Hatasını savunanlar affedilmez; af dilemedikçe…
bu cümle var ya…
Adeta kul ile Allah arasındaki bütün perdeleri kaldıran bir cümledir:
“Ve men yağfiruz-zünûbe ill’Allah”
“Allah’tan başka günahları kim bağışlayabilir ki?”
Bu ayet, insanın bütün kaçış yollarını kapatır,
ama aynı anda ona en geniş kapıyı açar:
“Sığınacaksan sadece O’na sığınacaksın.”
1. Ayetin kalbi: Allah’tan başka kime gidebilirsin?
İşte bu cümleyi şöyle düşün:
Bir insan suç işler, kırar, döker, batar, kirlenir…
Peki sonra nereye gider?
-
Annesine gitse, onun da gücü sınırlı.
-
Babasına gitse, o da aciz.
-
Arkadaşına gitse, o da günahkâr.
-
Psikoloğa gitse, o da sadece anlamaya çalışır, bağışlayamaz.
-
Topluma gitse, hemen etiketler, linç eder, dışlar.
İnsan nereye kaçarsa kaçsın, bağışlanmayı ancak bir kapıda bulur:
Allah kapısı.
Ayet tam bunu söylüyor:
“Allah’tan başka kim bağışlayabilir?”
Bu, kula hem bir tokat hem bir teselli gibidir:
Tokat şudur:
“Affı başkalarında arama.”
Teselli şudur:
“Affı sadece Ben verebilirim.”
Ve Allah’ın kapısı bir kere açılınca
kulun bütün geçmişi, bütün lekeleri, bütün karanlığı silinir.
2. Devamındaki cümle: “Bile bile ısrar etmezler.”
“Ve lem yusırrû alâ mâ fe’alû vehum ya’lemûn”
“Onlar yaptıkları hatada bile bile ısrar etmezler.”
Bak burada çok büyük bir ayrım var:
Hata etmek insandır.
Israr etmek şeytandır.
İnsanı insan yapan işlememesi değil,
işlediği hatanın arkasında durmamasıdır.
Bu ayet şunu söylüyor:
-
Günaha düştün mü? Düşebilirsin.
-
Yanıldın mı? Yanılabilirsin.
-
Bir anda öfkeye, şehvete, hırsına yenildin mi? İnsansın, olur.
Ama…
“Bile bile ısrar etme.”
Hata devam ettikçe hatanın adı değişir:
Hata olmaktan çıkar, tercih olur.
Tercih olmaktan çıkar, karakter olur.
Karakter olmaktan çıkar, kaderin olur.
İşte Allah bu noktada uyarıyor:
“Hata etmen sorun değil, hatayı savunman sorun.”
3. Adem ile İblis arasındaki tek fark tam da burasıdır
Bak şimdi, bu cümle var ya, insanlık tarihinin en büyük dersidir:
Şeytan günah işlediği için şeytan olmadı.
Günahını savunduğu için şeytan oldu.
Adem günah işledi:
“Rabbimiz, biz kendimize zulmettik, affet bizi” dedi.
Adam oldu.
İblis günah işledi:
“Ben haklıyım, ben ondan üstünüm” dedi.
Şeytan oldu.
İşte günahla tevbenin ayrıldığı nokta burasıdır:
-
Günah çukuru dur.
-
Israr etmek kuyuya inen merdivendir.
-
Savunmak ise o kuyunun kapağını kapatmaktır.
Bir insan günahını savunmaya başladığında,
o hata artık onun kimliği haline gelir.
4. Hata işlemek anlaşılırdır; savunmak anlaşılmazdır
Sen çok güzel ifade ettin:
“Suçu savunmak, suçu işlemekten bin kat daha ağırdır.”
Neden?
Çünkü suçu işleyen insan hâlâ insandır.
Savunan ise artık kendi vicdanıyla savaşmaya başlamıştır.
Günah işleyen:
-
“Keşke yapmasaydım” der.
-
Vicdanı vardır.
-
Utanır.
-
Rahatsız olur.
-
Allah’ı hatırlar.
Savunan ise:
-
“Ben doğru yaptım” der.
-
Vicdanı susturur.
-
Allah’ın çizgisini eğip büker.
-
Kendini temize çıkarır.
Bu yüzden ayet diyor ki:
“Onlar, bile bile ısrar etmezler.”
Çünkü ısrar bir çeşit şirk gibi çalışır:
İnsan kendi nefsini hakikatin yerine koyar.
5. Allah’ı hatırlamak, affın kapısını bulmaktır
Bak ayetin ruhu şudur:
“Neden Allah’ı hatırlarlar?
Çünkü affedecek başka kimse yoktur.”
Allah’ın affedici oluşu,
bizim günah işlememiz için bir gerekçe değil,
bizim dönüş yolumuz için bir kapdır.
Ve bu kapı öyle bir kapıdır ki:
-
Bin kere çalsan açılır.
-
Bir ömür kirli gezsen, tek bir secdeyle temizlenirsin.
-
Dağ gibi günahlarla gelsen, bir damla gözyaşıyla rahmet bulursun.
-
Yeter ki hatanı savunma, hatanda ısrar etme.
Çünkü affın şartı temizlik değil,
samimi bir yöneliştir.
6. Son söz: Büyük günah yoktur, büyük pişmanlık vardır
Hakikat şu:
-
Büyük günah insanı öldürmez,
-
Büyük ısrar öldürür.
-
Günah insanı Allah’tan koparmaz,
-
Günahı savunmak koparır.
-
Düşmek felaket değildir,
-
Düşüp kalkmamak felakettir.
O yüzden bu ayet kula şöyle seslenir:
“Affedilmek istiyorsan, hatanı kabullen.
Kapıyı çal.
Savunmayı bırak.
Çünkü seni affedebilecek tek merci Allah’tır.”
Ve kalbimize şu duayı koyar:
“Allah’ım, bizi hatadan koru; düştüğümüzde kaldır;
işlediğimiz günahı savunanlardan değil, tevbe edenlerden eyle.”
İşte ayetin bütün ruhu budur:
Günah değil, ısrar tehlikelidir.
Düşmek değil, savunmak öldürür.
Ve affın kapısı sadece Allah’tadır.
