Âlimde olsan peygamber de olsan şeytan seninle uğraşacak

 “BismillahirRahmanirRahıym” 

 93-) Kul Rabbi imma türiyenniy ma yu’adun; 
 de ki; rabbim eğer ille de onları tehdit ettiğin azabı bana göstermek istiyorsan, benim şahit olmamı istiyorsan onları tehdit ettiğin azaba, 
 94-)Rabbi fela tec’alniy fiyl kavmiz zâlimiyn 
o takdirde rabbim beni bu zalimler güruhuna, bu zalimler çetesinin arasında kılma. Onlarla birlikte kılma.
 Zalimlerle birlikte yaşamak ilahi gazabın riski altında yaşamaktır. Peygamber, peygamber olduğu halde Allah’ın gazabından nasıl çekindiğini ve sakındığını işte bu ayette görüyoruz. Ama ondan da öte bu ayetlerin bize verdiği mesaj zalimlerle kendisine yabancılaşanlarla, tasavvuru ve aklı ters dönmüş olanlarla, kendi kendine kötülük edenlerle birlikte bulunmak, gazap riski altında bulunmaktır. Böyle bir risk altında bulunan bunun sonucuna da katlanacaktır. 
 95-) Ve inna alâ en nüriyeke ma ne’ıdühüm lekadirun 
 bu duaya peygamberin şahsında bütün davetçilerin yaptığı bu duaya verilen ilahi cevapta şu; 
Biz onları tehdit ettiğimiz azabı her hal ve şartta sana göstermeye elbette kadiriz. Yani ister onların arasında seni koruyarak, ister onların arasından ayrılmış olsan, istersen bu dünyadan ayrılmış ol, ama bir biçimde eğer onlar azabı hak ettilerse bu sana ulaştırılacak, sana gösterilecektir. 
 96-) İdfa’ Billetiy hiye ahsenüs seyyieh 
 böyle bir ayetin arkasından, böyle bir ayetin gelmiş olması manidardır. Sana karşı yönelen her tür kötülüğe öyle bir savunma yap ki, o savunman en güzeli, en uygunu olsun.

nahnu a’lemu Bi ma yesıfun

biz onların yapıp yakıştırdıklarını elbette biliriz.

 

Evet, bu ayette sana yönelik her çirkin saldırıya karşı öyle bir savunma yap ki en güzeli en uygunu, hiye Ahsen, o olsun buyruluyor. 
Muhteşem bir ilke veriliyor insana. Kötülüğe karşı kötülük değil, kötülüğe karşı iyilik ilkesi bu. Kötünün yerini bir başka kötünün aldığı mücadele kötü bir mücadeledir deniliyor. Ve eğer onlara suçlarının cezasını verecek biri varsa, yukarıda ki ayetlerde de gördüğümüz gibi bu Allah’tır deniliyor. 
Onun için bu ayetle fussilet/34. ayeti arasında ilginç bir benzerlik var. Bu ayette; ..idfa’ Billetiy hiye Ahsen..(Fussilet/34) sana yönelik her türlü muameleye karşı en güzel biçimde savunma yap. Ya da bir başka şekilde çevirecek olursak; tezini güzel savun. Hangi tezi savunuyorsan onu iyi savun, güzel savun. ..feizelleziy beyneke ve beynehu adâvetün keennehu veliyyün hamiym (Fussilet/34) olaki muhatabınla senin aranda bir düşmanlık, bir kin, bir husumet olabilir. 
Ama eğer tezini güzel savunursan muhatabın sana sımsıcak bir dost kesilecektir.

Onun için tezi güzel savunmak, güzel tezlerin hakkıdır. Tezi güzel savunmak güzel bir hediyeyi güzel bir ambalaja koymaktır. Tezi kötü savunmak; Yer yüzünün en büyük elmasını çok çirkin bir ambalajla pazarlamaya kalkmaktır. Onun için güzelin ulaştırılma usulü de güzel olmalı. 

Güzelin takdimi de güzel olmalı. Güzelliğin tebliği de güzel olmalı. Bir güzel, güzel bir usul, güzel bir üslup, güzel bir ambalaj, güzel bir vizyon ile sunulursa hakkı verilmiş olur. Misyonu güzel olup ta vizyonu güzel olamayanlar, o misyonun değerini düşürmüş olurlar. 
 97-)Ve kul Rabbi eûzü BiKE min hemezâtiş şeyâtıyn 
 ve de ki; Rabbim şeytanların ayartmalarından sana sığınırım.

Bir önceki ayetle münasebeti çok açık. Bir önceki ayette güzel bir yöntem, güzel bir usul, güzel bir üslupla cevap verilmesi istenmişti. Bu güzel üsluba sahip olan insan şeytan tarafından ne güzel üslubun var, ne güzel iletiyorsun ne güzel tebliğ ediyorsun, ne mükemmel yapıyorsun şeklinde bir ayartmaya muhatap olabilir. İşte bir sonraki ayette onu dile getirerek böyle bir güzelliğe sahip olan insan dahi şeytanın ayartma yöntemlerinden kurtulamaz.

Buna karşın böyle bir insanın, böyle bir müminin sığınacağı tek güç Allah’tır. Çünkü şeytan ve şeytansılar tüm şeytani güdüler ve güçler insanın yaptığı tüm iyilikleri bulandırmak onları amacından saptırmak, onların niyetini bozmak, onları birer sevap değil birer günaha çevirmek için çaba gösterirler. Ve devam ediyor 

 98-) Ve eûzü BiKE Rabbi en yahdurûn 

onların yaklaşımlarından da rabbim sana sığınırım.
Aslında yaklaşım diye çevirdiğim en yahdurûn yaklaşmalarındandır. Ama yaklaşımla yaklaşma arasında ki o çağrışımdan yararlanmak istedim böyle çevirirken.
 Çünkü şeytanlar ve şeytansılar olayla ve eşyaya şeytanın baktığı yerden baktırmak için yaklaşırlar. Yani bakış açımızı değiştirtmek için yaklaşırlar. Tasavvurumuzu, ki tüm kavramlar anlamını tasavvurumuzdan kazanır. Doğru, yanlış, iyi güzel, kötü çirkin, kâr zarar, kazanç kayıp, mutluluk bedbahtlık gibi tüm hayatımızı üzerine inşa ettiğimiz temel kavramlar anlamlarını tasavvurda kazanır. 
Bu kavramlarda yapılacak temel bir yanlış tüm hükümlerimizi, tüm akıl yürütmelerimizi, tüm davranışlarımızı yanlış etkiler.
Onun için tasavvurda ki milimetrik bir sapma akılda kilometrelere, eylemde ise belki sonsuz sınırsız sapmalara sebep olacaktır.
Onun için burada şeytandan ve onun yaklaşımlarından Allah’a sığınırken aslında müminin niyeti, çıkış noktası, bakış açısı yaklaşımı konusunda ki istikamet açısı, tashihi yapması isteniyor. Eğer bu istikamet açısında bir sapma varsa, bu sapmanın eylem düzeyinde çok daha büyük olacağı ima ediliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir