Bir Damla Sudan Yaratılan İnsan Neden Rabbine Hasım Kesilir?

Kur’an bazen insanı uzun uzun anlatmaz. Bir cümleyle insanın bütün kibrini, acizliğini ve çelişkisini ortaya koyar.

Nahl Suresi’nde Allah, insanın bir nutfeden, yani küçücük bir başlangıçtan yaratıldığını hatırlatır. Sonra da insanın Rabbine karşı açık bir hasım hâline geldiğini söyler.

Bu çok sarsıcı bir hakikattir.

Çünkü insan doğarken acizdir. Yürüyemez, konuşamaz, kendini koruyamaz. Altı temizlenmezse temizlenemez. Karnı doyurulmazsa doymaz. Bir damla sudan yaratılır, sonra büyür, güçlenir, akıl sahibi olur ve bir gün dönüp Rabbine karşı hesap sorar gibi konuşmaya başlar.

“Allah bunu neden yaptı?”

“Buna neden izin verdi?”

“Şu insan yaşasaydı ne olurdu?”

“Bu çocuk ölmeseydi belki iman ederdi.”

“Şu kötülük neden var?”

Bunlar insanın zihnine gelen ağır sorulardır. Bu sorular sorulabilir. Ama bu sorular sorulurken insan haddini unutmamalıdır. Çünkü insan sınırlıdır. Allah sınırsızdır. İnsan zamanı bilemez. Allah zamanı yaratandır. İnsan gaybı göremez. Allah gaybın sahibidir.

İnsanın en büyük yanılgılarından biri şudur:
Kendi sınırlı aklıyla sınırsız olan Allah’ın hükmünü kuşatmaya çalışır.

Oysa insan daha yarını bilmez. Bir saat sonra başına ne geleceğini bilmez. Bugün doğru sandığının yarın yanlış çıkabileceğini bilmez. Kendi kalbinin bile yarın hangi hâle döneceğini bilemez.

Buna rağmen insan bazen Allah’a karşı itiraz makamına geçer.

İşte Kur’an buna dikkat çeker:
Bir damla sudan yaratılan insan, Rabbine hasım kesilir.

Kötülük Meselesi

İnsanların en çok zorlandığı konulardan biri kötülük meselesidir.

“Allah kötülüklere neden izin veriyor?”

“Dünyada bu kadar zulüm neden var?”

“Çocuklara yapılan kötülükler neden engellenmiyor?”

Bu sorular kolay sorular değildir. Fakat burada çok önemli bir ayrım yapmak gerekir.

Allah insana imkân verir. Akıl verir. Beden verir. Duygu verir. Cinsellik verir. Para verir. Toprak verir. Üzüm verir. Buğday verir. Güç verir.

Ama insan bu nimetleri ya hayra kullanır ya da şerre çevirir.

Allah üzümü yaratır. İnsan ondan içki yapar.
Allah malı yaratır. İnsan onu faize, haksız kazanca, sömürüye çevirir.
Allah cinselliği aile, sevgi ve neslin devamı için yaratır. İnsan onu zinaya, istismara ve sapkınlığa dönüştürür.
Allah aklı yaratır. İnsan o akılla ya hakikati arar ya da hile üretir.
Allah teknolojiyi mümkün kılacak kabiliyet verir. İnsan onu ya fayda için kullanır ya da kötülük yaymak için.

O hâlde her kötülüğü doğrudan Allah’a yüklemek doğru değildir. Allah imkân verir, insan seçim yapar. İmtihan da burada başlar.

Kötülük çoğu zaman Allah’ın yarattığı temiz imkânların insan eliyle bozulmuş hâlidir.

İnsan Sorumluluktan Kaçmamalı

Bugün birçok insan şöyle düşünüyor:

“Allah izin vermeseydi olmazdı.”

Bu cümle doğru gibi görünür ama eksiktir.

Evet, Allah izin vermeden hiçbir şey olmaz. Fakat Allah’ın izin vermesi, insanın yaptığı kötülüğü doğru hâle getirmez. Devletin izin vermesi de bir şeyi helal yapmaz. Toplumun alışması da bir yanlışı doğruya çevirmez.

İçki serbest olabilir ama bu onu temiz yapmaz.
Faiz sistemin içinde olabilir ama bu onu adaletli yapmaz.
Zina yaygın olabilir ama bu onu meşru yapmaz.
Zulüm güçlülerin eliyle yapılabilir ama bu onu haklı yapmaz.

İnsan yaptığı seçimin bedelini taşır.

Çünkü Allah insana irade vermiştir. İnsan taş değildir. Ağaç değildir. Hayvan değildir. İnsan seçer. Tercih eder. Kabul eder. Reddeder. Yapar veya yapmaz.

İşte bu yüzden sorumludur.

Gaybı Bilmeden Hüküm Vermek

İnsanın en büyük yanılgılarından biri de gayb hakkında kesin konuşmasıdır.

“Şu kişi yaşasaydı kesin iman ederdi.”

“Bu kişi biraz daha yaşasa kesin inkâr ederdi.”

“Şu olay olmasaydı her şey daha iyi olurdu.”

Bunlar bizim bilebileceğimiz şeyler değildir.

Kur’an’da meleklerin Hz. Âdem’in yaratılışı hakkında sorduğu soru çok önemlidir. Melekler, insanın yeryüzünde bozgunculuk yapacağını ve kan dökeceğini söylerler. Allah ise şöyle buyurur:

“Ben sizin bilmediğinizi bilirim.”

Bu cevap, kötülük meselesinde de kader meselesinde de insanın önünde durması gereken büyük bir ölçüdür.

Biz her şeyi bilmiyoruz.
Her ihtimali bilmiyoruz.
Her sonucu bilmiyoruz.
Her kalbin son hâlini bilmiyoruz.
Her olayın arkasındaki hikmeti bilmiyoruz.

Ama Allah bilir.

Bu yüzden mümin, soru sorarken bile edebini kaybetmez. Aklını kullanır ama haddini aşmaz. Düşünür ama Allah’a hasım kesilmez.

Bal Arısı Gibi Olmak

Nahl Suresi’nin adı “bal arısı” anlamına gelir. Bal arısı çalışkanlığın, emeğin, sabrın ve değer üretmenin sembolüdür.

Arı çiçek çiçek dolaşır. Sabırla çalışır. Sonunda bal üretir. İnsan da böyle olmalıdır.

Zehir değil, bal üretmelidir.
Fitne değil, iyilik üretmelidir.
Şikâyet değil, emek üretmelidir.
Kibir değil, tevazu üretmelidir.
İsyan değil, teslimiyet üretmelidir.

Mekke döneminde Müslümanlar büyük baskılar gördüler. Ama Kur’an’ın dersi değişmedi. Tevhit dersi devam etti. Çünkü tevhit sadece namazda söylenecek bir söz değildir. Tevhit, hayatın tamamını Allah’a göre yaşama bilincidir.

İnsan ticaretinde, ailesinde, dilinde, öfkesinde, sosyal medyasında, parasında, gücünde, özgürlüğünde tevhit üzere olmalıdır.

Sonuç

İnsan bir damla sudan yaratıldığını unutunca haddini aşar.

Kendini mülkün sahibi zanneder.
Aklını mutlak ölçü zanneder.
Özgürlüğünü sınırsızlık zanneder.
İmtihanı unutur.
Sorumluluğu başkasına atar.
Kendi yaptığı kötülüğü bile Allah’a yüklemeye kalkar.

Oysa hakikat şudur:

Allah güzelliği yaratır, insan onu bozabilir.
Allah nimeti verir, insan onu israfa çevirebilir.
Allah akıl verir, insan onu kibir için kullanabilir.
Allah özgür irade verir, insan onunla ya cennete yürür ya da kendini ateşe sürükler.

Bu yüzden insan önce kendine dönüp sormalıdır:

Ben Allah’ın verdiği nimetleri neye çeviriyorum?
Bana verilen aklı hakikati bulmak için mi kullanıyorum, yoksa itiraz etmek için mi?
Ben bal mı üretiyorum, yoksa zehir mi yayıyorum?

Çünkü insanın gerçek değeri, kendisine verilen imkânları neye dönüştürdüğünde ortaya çıkar.

Bir damla sudan yaratıldığını unutmayan insan, Rabbine hasım kesilmez.
Haddini bilir.
Aklını kullanır.
Sorumluluğunu taşır.
Ve bal arısı gibi, bu dünyada bal tadında izler bırakmaya çalışır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir