ANKEBÛT 63. AYET İLE FÂTİHA SURESİNİN İLİŞKİSİ
Ankebût 63. ayette şöyle buyrulur:
“Onlara, ‘Gökten su indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?’ diye sorsan mutlaka ‘Allah’ derler. De ki: Hamd Allah’a aittir. Fakat onların çoğu akletmez.”
Fâtiha Suresi ise şu sözle başlar:
“Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn.”
“Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.”
Bu iki ayet arasındaki temel bağlantı hamd, Rab ve akletme kavramları üzerinden kurulur.
1. Fâtiha hamdi öğretir, Ankebût 63 hamdin nedenini gösterir
Fâtiha’da:
“Hamd Allah’a aittir.”
deriz.
Ankebût 63 ise neden hamd etmemiz gerektiğine somut bir örnek verir:
- Yağmuru indiren Allah’tır.
- Ölü toprağı dirilten Allah’tır.
- Bitkileri çıkaran Allah’tır.
- İnsanlara ve hayvanlara rızık ulaştıran Allah’tır.
Yani Fâtiha’daki “Elhamdülillah”, Ankebût 63’te yağmur, toprak, hayat ve rızık üzerinden açıklanır.
Fâtiha bize sözü öğretir.
Ankebût 63 ise o sözün arkasındaki bilinci öğretir.
2. “Rabbil âlemîn” ile toprağın diriltilmesi
Fâtiha’da Allah’a:
“Rabbil âlemîn” — Âlemlerin Rabbi
deriz.
Rab, yalnızca ilk defa yaratan değildir. Yarattığını büyüten, besleyen, geliştiren, düzene koyan ve ihtiyacını karşılayandır.
Ankebût 63’te bu Rab oluşu gözümüzün önünde gerçekleşir:
Kurumuş toprak vardır.
Yağmur iner.
Tohum canlanır.
Ürün çıkar.
Canlılar beslenir.
İşte bu, Allah’ın Rab oluşunun bir görüntüsüdür.
Allah kâinatı yaratıp kendi hâline bırakmamıştır. Her an hayatı devam ettirmekte, rızık vermekte ve düzeni sürdürmektedir.
3. Hamd yalnızca söz değildir
İnsanlar Ankebût 63’te:
“Yağmuru indirip toprağı dirilten Allah’tır.”
diyorlar.
Yani doğru cevabı biliyorlar.
Fakat ayetin sonunda:
“Onların çoğu akletmez.”
deniliyor.
Demek ki Allah’ın yaptığını bilmek yeterli değildir. Bu bilgiden doğru sonuç çıkarmak gerekir.
İnsan yağmuru Allah’ın indirdiğini söylüyorsa:
- Nimetin gerçek sahibini bilmeli,
- Kibirlenmemeli,
- İsraf etmemeli,
- Rızkı paylaşmalı,
- Kendisini mutlak sahip görmemeli,
- Allah’ın ölçülerine göre yaşamalıdır.
Fâtiha’da söylediğimiz:
“Hamd Allah’a aittir.”
sözünün davranışlara dönüşmesi gerekir.
Yoksa insan diliyle hamd eder, hayatıyla kendisini merkeze koyar.
4. Hamd ile kulluk arasındaki bağ
Fâtiha’da önce:
“Elhamdülillâhi Rabbil âlemîn”
deriz.
Ardından:
“İyyâke na‘budu”
“Yalnız sana kulluk ederiz.”
deriz.
Bu sıra çok önemlidir.
Önce nimeti ve hayatı veren Allah’ı tanıyoruz. Sonra da:
“Madem yaratan, besleyen, rızıklandıran ve dirilten sensin, öyleyse kulluk da yalnız sana yapılmalıdır.”
diyoruz.
Ankebût 63 de aynı mantığı taşır:
Yağmuru indiren Allah ise, hamd O’na aittir.
Hamd O’na aitse, insan nimet karşısında Allah’a teslim olmalıdır.
Hamd ile kulluk birbirinden ayrı değildir.
Gerçek hamd, insanı kulluğa götürür.
5. “Mâliki yevmiddîn” ile ölümden sonra diriliş
Fâtiha’da Allah’a:
“Mâliki yevmiddîn” — Hesap gününün sahibi
deriz.
Ankebût 63’te ise ölmüş toprağın yeniden diriltilmesi anlatılır.
Bu iki ifade birlikte düşünüldüğünde şu anlam ortaya çıkar:
Ölü toprağı yeniden dirilten Allah, ölmüş insanları da yeniden diriltecektir.
Yağmurla canlanan toprak, ahiret dirilişinin gözümüzün önündeki delilidir.
Fâtiha hesap gününü bildirir.
Ankebût 63 ise bu dirilişin mümkün olduğunu tabiat üzerinden gösterir.
İnsan her baharda aslında küçük bir diriliş sahnesi görür. Fakat ayetin dediği gibi çoğu insan bunu ahiretle ilişkilendirip akletmez.
6. “İhdinessırâtal müstakîm” ile akletmek
Fâtiha’da:
“Bizi dosdoğru yola ilet.”
diye dua ederiz.
Ankebût 63 ise insanların çoğunun akletmediğini söyler.
Dosdoğru yola ulaşmak yalnızca bilgi sahibi olmakla olmaz. Bilgiyi doğru şekilde birleştirmek gerekir.
İnsan:
- Yağmuru Allah’ın indirdiğini biliyor,
- Toprağı Allah’ın dirilttiğini biliyor,
- Rızkın Allah’tan olduğunu biliyor,
ama yine de nimete sahipleniyor, kibirleniyor, paylaşmıyor ve Allah’ın ölçülerini dikkate almıyorsa doğru cevabı bildiği hâlde doğru yola girmemiştir.
İşte Fâtiha’daki hidayet duası burada anlam kazanır:
“Allah’ım, yalnız doğru bilgiyi bilenlerden değil, bildiğini anlayan ve hayatına taşıyanlardan eyle.”
Kısaca bağlantı
Fâtiha:
“Hamd Allah’a aittir.”
der.
Ankebût 63:
“Çünkü yağmuru indirip ölü toprağa hayat veren Allah’tır.”
der.
Fâtiha:
“Allah âlemlerin Rabbidir.”
der.
Ankebût 63:
“Allah toprağı besleyip büyütmekte ve canlıların rızkını vermektedir.”
der.
Fâtiha:
“Hesap gününün sahibidir.”
der.
Ankebût 63:
“Ölü toprağı dirilten Allah, sizi de diriltebilir.”
der.
Fâtiha:
“Yalnız sana kulluk ederiz.”
der.
Ankebût 63:
“Öyleyse nimeti sebeplere değil, gerçek sahibine bağlayın.”
der.
Bu nedenle Ankebût 63, Fâtiha’daki “Elhamdülillah” ifadesinin kâinatta görünen canlı bir açıklaması gibidir.
Yağmura baktığında yalnız suyu değil, Rabbini görebiliyorsan…
Toprağın dirilişine baktığında yalnız mahsulü değil, ahireti hatırlayabiliyorsan…
Rızık geldiğinde yalnız kendi emeğini değil, imkânı veren Allah’ı görebiliyorsan…
O zaman Fâtiha’daki “Elhamdülillah” sözü dilinden kalbine ve hayatına geçmiş demektir.
