İman Sözde Kalmasın: Tevhid, Dua ve Salih Amel
28 Mayıs 2025
Soru: Bir insanın hayatında gerçekten güvendiği şey nedir?
Zor zamanımızda yardım isteriz. Sevdiğimiz biri sıkıntıya düşse onun için dua ederiz. Ama kendi davranışlarımızı aynı dikkatle gözden geçiriyor muyuz?
Enbiyâ suresinde Allah’ın birliğine çağrı vardır. 25. ayette, gönderilen elçilere Allah’tan başka ilah olmadığı ve yalnız O’na kulluk edilmesi gerektiğinin bildirildiği anlatılır.
Bu çağrı bizi yalnızca bir sözü tekrar etmeye değil, hayatımızın yönünü düşünmeye götürür.
Tevhid: Güvenin Yönünü Bilmek
Soru: Bir şeye inanmakla ona göre yaşamak arasında ne fark var?
Allah birdir demek bir başlangıçtır. Fakat insanın davranışı, verdiği sözler ve seçtiği yol da bu inançla ilişkili olmalıdır.
Enbiyâ suresinin devamında Allah’a evlat isnat edilmesi reddedilir. Meleklerin de O’nun emriyle hareket eden kullar olduğu bildirilir.
Buradaki temel vurgu açıktır: Kulluk makamı ile ilahlık makamı birbirine karıştırılmaz.
Biz bazen kendi gücümüzü çok büyütürüz. Bazen de bir insanın bizim yerimize her şeyi çözmesini bekleriz.
Oysa kulluğu anlamak, insanın sınırlı olduğunu kabul etmeyi de gerektirir.
Başka birine duyduğumuz sevgi, kendi sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz.
Şefaat ve Rıza Üzerine Düşünmek
Şefaat konusu çoğu zaman bir başkasının bizim adımıza ne yapabileceği sorusuna dönüşür.
Enbiyâ suresi 28. ayette meleklerin, Allah’ın razı olduğu kimseler dışında şefaat etmedikleri bildirilir. Bu ifadeyi düşünürken merkeze Allah’ın bilgisi ve rızası yerleşir.
Soru: Biz yalnızca birinin bizim için dua etmesini mi bekliyoruz, yoksa kendi hayatımızı da düzeltmeye çalışıyor muyuz?
Bir yakınımızın iyiliğini isteriz. Onun doğruyu bulması ve sıkıntıdan kurtulması için dua ederiz.
Fakat dua ederken onun adına bütün kararları veremeyiz. Onun yerine dürüst olamayız, onun yerine sorumluluk alamayız.
Aynı durum bizim için de geçerlidir. Başkasının güzel sözleriyle yetinmek kolaydır. Kendi davranışlarımızı değiştirmek daha fazla emek ister.
İman ile salih amel arasındaki ilişkiyi burada düşünmek gerekir.
İnsan yalnızca neye inandığını değil, insanlara nasıl davrandığını da sorgulamalıdır.
Bir Arabanın Bütün Parçaları Gerekir
Bir arabanın tekerlekleri olsa ama yakıtı olmasa yol gidemez. Yakıtı olsa, başka gerekli parçası eksik olsa yine gidemez.
Bir pilav yapmak için de tek bir malzeme yetmez. Pirinç, su ve pişirmek için gereken şartlar birlikte bulunmalıdır.
Bu benzetmeler insanın hayatındaki bütünlüğü hatırlatır.
İbadet ettiğini söyleyen biri ticaretinde güven vermiyorsa ortada düşünülmesi gereken bir eksiklik vardır.
İnsanlara yardım eden biri de kendi manevi sorumluluklarını bütünüyle göz ardı ediyorsa yine bir denge sorunu ortaya çıkar.
Soru: İyi insan olmayı hayatımızın yalnızca bir alanına mı sıkıştırıyoruz?
Namaz, dua, dürüstlük, iyilik ve emanet bilinci birbirinden kopuk meseleler değildir.
Bir konuda eksik olduğumuzu görmek bizi umutsuzluğa sürüklemek zorunda değil. Eksiklerimiz, üzerinde çalışabileceğimiz alanları gösterir.
Kendimizi kusursuz ilan etmeden de doğru yolda ilerlemek için çaba gösterebiliriz.
Sevgi, İhtiyaç ve Emanet
Aile ilişkilerinde de benzer bir sınav vardır. Evliliğe yalnızca kendi ihtiyaçlarımızı karşılatmak için bakarsak, beklentilerimiz değiştiğinde sevgimiz de zorlanabilir.
Oysa eşimizi bir emanet olarak görmek farklı bir sorumluluk hatırlatır.
Bir insan hastalandığında ona bakım veren eşin davranışında yalnızca karşılık beklemek yoktur. Sadakat ve sorumluluk da vardır.
Aile içindeki bu örnek, iyilik yapmanın yalnızca kolay zamanlarda anlam taşımadığını gösterir.
Soru: Yanımızdaki insan bize fayda sağlayamadığında ona karşı tavrımız değişiyor mu?
İhtiyaçlarımızı görmezden gelemeyiz. Ama ilişkileri yalnızca ihtiyaç alışverişine indirgersek zor günlerde birbirimizin yanında durmak da zorlaşır.
Birlikte yaşamak, bazen fedakârlık yapmayı; bazen de karşımızdakinin sıkıntısını anlamayı gerektirir.
Bilgiyi Hayata Taşımak
Dini bir konuda çok konuşmak, o konunun hakkını verdiğimiz anlamına gelmez.
Kendimize dönüp bakmak zorundayız: Sözümüzde duruyor muyuz? Borcumuzu ödüyor muyuz? Birini incittiğimizde hatamızı kabul edebiliyor muyuz?
Bunlar, inandığımız değerlerin günlük hayatta görünür olduğu yerlerdir.
Kur’an okumak da yalnızca kelimeleri seslendirmek değildir. Anlamaya çalışmak, düşünmek ve öğrendiğimiz doğruyu davranışa dönüştürmek önemlidir.
Soru: Bugün inandığımı söylediğim hangi değeri davranışıma daha fazla taşıyabilirim?
Belki verdiğimiz bir sözü tutarak başlayabiliriz. Belki de uzun süredir ihmal ettiğimiz birine karşı görevimizi hatırlayabiliriz.
Tevhid bize yönümüzü, salih amel ise o yönde nasıl yürüdüğümüzü sorgulatır.
İnanç, yalnızca dilimizde değil; seçimlerimizde, ilişkilerimizde ve emanetlere davranışımızda da görünmelidir.
