Ortak Payda Nerede Kayboldu?

Bismillahirrahmanirrahim.

Değerli kardeşlerim,
bugün burada size yeni bir şey anlatmaya gelmedim.
Aslında hepimizin bildiği ama üzerinde durmadığı bir gerçeği hatırlatmaya geldim.

Bakın…
Geçenlerde bir video izledim.
Tarihçi değilim.
Ama Emeviler, Abbasiler dönemiyle ilgili okuduklarım bana şunu gösterdi:
Dört halifeden sonra din, yavaş yavaş yönetim aracına dönüştürülmüş.
Yetkiyi elinde tutanlar, dini kendilerine göre eğip bükmüş.

Ve bunun bedelini kim ödemiş biliyor musunuz?
Halk.
Yani biz.

Bugün Kur’an’ın dışında din zannettiğimiz ne varsa,
işte o dönemlerin tortusu.

Ama bakın…
Benim derdim geçmişi suçlamak değil.
Benim derdim bugün.


Fitne Nerede Başlıyor?

Bugün dünyada yaklaşık 2 milyar Müslüman var.
Ve şunu acı bir şekilde görüyoruz:
En küçük bir konu, en küçük bir ayrıntı…
Müslümanları birbirine düşürmeye yetiyor.

Kandil var mı yok mu?
Şu bidat mı, bu sünnet mi?
Bu haram mı, bu helal mi?

Bakın…
Bunlar konuşulmasın demiyorum.
Ama birbirimizi parçalayacak şekilde konuşulmasın diyorum.

Çünkü sonuç ne oluyor biliyor musunuz?
Baba oğuldan kopuyor.
Kardeş kardeşten ayrılıyor.
Akrabalar düşman oluyor.
Toplum bölünüyor.

Peki bu sırada ne oluyor?

Gazze yanıyor.
Arakan yanıyor.
Doğu Türkistan yanıyor.

Ve dünya şunu artık saklamıyor:
Bu bir din savaşı.
İslam’a karşı birleşmiş bir cephe var.

Ve biz…
Biz ne yapıyoruz?

Birbirimizi yiyoruz.


Ortak Payda Nerede?

Bakın kardeşlerim,
hepimiz aynı Allah’a iman ediyoruz.
Hepimiz Hz. Muhammed’e iman ediyoruz.
Namaz kılmaya çalışıyoruz.
Oruç tutmaya çalışıyoruz.
Zekât vermeye çalışıyoruz.

Peki bundan sonra ne olacak?

Şunu soruyorum size:
Neden televizyonlarda, YouTube kanallarında, sosyal medyada
saatlerce reddiye izliyoruz?

Biri birini çürütmeye çalışıyor.
Biri diğerini tekfir etmeye yaklaşıyor.

Ama kim konuşuyor şunu:
“Kimlere sadaka verelim?”
“Bu hafta kimin derdine derman olalım?”
“Bir yetimin başını kim okşadı?”

Bakın…
İyilik konuşulmuyor.
İhtiyaç konuşulmuyor.
Dua konuşulmuyor.


Ben Hayatı Basitleştirdim

Ben kendim için bir ölçü koydum.
Kime gidersem gideyim,
hangi ortamda olursam olayım,
en sonunda şunu soruyorum:

“Bu hafta hiç dua aldın mı?”
“Bu ay birisi sana gerçekten ‘Allah senden razı olsun’ dedi mi?”

Bakın bu çok büyük bir ölçüdür.
Bir insanın kalbinden çıkan dua…
Parayla satın alınmaz.

Bazen bir evde yemek takımı yoktur.
Gidersin, alırsın.
O kadar.

Ama biz nereye gidiyoruz?
En zengin caddelere.
En lüks semtlere.

Neden kimse gecekondu mahallelerine gitmiyor?
Neden kimse “orada kim yaşıyor” demiyor?

Çünkü hedefimiz yok.
Misyonumuz yok.


Dalalet Nedir?

Şimdi burada çok kritik bir noktaya geliyorum.

Hz. Musa diyor ki:
“Ben onu yaptığımda delaletteydim.”

Dalalet ne demek biliyor musunuz?

Sadece “şaşkınlık” değil.
Bilinç kapanması.

Bakın biz bunu günde 40 kere söylüyoruz.
Fatiha’da.

“Veled-dâllîn.”

Yani “bilinci kapanmış olanlardan etme.”

İnsan ne zaman dalalete düşer?
Bir şeyi ilah haline getirdiği zaman.

Aşırı korku…
Aşırı kaygı…
Aşırı evham…
Aşırı bağlanma…

İnsan bir şeye aşırı bağlandığında
aklı kapanır.

Ve işte namazın, zikrin en büyük faydası burada başlar:
Bilinci açık tutar.


İlim Var, Hikmet Yoksa…

Bakın Hz. Âdem’e Allah ilim verdi.
Ama hikmeti düşerek öğrendi.

Hz. Musa’ya ise Allah
ilim + hikmet + hüküm verdi.

Sorun burada.

Bugün herkes biliyor.
Ama hikmeti bilmiyor.

Evliliği biliyor,
ama evliliği yürütmeyi bilmiyor.

Dini biliyor,
ama hayatına uygulamayı bilmiyor.

İşte o zaman ne oluyor?
Yanlış kararlar.
Yanlış hükümler.
Yanlış ayrışmalar.


Son Söz

Kardeşlerim,
Kur’an eksik değil.
Ama biz öncelikleri kaçırıyoruz.

Allah bize şunu sormayacak:
“Filanca tartışmayı kazandın mı?”

Şunu soracak:
“Sen kime fayda verdin?”
“Kimin yarasına merhem oldun?”
“Kimin kalbinden dua aldın?”

Ortak payda işte burada.

İyilikte.
Ahlakta.
Faydada.

Allah bizi orada birleştirsin.
Amin.

Bu dersin resimli sunum pdf dosyasını indirmek için tıklayınız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir