dayanakların Çöküşü
Örümcek Ağına Güvenmek: Sahte Dayanakların Çöküşü
Ankebût Suresi’nin 41. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur:
“Allah’ın dışında dostlar edinenlerin durumu, kendisine bir ev yapan örümceğin durumu gibidir. Şüphesiz evlerin en dayanıksızı örümcek evidir. Keşke bilselerdi.”
Bu ayette anlatılan örümcek evi, insanın güvenli zannettiği fakat gerçekte kendisini koruyamayan sahte dayanakları temsil eder.
İnsan bazen parasını kendisine sığınak yapar.
Bazen evini, ailesini, eşini, çocuklarını veya kardeşlerini vazgeçilmez bir güvence olarak görür.
Bazen makamına, diplomasına, kariyerine, müşterisine, şirketine ya da çevresindeki güçlü insanlara dayanır.
Bunların hepsi hayatın içinde gerekli olabilir. Kur’an, insanın çalışmasına, mal kazanmasına, aile kurmasına veya tedbir almasına karşı değildir. Sorun, bunları Allah’ın önüne geçirmek, onlara aşırı bağlanmak ve kurtuluşu yalnızca bunlardan beklemektir.
İşte o zaman insan kendisine bir örümcek evi yapmış olur.
Dışarıdan bakıldığında ağ vardır. Bir düzen, emek ve görüntü vardır. Fakat büyük bir darbe geldiğinde o ağ insanı koruyamaz.
Bir deprem evi alabilir.
Bir ekonomik kriz şirketi dağıtabilir.
Bir hastalık kariyeri durdurabilir.
Bir miras tartışması kardeşleri birbirinden koparabilir.
Bir boşanma, insanın bütün planlarını değiştirebilir.
İnsan yıllarca sağlam zannettiği şeylerin bir anda dağıldığını görünce aslında ne kadar zayıf bir yapıya güvendiğini fark eder.
Bu dersin temel mesajlarından biri de buydu: İnsan Allah rızası için isteyerek vazgeçmeyi öğrenmezse, bazen hayat onu zorla vazgeçmek zorunda bırakır.
Örümcek Ağı Neden Dayanıksızdır?
Örümcek ağı ilk bakışta düzenli, ince ve sanatlı görünür. Fakat sığınmak için yapılmış güvenli bir ev değildir. Ne sıcaktan korur ne soğuktan ne de dışarıdan gelen büyük bir darbeye karşı güvence sağlar.
Dünya hayatındaki birçok şey de böyledir.
Para değerlidir fakat ölümden koruyamaz.
Makam değerlidir fakat insanın karakterini kurtaramaz.
Aile değerlidir fakat insan Allah’tan uzaksa onun yerine hesap veremez.
Bilgi değerlidir fakat kibirle birleşirse insanı hakikate değil felakete götürür.
Teknoloji değerlidir fakat insana huzur, anlam ve ahiret kurtuluşu veremez.
İnsan bunları kullanmalıdır fakat bunlara kulluk etmemelidir.
Çünkü araç, amaç hâline geldiğinde mizan bozulur.
Allah Sahte Dayanaklarımızı Biliyor
Ankebût Suresi’nin 42. ayetinde şöyle buyrulur:
“Şüphesiz Allah, onların kendisi dışında neye yalvardıklarını bilir. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
İnsan bazen açıkça bir puta tapmaz fakat hayatında başka putlar oluşturur.
“Bu para olmazsa ben biterim.”
“Bu insan giderse hayatımın anlamı kalmaz.”
“Bu işi kaybedersem ben hiçbir şeyim.”
“Bu makam olmazsa bana kimse değer vermez.”
“Bu ev benim her şeyim.”
İnsan bunları söylediğinde farkında olmadan bir şeyi Allah’ın vermesi gereken güven, değer ve huzur makamına koymuş olur.
Oysa Allah, insanın kalbinin neye bağlandığını bilir.
Dille “Allah’a güveniyorum” demek yeterli değildir. Asıl soru şudur:
Bir kriz geldiğinde ilk olarak kime veya neye sığınıyoruz?
Haksız bir kazancı kaybetmemek için Allah’ın ölçüsünden taviz veriyor muyuz?
Bir insanı kaybetmemek için kendi onurumuzu ve sınırlarımızı yok mu sayıyoruz?
Bir işe sahip olmak için zulme, yalana veya haksızlığa razı mı oluyoruz?
Bunlar, insanın gerçek dayanağının ne olduğunu ortaya çıkarır.
Örnekler, Düşünen İnsanlar İçindir
Ankebût Suresi’nin 43. ayetinde şöyle buyrulur:
“İşte bu örnekleri insanlar için veriyoruz; fakat onları ancak bilenler düşünüp anlayabilir.”
Kur’an’daki örümcek örneği yalnızca güzel bir benzetme değildir. İnsanın aklını çalıştırması için verilmiş bir ölçüdür.
Herkes örümceği görür ama herkes örümcek ağından ders çıkarmaz.
Herkes dünyanın geçici olduğunu bilir ama herkes geçici olana kalıcıymış gibi bağlanmaktan vazgeçmez.
Herkes bir gün öleceğini bilir ama çoğu insan hiç ölmeyecekmiş gibi yaşar.
Herkes malın, makamın ve gücün bir gün gideceğini bilir ama bütün ömrünü yalnızca onları çoğaltmaya harcar.
Bilmek, yalnızca bilgi sahibi olmak değildir. Gerçek bilgi davranışı değiştirir.
Eğer insan örümcek ağına benzeyen sahte dayanaklarını fark ediyor fakat yine de bütün gücüyle onlara sarılıyorsa henüz ayeti anlamamış demektir.
Ayetin anlaşılması, insanın hayatındaki karşılığını görmesiyle mümkündür.
Bu Dersle İlişkisi
Bu derste Enbiyâ Suresi üzerinden zulmeden toplumların azabı hissettiklerinde kaçmaya başladıkları anlatılmıştı. Onlara, “Kaçmayın, içinde şımartıldığınız bolluğa ve evlerinize dönün; çünkü sorgulanacaksınız” denilmişti.
İnsan azabı hissettiğinde neden kaçar?
Çünkü güvendiği evin, malın, şehrin ve düzenin kendisini koruyamadığını görür.
İşte Enbiyâ Suresi’ndeki bu kaçış ile Ankebût Suresi’ndeki örümcek evi aynı hakikati anlatır:
Allah’tan başka mutlak güvence yoktur.
İnsan yıllarca evine, servetine, işine, çevresine ve düzenine güvenir. Fakat büyük bir musibet geldiğinde bütün bu dayanakların ne kadar zayıf olduğunu anlar.
O anda örümcek ağı parçalanır.
Gerçek ile sahte birbirinden ayrılır.
İnsan daha önce çok önemli gördüğü şeylerin aslında geçici olduğunu fark eder.
Fakat Kur’an’ın istediği, insanın her şey yıkıldıktan sonra bunu anlaması değildir. Akıllı insan, örümcek ağını fırtına gelmeden önce tanır.
Teslimiyet, Hiçbir Şeye Sahip Olmamak Değildir
Burada yanlış anlaşılmaması gereken önemli bir nokta vardır.
Kur’an bize ev yapmayın, para kazanmayın, aile kurmayın veya ticaret yapmayın demiyor. Bunların hepsi hayatın nimetleridir.
Fakat insan nimeti verenle nimeti birbirine karıştırmamalıdır.
Evimiz olabilir fakat gerçek sığınağımız Allah’tır.
Paramız olabilir fakat rızkı veren Allah’tır.
Doktorumuz olabilir fakat şifayı veren Allah’tır.
Ailemiz olabilir fakat kalpleri birleştiren Allah’tır.
İşimiz olabilir fakat sonuçları yaratan Allah’tır.
Biz sebepleri oluştururuz, çalışırız, tedbir alırız ve bedel öderiz. Fakat sonucu sebeplerin kendisinden değil, Allah’tan biliriz.
Teslimiyet budur.
Kendimize Sormamız Gereken Soru
Ankebût Suresi 41-43. ayetleri insanı şu soruyla yüzleştirir:
Benim hayatımdaki örümcek ağı nedir?
Para mı?
Bir insan mı?
Makam mı?
Çocuklarım mı?
İşim mi?
Diplomam mı?
Toplumdaki itibarım mı?
Haklı çıkma isteğim mi?
Vazgeçemediğim şey, çoğu zaman benim en büyük imtihanımdır.
İnsan Allah’ın rızası için gerektiğinde bırakabildiği şeye sahip olur. Bırakamadığı şey ise zamanla ona sahip olmaya başlar.
Bu nedenle gerçek kurtuluş, bütün sebepleri terk etmekte değil; sebepleri kullanırken kalbi yalnızca Allah’a bağlamaktadır.
Çünkü örümcek ağı ne kadar düzenli görünürse görünsün, en küçük fırtınada parçalanabilir.
Fakat Allah’a dayanan insan, dünyalığı kaybetse bile yönünü, aklını, imanını ve şahsiyetini kaybetmez.
