Gerçeği Kabul Etmek Neden Zor? Hz. İbrahim, Bağımlılık ve İlişkilerde Denge

11 Haziran 2025

Soru: Bir insan doğruyu duyduğu hâlde neden öfkelenir?

Bazen duyduğumuz söz yanlış olduğu için değil, alıştığımız düşünceyi sarstığı için zor gelir. Çünkü insan yalnızca bilgiye değil, alışkanlıklarına da bağlanır.

Enbiyâ suresinde Hz. İbrahim’in kavmiyle karşılaşması bunu düşündürür. O, insanların önünde durduğu putları sorgular.

Kavmi ise atalarını örnek gösterir. Alıştıkları şeyi savunmak için onun doğru olup olmadığını yeniden düşünmek istemezler.

Hz. İbrahim’in Sorusu

Hz. İbrahim kavmine yönelir ve tapındıkları heykelleri sorar. Onlar, babalarını böyle yaparken gördüklerini söyler.

Oysa bir davranışın geçmişten gelmesi tek başına doğruluğunu göstermez. İnsan öğrendiği şeyi düşünmekle de sorumludur.

Soru: Biz hangi alışkanlığımızı yalnızca çevremizde herkes öyle yaptığı için sürdürüyoruz?

Aile içinde gördüğümüz bir tavır olabilir. İş hayatında normal saydığımız bir davranış olabilir. Bize yıllarca öğretilmiş bir düşünce olabilir.

Bütün bunları incelemeden doğru kabul ettiğimizde, gerçek ile alışkanlığı birbirine karıştırabiliriz.

Hz. İbrahim’in putları kırması ve büyük putu bırakması üzerine kavmi sorgulamaya başlar. Ardından o nesnelerin konuşamayacağını kendileri de dile getirirler.

İnsan bazen bir gerçeği anlar. Ama onu kabul etmek, yıllardır koruduğu düzeni değiştirmeyi gerektirdiği için geri adım atar.

Gerçeği bilmek ile gerçeğe göre yaşamak aynı şey değildir.

Hayatımızdaki Görünmez Bağlılıklar

Put deyince yalnızca taştan yapılmış bir nesne düşünmeyelim. İnsanı ölçüsüz biçimde yöneten istekleri de sorgulayabiliriz.

Bir insan eşine çok değer verebilir. Bu güzeldir. Ama bütün kararlarını yalnızca karşısındaki kişinin onayına bağlarsa kendi ölçüsünü kaybedebilir.

Bir insan işini sevebilir. Çalışmak ve üretmek önemlidir. Fakat haftanın her günü bütün zamanını işe verip ailesine ve kendisine hiç vakit bırakmıyorsa dengesini düşünmelidir.

Ev, araba ve para da böyledir. İhtiyaçlarımız var. Fakat onlara ulaşamadığımızda hayatın hiçbir anlamı kalmayacağını düşünüyorsak bir isteği gereğinden fazla büyütüyor olabiliriz.

Soru: Benim hayatımda hangi şey, yokluğunu düşününce bütün huzurumu elimden alıyor?

İnsan bazen bunu fark etmez. Kendisini çalışkan, fedakâr veya sevgi dolu görür.

Oysa aşırılık, iyi bir davranışın içinde bile ortaya çıkabilir. Sevgi bağımlılığa, çalışma ölçüsüzlüğe, fedakârlık kırgınlığa dönüşebilir.

Bu nedenle doğru ile yanlışı ayırmak yalnızca başkalarının hatalarını görmek değildir. Kendi davranışımızdaki aşırılığı da görmektir.

Gerçekle Karşılaşınca Ne Yapıyoruz?

Birine genel bir örnek verildiğinde kişi bunu kendisine yöneltilmiş eleştiri sanabilir. Hemen savunmaya geçebilir.

Çünkü söylediklerimiz kadar, sözleri nasıl duyduğumuz da önemlidir. İçimizdeki kırgınlık, bir açıklamayı saldırı gibi hissettirebilir.

Hz. İbrahim’in kavmi de sorunun kendisini düşünmek yerine onu söyleyen kişiye tepki verir. Sözün doğruluğunu tartmak zorlaşır.

Bazen bize bir gerçek söylenir. İlk tepkimiz kendimizi korumak olur. Sonra sakinleşince aynı sözün üzerinde düşünmeye başlarız.

Soru: Beni rahatsız eden bir söz duyduğumda önce anlıyor muyum, yoksa hemen karşılık mı veriyorum?

Her duyduğumuzu sorgusuz kabul etmeyelim. Ama doğru olabilecek bir sözü yalnızca canımızı sıktığı için de reddetmeyelim.

Kendimize zaman verelim. Neden bu kadar alındığımızı düşünelim. Bazen cevap, başkasının sözünde değil bizim beklentimizdedir.

İlişkilerde Ölçüyü Koruyabilmek

Bir ilişkide sürekli tek taraf emek veriyorsa bir süre sonra kırgınlık birikebilir. Hep aynı kişi arar, ziyaret eder, yardım eder ve sorunları çözer.

Karşı taraf alışabilir. İlişki zamanla karşılıklı ilgi olmaktan çıkar, tek taraflı beklentiye dönüşebilir.

Bu durum evlilikte de arkadaşlıkta da akrabalıkta da yaşanabilir. Yalnızca ne kadar verdiğimize değil, nasıl bir ilişki kurduğumuza bakmak gerekir.

Soru: Sevdiğim insana alan bırakıyor muyum, yoksa her sorumluluğu ben mi üstleniyorum?

Her iki kişinin katkısı tam olarak aynı olmak zorunda değildir. İmkânlar ve ihtiyaçlar farklıdır.

Fakat karşılıklı saygı ve sorumluluk olmadan sağlıklı bir denge kurmak zorlaşır. Bir taraf sürekli yük taşırken diğeri bunun farkında bile olmayabilir.

İlişkinin gerçek durumunu görmek için öfkeyle hesap sormak gerekmiyor. Bazen bir adım geri çekilip karşılıklı davranışa bakmak yeterli olabilir.

Biz çok verdiğimizi düşünürken, aslında karşı tarafın kendi sorumluluğunu almasına hiç fırsat bırakmamış olabiliriz.

Burada mesele sevgiyi azaltmak değil. Sevgiyi ölçüyle ve karşılıklı sorumlulukla sürdürebilmektir.

Dengeli Hayat Neden Sıkıcı Görünür?

Bazı insanlar sürekli heyecan ve aşırılık arar. Sakin bir hayat onlara sıradan gelir.

Oysa düzenli bir çalışma, aileyle geçirilen zaman, güvenilir bir arkadaşlık ve verilen sözün tutulması küçümsenecek şeyler değildir.

Bir arkadaşlığın sürmesi için sürekli alkol veya başka bir uyarıcıya ihtiyaç duyuluyorsa o bağın niteliği üzerine düşünmek gerekir.

Birlikte konuşabilmek, paylaşabilmek ve birbirine güvenebilmek başlı başına değerlidir. İnsanları bir arada tutan yalnızca ortak eğlence olmamalıdır.

Soru: Ben gerçek huzuru mu arıyorum, yoksa geçici heyecanı mı?

Hz. İbrahim’in çağrısı, görünenin arkasındaki gerçeğe bakmaya davet ediyor. Nesnenin kendisine değil, ona verdiğimiz anlama dikkat kesiliyoruz.

İşimiz, eşimiz, ailemiz ve sahip olduklarımız hayatımızda yer tutabilir. Fakat hiçbirini bizi doğru olandan uzaklaştıracak kadar büyütmemeliyiz.

Bugün bir ilişkimize bakalım. Nerede ölçüyü kaçırdığımızı, nerede gerçeği duymaktan kaçtığımızı dürüstçe düşünelim.

Huzur, her istediğimizin gerçekleşmesinde değil; neyin gerçekten değerli olduğunu ayırt edebilmemizde saklı olabilir.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir