Kasas suresi 45-50 ayetler ve çiftlikbank

Gerçek Hayattan Bir Hikâye: Çiftlik Bank ve Hevanın Peşinden Gitmek

Değerli kardeşlerim,

Kasas Suresi 45-50. ayetler bize diyor ki:

İnsan bazen hakikati bilmediği için değil, hevasına uyduğu için yanlış yola gider.

Bugün size Türkiye’de yaşanmış çok ibretlik bir olaydan bahsetmek istiyorum: Çiftlik Bank olayı.

Bir dönem Türkiye’de insanlar bir sistem duydu. Deniliyordu ki:

“Para yatırıyorsunuz, sanal hayvan alıyorsunuz, sonra bu size kazanç getiriyor.”

İlk bakışta çok cazipti.

Çalışmadan kazanmak…

Kısa yoldan para büyütmek…

“Ben de bir fırsatı kaçırmayayım” düşüncesi…

Binlerce insan bu sisteme para yatırdı. Sonra olay büyüdü, sistem çöktü, insanlar mağdur oldu. 

Şimdi burada sadece bir dolandırıcılık hikâyesi yok.

Burada toplumun aynası var.

Çünkü bu olayda iki taraflı bir ibret var.

Bir tarafta insanları kolay kazanç vaadiyle peşinden sürükleyen bir yapı var.

Diğer tarafta ise “çalışmadan, emek vermeden, kısa yoldan kazanayım” arzusuyla hareket eden binlerce insan var.

İşte Kasas 50. ayet tam buraya konuşuyor:

“Allah’tan bir rehber olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir?”

Burada heva neydi?

Kolay para arzusu.

Kısa yoldan zengin olma arzusu.

Emeksiz kazanç beklentisi.

“Ben de fırsatı yakalayayım” hırsı.

Bugün birçok insan açıkça haram istemez. Ama kolay kazanç görünce ölçüyü unutabilir.

“Bu iş helal mi?”

“Bu sistem doğru mu?”

“Bu kadar yüksek kazanç gerçekçi mi?”

“Burada başkasının hakkı yeniyor olabilir mi?”

Bu sorular bazen hiç sorulmadı.

Çünkü nefis hemen konuştu:

“Kaçırma!”

“Herkes giriyor!”

“Sen de kazan!”

“Bu fırsat bir daha gelmez!”

İşte ayetlerin anlattığı tehlike bu.

İnsan hakikati sormayı bırakıp hevasının sesini dinlemeye başladığında, sadece kendini değil, toplumun güven duygusunu da yıkar.

Bu olay Kasas 48. ayetle de ilişkilidir.

Çünkü hakikat geldiğinde insanlar çoğu zaman bahane üretir.

Birileri o dönemde uyarıyordu:

“Bu sistem riskli.”

“Bu iş normal değil.”

“Bu kadar kazanç şüpheli.”

Ama bazı insanlar şöyle diyordu:

“Yok canım, herkes kazanıyor.”

“Devlet izin vermezdi herhalde.”

“Ben erken çıkarsam zarar etmem.”

“Herkes yapıyor.”

İşte bu cümleler bizim çağımızın bahaneleridir.

Kasas 49. ayet de soruyor:

“Sizin rehberiniz ne?”

Bu olayda birçok insanın rehberi Kur’an’daki helal-haram hassasiyeti olmadı.

Rehber ne oldu?

Kazanç hırsı.

Kalabalık psikolojisi.

Reklam.

Sosyal medya.

“Komşu yatırdı, ben de yatırayım” mantığı.

Yani insan Kur’an’ı rehber edinmezse, mutlaka başka bir şeyi rehber edinir.

Bazen para rehber olur.

Bazen kalabalık rehber olur.

Bazen reklam rehber olur.

Bazen nefis rehber olur.

Sonra ne olur?

İnsan hem parasını kaybeder, hem huzurunu kaybeder, hem güvenini kaybeder.

Bu hikâyeden alınacak ders şudur:

Bir toplumda cami çok olabilir.

İmam çok olabilir.

Kur’an kursu çok olabilir.

Ama eğer insanın para ile ilişkisi düzelmemişse, ahlak tam oturmamış demektir.

Çünkü gerçek Müslümanlık sadece camide belli olmaz.

Pazarda belli olur.

Ticarette belli olur.

Para kazanırken belli olur.

Bir fırsat önüne geldiğinde “helal mi, haram mı?” diye sorup sormadığında belli olur.

Bu hikâyeyi canlı yayında şöyle bağlayabilirsin:

“Değerli kardeşlerim, Çiftlik Bank sadece bir dolandırıcılık dosyası değildir. Bu olay bize şunu gösterdi: Bir toplumda heva büyürse, kolay para hırsı büyürse, ahlak zayıflarsa, insanlar çok kolay aldatılır. Kur’an bize sadece namazı değil, parayla imtihanı da öğretir. Çünkü insanın gerçek karakteri bazen secdede değil, kasanın başında ortaya çıkar.”

Son cümle olarak da şöyle diyebilirsin:

“Kasas 50. ayet bize diyor ki: Allah’tan rehber almayan insan, sonunda hevasının peşinden gider. Hevasının peşinden giden insan da bazen sadece günah işlemez; parasını, ailesini, huzurunu ve toplumun güvenini de kaybeder.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir