Mizan Nedir ? Denge Nedir ?
Bugün Kur’an’ın bize sunduğu en ince, en zarif ve en güçlü kavramlardan birinin eşiğindeyiz: Mîzan. Yani ölçü. Yani tartı. Yani denge. Yani insanın ve kâinatın ayakta durmasını sağlayan görünmez kolon.
Bakın, Şûrâ 17. ayet şöyle seslenir:
“Allâhullezî enzele’l-kitâbe bil-hakkı vel-mîzân.”
Hak ile kitabı indiren ve onunla beraber dengeyi, teraziyi, ölçüyü koyan Allah’tır.
Yani Allah sadece emir ve yasak indirmiyor; bir bakış açısı, bir terazi, bir ölçüm cihazı veriyor bize. Bu mizan bazen vicdan olur, bazen akıl olur, bazen sahih bilgi olur, bazen tecrübe olur. Ama her hâlükârda insanı ayakta tutan bir iç denge mekanizmasıdır.
Sevginin de bir tartısı vardır, öfkenin de bir tartısı vardır. Sevgi denge dışına taşıp putlaşırsa insanı kör eder; öfke denge dışına çıkarsa insanı zalim eder. Ama mizan yerindeyse, sevgi rahmete dönüşür, öfke adalete.
Şimdi Rahman Suresi’ne dönelim. Kâinatın ayetlerden dokunmuş yüzünde o mizan nasıl duruyor, birlikte görelim.
“Ve’s-semâe refeahâ ve veda’a’l-mîzân.”
“O göğü yükseltti ve onda dengeyi kurdu.”
Gecenin karanlığıyla gündüzün aydınlığı arasında, yazın sıcaklığıyla kışın soğuğu arasında, atomun çekirdeği ile elektronun yörüngesi arasında… hepsinin tam ortasında bir altın çizgi var: Mîzan.
Düşünün, dünya ekseninde milim oynasa hayat biter. Güneş biraz yaklaşsa yanarız, biraz uzaklaşsa donarız. Yaşam dediğin şey zaten bir ölçünün içinden geçen ince bir iptir.
Ve Rabbimiz diyor ki:
“Ella tatğav fil-mîzân.”
Sakın bu dengeyi bozmayın.
Bakın burada gökyüzünün dengesiyle insanın iç dünyası arasında ince bir paralellik var. Güneşin ölçüsü kaçarsa adına kıyamet diyoruz. Peki insanın ölçüsü kaçtığında ne oluyor? Ona da insanın kendi kıyameti deniyor. Yani insanın kendi kendisini yıkması.
Öfken bir kıyamet koparabilir. Hırsın, açgözlülüğün bir kıyamet koparabilir. Hatalı bir karar, ayarı bozulmuş bir akıl terazisi seni kendi iç çöküşüne götürebilir.
Rabbimiz bunun için devamında şöyle der:
“Ve eqîmu’l-vezne bil-kıst, ve lâ tuhșirû’l-mîzân.”
Ölçüyü adaletle ayakta tutun. Tartıyı eksiltmeyin.
Bu sadece terazide gram hilesi demek değildir. Bu kalpteki terazide hile yapmamak demektir.
Duygularınızı tartarken hile yapmayın.
Hayatı değerlendirirken hile yapmayın.
Bir insanın değerini ölçerken hile yapmayın.
Kârı zararı hesaplarken hile yapmayın.
Sevdiğinizde abartmayın, nefret ettiğinizde taşırmayın.
Mîzan kaçarsa bütün dünya kaosa döner.
Kozmos düzen, kaos düzensizliktir. Kâinatta düzeni bozan şey kaos adını alır; insanda düzeni bozan şey zulüm adını alır.
Zulmün özü nedir biliyor musunuz?
Bir şeyi olması gereken yerden başka bir yere koymak.
Yani mîzanı bozmak.
Bir ağacı kesiyorsun; erozyon başlıyor.
Bir canlı türünü yok ediyorsun; ekosistem çöküyor.
Bir toplumu adaletsizlikle yönetiyorsun; toplum çürüyor.
Bir çocuğa sevgiyi yanlış veriyorsun; karakter bozuluyor.
Kendine duyduğun saygıyı azaltıyorsun; ruhun çöküyor.
Dengesi bozulan her şey, elbette bir faturayla geri dönüyor.
Kur’an’ın diliyle:
“Bozulma karada ve denizde insanın elleriyle oldu.”
Yani mizanı bozan hep insanın dengesiz eylemleri.
Şimdi bütün bunları bir araya getirdiğimizde şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor:
“Ey insan, sen bu kâinattaki muhteşem dengeyi nasıl görmezsin?”
Güneş dengeyle doğup batıyor.
Hücrelerin dengeyle çalışıyor.
Kalbin dengeyle atıyor.
Toprak dengeyle ürün veriyor.
Evren dengeyle dönüyor.
Sen nasıl olur da kendi içindeki dengeyi görmezsin?
Rabbimiz sana kitap gönderip hak ile mizanı birlikte indirmişken, sen nasıl olur da ölçüyü kaçırırsın?
Sevgi dengesi bozulunca aşk sapar.
Öfke dengesi bozulunca insan taşar.
Hırs dengesi bozulunca insan kendini yok eder.
Adalet dengesi bozulunca toplum çöker.
Ve insan, kendi kıyametini kendi elleriyle koparmış olur.
Son söz olarak:
Mizanı korumak, insanın kendini korumasıdır.
Mizanı kaybetmek, insanın kendi iç evreninde kıyameti başlatmasıdır.
Şûrâ 17 ve Rahman 7-9 bize başka ne anlatıyor biliyor musunuz?
“Ey insan, kainattaki dengeyi koruyan Allah, senin içindeki dengeyi de aynı titizlikle kurmanı istiyor. Çünkü sen ayarsız bir terazinin içinde mutlu olamazsın.”
