Hayatın Pilav Tarihi
Bugün size Kur’an’dan bir ayet okumayacağım.
Ama Kur’an’ın her yerde olan ayetlerinden bahsedeceğim.
Şimdi gözünüzün önüne bir mutfak getirin.
Bir tencere…
Bir avuç pirinç…
Biraz su…
Bir tutam tuz…
Bir parça yağ…
Bir ateş…
Ve bir insan.
Şimdi sorun şu:
Pilav nasıl olur?
Bakın…
Pirinç var ama pilav yok.
Su var ama pilav yok.
Tuz var ama pilav yok.
Hepsi var… ama pilav yok.
Neden?
Çünkü Kur’an’ın anlattığı ilk yasa burada devreye giriyor:
Hiçbir şey sadece var olmakla “sonuç” olmaz.
Allah diyor ki:
“İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”
Yani pirinci alman yetmez.
Onu yıkayacaksın.
Yağı koyacaksın.
Suyu ölçerek ekleyeceksin.
Ateşi ayarlayacaksın.
Zamanında altını kapatacaksın.
Demlenmesini bekleyeceksin.
Bakın dikkat edin…
Bu bir yemek tarifi değil.
Bu hayatın matematiği.
Şimdi soruyorum:
Bir pilavda bile bu kadar sebep–sonuç varsa,
hayatta nasıl olur da “neden böyle oldu” diye şaşırıyoruz?
Bakın…
Çok su koyarsan lapa olur.
Az su koyarsan diri kalır.
Çok tuz koyarsan yenmez.
Az koyarsan tatsız olur.
Ateşi fazla açarsan yanar.
Kısarsan pişmez.
Kur’an buna ne diyor biliyor musunuz?
Mizan.
Denge.
Allah diyor ki:
“Mizanı bozmayın.”
Şimdi bunu hayata koyun.
Eşine çok taviz verirsen ne olur?
Bağ bozulur.
Çocuğa sınırsız özgürlük verirsen ne olur?
O seni yönetmeye başlar.
İşte fazla su.
İşte fazla tuz.
İşte ateşi fazla açmak.
Ama bakın…
Az ilgi de olmaz.
Az emek de olmaz.
Az sorumluluk da olmaz.
Bu sefer de pişmez.
Hayat yarım kalır.
Şimdi çok önemli bir noktaya geliyoruz.
Bir pilav yapmak için bile bedel ödüyorsun.
Pirinç için çiftçi bedel ödüyor.
Yağ için üretici bedel ödüyor.
Tencere için sanayi bedel ödüyor.
Sen de pişirmek için emek veriyorsun.
Hiçbir şey gökten zembille inmiyor.
Kur’an buna sünnetullah diyor.
Allah’ın değişmeyen yasası.
Şimdi soruyorum:
Emek vermeden kazanılan para neden sorun çıkarıyor?
Çünkü yasa bozuldu.
Alın teri yok.
Denge yok.
Bugün insanlar faize, altına, kolay kazanca koşuyor.
Niye?
Çünkü pilavın pişmesini beklemek istemiyorlar.
Ama Allah’ın yasası bekliyor mu?
Hayır.
Bakın zaman…
Pilavda en çok unutulan malzeme zamandır.
Erken açarsan olmaz.
Geç açarsan yanar.
Hayatta da böyledir.
Zamanında koymadığın sınırı
sonradan koyamazsın.
Tuzu başta koymadın mı,
sonradan serpersin ama tutmaz.
İlişki eski ilişki olmaz.
Sonra diyoruz ki:
“Eskisi gibi değil.”
Evet…
Çünkü yasaya aykırı yaşadın.
Şimdi şunu çok net söyleyeyim:
Allah pilavı anlatmıyor.
Allah hayatı anlatıyor.
Pilav yanarsa çöpe atarsın.
Ama hayat yanarsa
bedelini yıllarca ödersin.
Yanmış bir pilav:
Ziyan olmuş pirinçtir.
Yanmış bir hayat:
Ziyan olmuş evlilik,
ziyan olmuş çocuk,
ziyan olmuş emek,
ziyan olmuş ömürdür.
Ama Allah merhametlidir.
Eğer sen yasayı fark edersen,
dengeyi görürsen,
bedel ödemeye razı olursan,
acele etmezsen…
Allah sana yeniden pişirme imkânı verir.
Daha güzel bir hayat,
daha dengeli bir ilişki,
daha huzurlu bir sonuç.
Son söz şu:
Kur’an sadece okunan bir kitap değildir.
Kur’an bakmayı öğreten bir rehberdir.
Bakmasını bilen için
bir pilav bile ayettir.
Ve ayeti gören insan
hayatını lapa yapmaz.

