Acele Eden Hedefe Ulaşır, Ama Yolculuğu Kaybedebilir
Acele Eden Hedefe Ulaşır, Ama Yolculuğu Kaybedebilir
Ordu’dan İstanbul’a özel araçla yaklaşık on saatlik bir yolculuk düşünün.
İnsan çok hızlı giderse, hiç durmazsa, yalnızca hedefe odaklanırsa belki İstanbul’a daha erken ulaşır. Fakat yol boyunca geçtiği şehirleri görmez. Manzarayı fark etmez. Bir yerde durup çay içmez. O bölgenin yemeğini tatmaz. İnsanlarla konuşmaz. Çocuklarıyla yol hatırası oluşturmaz.
Yol biter ama yolculuk yaşanmaz.
Sonra birisi:
“Nerelerden geçtin?”
diye sorduğunda pek bir şey anlatamaz. Çünkü amacı yolu yaşamak değil, bir an önce tüketmek olmuştur.
Modern insan da hayatı böyle yaşıyor.
Bir an önce büyümek istiyor.
Bir an önce evlenmek istiyor.
Bir an önce zengin olmak istiyor.
Bir an önce ev, araba, makam sahibi olmak istiyor.
Bir hedefe ulaştığında da hemen diğer hedefe koşuyor.
Fakat bu acele sırasında:
-
Çocuğunun nasıl büyüdüğünü,
-
anne babasının nasıl yaşlandığını,
-
eşinin hangi duygulardan geçtiğini,
-
dostlarının ne zaman uzaklaştığını,
-
kendi ömrünün nasıl tükendiğini
fark edemiyor.
İşte Ankebût 53. ayette geçen acele etme ve farkında olmama arasında böyle bir bağ vardır:
İnsan acele ettikçe yolun işaretlerini kaçırır; işaretleri kaçırdıkça nereye gittiğini fark edemez.
Everest örneği de aynıdır.
Bir insan Everest’in tepesine helikopterle bırakılabilir. Birkaç dakika içinde zirveye ulaşır. Fotoğrafını çeker ve:
“Ben zirvedeyim.”
diyebilir.
Bir diğeri ise aylarca hazırlanır. Antrenman yapar. Soğuğa dayanır. Yorulur. Düşer, kalkar. Korkularıyla mücadele eder. Arkadaşlıklar kurar. Vazgeçme noktasına gelir ama devam eder. Sonunda zirveye ulaşır.
İkisi de zirvede olabilir; fakat ikisinin yaşanmışlığı aynı değildir.
Helikopterle çıkan zirveyi görmüştür.
Tırmanarak çıkan ise zirvenin bedelini ödemiştir.
Birinde sadece sonuç vardır.
Diğerinde emek, sabır, mücadele, hatıra ve dönüşüm vardır.
Hayatta da önemli olan sadece:
“Nereye ulaştın?”
sorusu değildir.
Şunlar da önemlidir:
Nasıl ulaştın?
Neleri öğrendin?
Hangi bedeli ödedin?
Kimlere dokundun?
Kimlerle hatıra biriktirdin?
Yol seni nasıl bir insana dönüştürdü?
Çünkü bazen acele eden insan hedefe ulaşır; fakat hedefe ulaşırken ailesini, sağlığını, dostlarını, ahlakını ve huzurunu kaybeder.
O zaman varılan yer başarı gibi görünse bile, yolculuk hüsrana dönüşebilir.
Ana mesaj
Hayat yalnızca ulaşılacak hedeflerden oluşmaz. Hayat, o hedeflere giderken yaşadığımız anlar, verdiğimiz emek, kurduğumuz ilişkiler ve oluşturduğumuz hatıralardır. Acele, mesafeyi kısaltabilir; fakat yaşanmışlığı da azaltabilir.
Ayetlerle bağ
Acele etmek
↓
Yalnızca sonuca odaklanmak
Yolu fark etmemek
↓
Anı, insanları ve işaretleri kaçırmak
Ansızın fark etmek
↓
Ömrün geçtiğini, çocukların büyüdüğünü, anne babanın yaşlandığını görmek
Kuşatılmak
↓
Hedefler, borçlar ve sorumluluklar arasında sıkışmak
Yaptığını tatmak
↓
Aceleyle kurulan hayatın yalnızlığını ve hatırasızlığını yaşamak
Kapanış cümlesi
Yolu hızla bitirmek başarı değildir. Asıl başarı, doğru hedefe giderken yolu da doğru yaşamak; manzarayı görmek, insanlara dokunmak, emek vermek ve geride güzel hatıralar bırakmaktır.
Modern insan neden zamanın hızlandığını hissediyor?
1. Zihin çok fazla şeyle dolu
Bugün insan aynı anda:
- Mesajlara bakıyor,
- haber takip ediyor,
- sosyal medyada dolaşıyor,
- işle ilgileniyor,
- gelecek planı yapıyor,
- alışveriş düşünüyor,
- başkalarının hayatını izliyor.
Dikkat sürekli parçalanıyor. Zihin zamanı fark etmeye değil, gelen uyarıları işlemeye çalışıyor. Araştırmalar da zaman algısının dikkat, hafıza ve zihinsel yükle yakından ilişkili olduğunu gösteriyor. Zihinsel yük arttığında geçen süre olduğundan daha kısa hissedilebiliyor.
2. İnsan her şeyi aynı zamana sığdırmaya çalışıyor
Eskiden insanın bir günde yapacağı iş daha sınırlıydı. Bugün ise insan:
- Hem çok para kazanmak,
- hem sürekli gezmek,
- hem sosyal medyada görünmek,
- hem iyi eş olmak,
- hem iyi anne-baba olmak,
- hem spor yapmak,
- hem yeni şeyler öğrenmek,
- hem de eğlenmek
istiyor.
Fakat gün yine aynı gün.
Sorun zamanın kısalması değil; insanın isteklerinin, hedeflerinin ve meşguliyetlerinin büyümesidir.
Gün küçülmedi; insanın güne yüklediği yük büyüdü.
3. Her şeye hemen sahip olmak istiyoruz
Modern insan süreç istemiyor.
- Hemen zenginlik,
- hemen makam,
- hemen ev,
- hemen araba,
- hemen evlilik,
- hemen başarı,
- hemen huzur istiyor.
Fakat bunların her birinin bedeli, emeği ve vakti vardır.
İnsan on yıllık hedefi bir yıla, bir yıllık işi bir aya, bir aylık işi bir güne sığdırmaya çalışınca zaman ona yetmiyor.
Burada Ankebût 53. ayetteki acele etme kökü çok anlamlı hâle geliyor:
İnsan sonucu vaktinden önce istiyor.
İlahî düzen ise şunu söylüyor:
Her şeyin bir eceli, ölçüsü, olgunlaşma süresi ve bedeli vardır.
4. İnsan anı yaşamıyor
İnsan yemek yerken telefona bakıyor.
Çocuğuyla otururken iş düşünüyor.
Tatildeyken fotoğraf paylaşmayı düşünüyor.
Bugünü yaşarken yarını planlıyor.
Bedeni bulunduğu yerde, zihni başka yerdedir.
Bu yüzden yaşanan an hafızaya güçlü biçimde kaydolmuyor. Günün sonunda:
“Bugün ne yaptım, zaman nasıl geçti?”
diyor.
Zamanın hızlı geçmesi hissinin bir kısmı, günün dolu olmasından değil; günün bilinçsiz ve parçalanmış yaşanmasından kaynaklanıyor.
Ayetlerle kurulabilecek bağ
Acele
↓
İnsan her şeyi hemen ister.
Çok hedef ve çok meşguliyet
↓
Zihin dağılır.
Fark etmemek
↓
İnsan günün, ailesinin, sağlığının ve ömrünün nasıl geçtiğini anlayamaz.
Ansızın
↓
Bir gün yaşlandığını, çocuklarının büyüdüğünü, anne-babasının öldüğünü fark eder.
Kuşatılmak
↓
Borçlar, sorumluluklar, ekranlar ve hedefler insanı kuşatır.
“Yaptıklarınızı tadın”
↓
İnsan aceleyle kurduğu hayatın sonucunu yaşar.
Dersin güçlü ana cümlesi
Zaman hızlanmadı; insan hızlandı. Gün kısalmadı; insan bir güne taşıyamayacağı kadar hedef, arzu ve meşguliyet yükledi. Her şeyi hemen elde etmek isteyen insan, hiçbir şeyi derin yaşayamaz hâle geldi. Sonunda ömür çabuk geçmiş gibi görünür; çünkü hayat yaşanmamış, tüketilmiştir.
Bir başka güçlü ifade:
İnsan zamanı kullanmıyor; aceleleri, ekranları ve bitmeyen istekleri zamanı parçalıyor. Sonra da “Zaman yetmiyor” diyor. Oysa çoğu zaman yetmeyen zaman değil, insanın ölçüsüz istekleridir.
