Müminûn Suresi 93 ile 98. ayetler arasını günümüze göre yorumlayalım:
🌿 Müminûn Suresi 93 ile 98. ayetler arasını günümüze göre yorumlayalım:
93-94. Ayetler:
“De ki: Rabbim! Eğer onlara vaad edilen azabı bana göstereceksen, Rabbim! Beni o zalimler topluluğu içinde bırakma.”
🔹 Günümüze Mesajı:
Bu ayet, zalimlerle aynı kaderi paylaşmamak için Allah’a sığınmayı öğretiyor. Günümüzde zulmün birçok şekli var: savaşlarda sivilleri öldürmek, çıkar için insanları sömürmek, kul hakkı yemek, topluma adaletsizlik yapmak…
Mümin, hem zalim olmaktan hem de zalimlerle aynı safta bulunmaktan korkmalı. Bugün insanın en çok dikkat etmesi gereken nokta şu: “Benim bulunduğum yer, yaptığım iş, aldığım kararlar zalimlerin tarafında mı, mazlumların tarafında mı?”
95. Ayet:
“Biz sana onların başına getireceğimiz şeyleri mutlaka göstereceğiz.”
🔹 Günümüze Mesajı:
Allah zalimlerin zulmünü görmezden gelmez. Tarih boyunca her zalim toplumun sonu gelmiştir. Firavun, Nemrut, Karun, Emeviler, zalim krallar ve diktatörler… hepsi tarihe karıştı. Bugün de zulmeden sistemler, milletler ya da yöneticiler güçlü gibi görünse de Allah onların akıbetini belirleyecek.
Mümin için bu ayet, sabır ve umut mesajıdır: Zulüm kalıcı değildir.
96. Ayet:
“Kötülüğü en güzel bir şekilde sav.”
🔹 Günümüze Mesajı:
Bugünün dünyasında kötülüğe kötülükle karşılık vermek, nefreti artırıyor. Sosyal medyada hakaret edenlere hakaretle dönmek, toplumsal kutuplaşmayı büyütüyor. Aile içinde, iş hayatında, sosyal ilişkilerde aynı kural geçerli:
Kötülüğü iyilikle, sabırla, doğru sözle savabilen kişi hem kendini korur hem de karşısındakinin vicdanına dokunur. Bu, Kur’an’ın insanlığa sunduğu en evrensel ahlak ilkelerinden biridir.
97-98. Ayetler:
“Ve de ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım.”
🔹 Günümüze Mesajı:
Bugün şeytan sadece fısıldamaz, ekranlardan, reklamlardan, sosyal medyadan, haksız kazanç yollarından da fısıldar. İnsanların hırslarını, öfkelerini, nefsani arzularını körükler.
Bu ayet bize şunu öğretiyor: İnsan kendi aklıyla, iradesiyle tam korunamaz. Asıl koruyucu Allah’tır. Modern çağda şeytanın “dijital tuzakları” da var; bağımlılıklar, ifsat edici içerikler, yalan haberler… Hepsinden korunmanın yolu sürekli Allah’a sığınmaktır.
✅ Sonuç:
Müminûn 93-98 arasındaki ayetler günümüzde bize üç ana mesaj veriyor:
-
Zalimlerle aynı safta bulunmamak.
-
Kötülüğe iyilikle karşılık vermek.
-
Şeytanın görünür ve görünmez tuzaklarından Allah’a sığınmak.
Elbette, Mü’minûn Sûresi 93–98. ayetlerini babasına zulmeden, nankör ve zalim bir evlat üzerinden yorumlayabiliriz.
1. Ayetler (Meali)
93. ayet: “(Ya Rabbi!) Eğer onların başına vaat edilen azabı bana göstereceksen…”
94. ayet: “(O hâlde) beni zalim kavim içinde bırakma, onlarla beraber kılma.”
95. ayet: “Biz mutlaka onların başına vaat ettiğimiz azabı sana göstermeye kâdiriz.”
96. ayet: “Kötülüğü en güzel şekilde sav; Biz onların nitelendirdiklerini çok iyi biliriz.”
97. ayet: “(Şöyle de dua et:) ‘Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım.’”
98. ayet: “Ve Rabbim! Onların yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım.”
2. Babasına Zulmeden Evlat ile İlişkilendirme
-
93–94. ayetler:
Bir baba, evladının zulmüne, saygısızlığına, nankörlüğüne sabretmek zorunda kalabilir. Ancak bu ayetler bize şunu gösteriyor: Zalimlerle aynı safta kalmak, onlarla beraber olmak bir felakettir. Bir evlat, babasına zulmettiği zaman aslında “zalimler kervanına” katılmış olur. Bu yüzden baba, Allah’a şöyle dua etmelidir:
“Ya Rabbi, beni bu zalim evladın yoluna mecbur etme, onun yaptıklarıyla birlikte yazma.” -
95. ayet:
Allah buyuruyor ki: “Bizim gücümüz her şeye yeter.” Yani babasına zulmeden evlat, ne kadar güçlü görünse de Allah’ın kudretine karşı asla dayanamaz. Evlat zulmederken “hesap vermeyeceğim” sanır, ama Allah’ın vadettiği azap mutlaka gerçekleşir. -
96. ayet:
Baba için öğüt: “Kötülüğü en güzel şekilde sav.” Yani öfkeyle, lanetle değil; sabırla, hikmetle, duayla karşılık vermek. Evladın zulmüne sabır göstermek, ama aynı zamanda sınırları çizmek. Çünkü bazen güzel bir söz, dua veya tavır evladın kalbini yumuşatabilir. -
97–98. ayetler:
Burada özellikle şeytani vesveselerden Allah’a sığınmak öğretiliyor. Çünkü evladın babasına zulmetmesinin arkasında genellikle nefsin kibri ve şeytanın vesvesesi vardır. Şeytan, evlada “Sen büyüdün, artık babana ihtiyacın yok, onun sözüne kulak verme” diye fısıldar. Bu ayetler babaya ve evlada şu duayı öğretiyor:
“Rabbim! Şeytanın kışkırtmalarından sana sığınırım. Onların bana musallat olmasından sana sığınırım.”
3. Günümüze Mesajı
-
Evlat için: Babasına zulmeden, onu aşağılayan, malı veya makamı için ezen kişi aslında şeytanın oyununa gelmiştir. Allah, böyle bir kişiyi “zalimler” sınıfına koyar ve sonunda pişmanlık fayda etmez.
-
Baba için: Zulme uğrayan baba, sabırla Allah’a yönelmeli, ama hakkını da aramalı. Allah’ın kudretine güvenmeli. Çünkü zulmün cezası Allah katında mutlaka vardır.
-
Toplum için: Evladın babaya zulmetmesi, sadece bir aile meselesi değildir; bu, toplumu çürütür. Çünkü anne-babaya yapılan zulüm, Allah’ın lanet ettiği en büyük nankörlüktür. Bu ayetler bize hem bireysel hem toplumsal bir uyarıdır.
Hikâye: Bitmeyen İstekler
Ahmet, sade yaşayan, alın teriyle evini geçindiren bir adamdı. Eşi Elif ise hiçbir şeye kanaat etmeyen, her gün daha fazlasını isteyen biriydi.
-
Dün aldığı elbiseyi ertesi gün beğenmiyor,
-
Evin eşyaları yeni olduğu hâlde yenisini istiyor,
-
Her gün lüks restoranlarda yemek yemek için baskı yapıyor,
-
Tatiller, gezmeler, markalar… hiç bitmeyen bir listeyle kocasının karşısına çıkıyordu.
Ahmet ise içten içe eziliyordu. Çünkü onun istekleri asla bitmiyordu. Kocasının sevgisini küçümsüyor, yaptığı fedakârlıkları görmezden geliyordu. Ne teşekkür vardı ne de şükür. Ahmet bazen “Bu kadın beni insan yerine koymuyor” diye iç geçiriyordu. Geceleri ise ellerini açıyor, Allah’a dua ediyordu:
“Ya Rabbi, beni bu zulmün içinde yalnız bırakma. Sabır ver. Bu isyanın ve doymazlığın arkasında şeytanın fısıltısı var, bana güç ver ki güzel karşılık vereyim.”
Ayetlerle İlişki
-
93–94. ayetler:
Ahmet’in duası bu ayetlerle uyumlu: “Ya Rabbi, eğer onların başına gelecek azabı bana göstereceksen, beni zalimlerle beraber kılma.” Burada “zalim kadın” örneğinde olduğu gibi, Ahmet eşinin zulmüne uğruyor ama onun yoluna katılmak istemiyor. -
95. ayet:
Allah buyuruyor: “Biz onların başına gelecek azabı göstermeye kâdiriz.” Bu, Elif’in doymazlığının, şatafatının ve nankörlüğünün bir sonu olacağını gösteriyor. Ahmet sabrederse Allah adaletini gösterecektir. -
96. ayet:
“Kötülüğü en güzel şekilde sav.” Ahmet, eşinin sürekli aşağılamasına aynıyla cevap vermek yerine sabırla, iyilikle, hikmetle karşılık vermeli. Bu, hem onun kalbini korur hem de Elif’in dönüşüne vesile olabilir. -
97–98. ayetler:
Burada şeytandan Allah’a sığınmak var. Çünkü Elif’in doymazlığı aslında şeytanın vesvesesi: “Daha fazlasını hak ediyorsun, eşini küçümse, şatafatın peşine düş.” Ahmet’in duası şu olmalı:
“Rabbim! Şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım. Onların bana musallat olmasından Sana sığınırım.”
Günümüze Mesaj
-
Kadın için: Kanaatsizlik, evliliğin temellerini yıkar. Eşini ezmek, küçümsemek zulümdür. Bu ayetler, Allah’ın zalimleri sonunda cezalandıracağını ve şeytani vesveselerden sakınmak gerektiğini gösteriyor.
-
Erkek için: Zulme uğrayan koca, Allah’a sığınmalı, sabırla hareket etmeli, kötüye kötülükle karşılık vermemeli.
-
Toplum için: Lüks ve israf tutkusu, aileleri yıkar, huzuru bozar. Bu ayetler, her dönemde olduğu gibi bugün de insanı “zalimlerin yoluna” kaymaktan sakındırıyor.
Hikâye: Bitmeyen Bedel
Mehmet, çalışkan, tutumlu ve akıllı bir adamdı. Yıllarca sabırla çalışmış, ailesini ve evini huzurla ayakta tutmuştu. Ancak bir derdi vardı: kardeşi Murat.
Murat, hayatta hiçbir şeyi ciddiye almıyordu.
-
Sürekli yeni işlere giriyor, aceleyle kararlar veriyor,
-
Kredi çekiyor, borca batıyor,
-
İşler battığında soluğu Mehmet’in yanında alıyordu.
Mehmet, defalarca kardeşinin borçlarını ödedi. Evini satma noktasına geldiği zamanlar bile olmuştu. Ama ne teşekkür vardı ne de pişmanlık. Murat her defasında daha büyük bir hevesle yeni işlere kalkışıyor, sonra da yine batıp abisinin kapısına dayanıyordu.
Bir gün Mehmet artık dayanamadı:
“Murat, sen hiç ders almıyorsun. Ben ödedikçe sen daha da hoyratlaşıyorsun. Artık gücüm kalmadı. Ben çalışarak kazandığım emeği, senin hesapsızca harcadığın işlere veremem.”
Bunu duyunca Murat öfkelendi.
“Demek öyle! Sen beni kardeş yerine koymuyorsun. Zengin oldun, bana yardım etmiyorsun!” diyerek abisini etrafa kötülemeye başladı. Oysa gerçekte, Mehmet yıllardır onun yükünü çekmişti.
Mehmet ise gece dua ederken içini şöyle döktü:
“Ya Rabbi, kardeşimin bu bitmeyen zulmünden Sana sığınırım. Beni onun yoluna katma. Onun isyanının ve şükürsüzlüğünün bedelini bana ödetme. Kötülüğe kötülükle değil, güzelce karşılık vermem için bana sabır ver.”
Ayetlerle İlişki
-
93–94. ayetler:
Mehmet’in duası, bu ayetlerin ruhunu taşır: “Ya Rabbi, beni zalimlerle beraber kılma.” Kardeşi Murat, yaptığı nankörlükle zalimlerin safına kaymıştır. Abisini sömürmesi, şükürsüzlüğü ve kötülüğü, onu “zalim” konumuna sokmuştur. -
95. ayet:
Allah buyurur: “Biz onların başına gelecek azabı göstermeye kâdiriz.” Yani Mehmet kardeşinin yanlışlarını düzeltmek için her şeyi yapmak zorunda değildir. Allah, zamanı geldiğinde adaletini gösterecektir. Murat’ın sorumsuzluğu, sonuçlarını mutlaka doğuracaktır. -
96. ayet:
“Kötülüğü en güzel şekilde sav.” Mehmet kardeşini kötülemek, ona lanet okumak yerine vakarını korumalı. En güzel savunma, sabırla ve doğru yolda sebat etmektir. Çünkü nankörlük yapanın yükü kendi boynundadır. -
97–98. ayetler:
Burada özellikle şeytanın vesvesesinden Allah’a sığınmak vardır. Murat’ın doymazlığı, aslında şeytanın kışkırtmasıdır: “Daha çok al, daha fazlasını iste, teşekkür etme, hep haklı olduğunu düşün.” Mehmet’in de öfkeye kapılıp şeytana uymaması için bu duaya sarılması gerekir:
“Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım. Onların bana musallat olmasından Sana sığınırım.”
Günümüze Mesaj
-
Nankör kardeş için:
Sürekli başkasını sömürmek, şükretmemek, israf etmek zulümdür. Allah zalimleri affetmez; nankörlük hem dünyada rezil eder hem ahirette azaba götürür. -
Fedakâr abi için:
Sabırla, hikmetle hareket etmeli; ama aynı zamanda sınır koymalıdır. Çünkü zalimle beraber olmak, insanı da onun yoluna sürükleyebilir. Bu ayetler, sınır çizmeyi ve Allah’a sığınmayı öğretir. -
Toplum için:
Bu olay aslında birçok ailede yaşanır. Bir kişi çalışır, üretir; diğeri ise tüketir ve sömürür. Bu ayetler, adaletin Allah’ın elinde olduğunu, mazlumun sabretmesi gerektiğini, nankörün de sonunda cezasını çekeceğini hatırlatır.
Hikâye: İhanetin Bedeli
İstanbul’un işlek semtlerinden birinde başarılı bir iş adamı olan Selim yaşıyordu. Yılların emeğiyle kurduğu küçük şirketi büyütmüş, çalışanlarına ekmek kapısı açmıştı. Fakat bir hayali vardı: işini daha da ileri götürmek. Bunun için güvenilir bir ortak arıyordu.
O sırada karşısına Kemal çıktı. Konuşmaları, güler yüzü, verdiği vaatlerle Selim’i etkiledi. “Birlik olursak büyürüz, yurtdışına açılırız. Seninle kazancımızı katlayacağız” diyordu. Selim, onun sözlerine inandı, bütün birikimlerini ortaklık için yatırdı.
Başlarda işler yolunda gibiydi. Kemal sürekli yeni projelerden, parlak fikirlerden bahsediyordu. Selim de buna güvenerek parasını, imkânlarını ortaya koydu. Ama bir süre sonra şüpheli şeyler fark etmeye başladı:
-
Muhasebe kayıtlarında tutarsızlıklar vardı,
-
Kemal bazı anlaşmaları gizli gizli yapıyordu,
-
Paralar şirket kasasına değil, başka hesaplara gidiyordu.
Bir gece Selim evrakları tek tek incelediğinde gerçeği gördü: Ortak bildiği kişi onu baştan sona kandırmış, yılların emeğini hortumlamıştı!
Selim dünyasının yıkıldığını hissetti. Şirketi iflasın eşiğine gelmiş, yıllarca emek verdiği hayalleri bir gecede elinden alınmıştı. En çok da “kardeşim” dediği ortağının ihaneti canını acıtıyordu.
Gecenin karanlığında ellerini semaya kaldırdı:
“Ya Rabbi! Beni bu zalimle beraber kılma. Onun zulmünün cezasını bana yükleme. Biliyorum Sen’in adaletin vardır. Benim gücüm tükendi, artık Sana sığınıyorum.”
Ayetlerle İlişki
-
93–94. ayetler:
Selim’in duası tam da bu ayetlerin ruhunu taşır: “Rabbim, beni zalimlerle beraber kılma.” Ortağının ihaneti, malını çalması, güvenini yok etmesi onu zalimler sınıfına sokmuştur. Selim’in duası ise Allah’a sığınmak ve bu zulümle aynı kefeye konmamaktır. -
95. ayet:
Allah buyurur: “Biz onların başına gelecek azabı göstermeye kâdiriz.” Selim’in bilmesi gereken şudur: Kemal’in yaptığı haksızlık karşılıksız kalmayacak. O belki dünyada plan kurdu ama Allah’ın adaletinden kaçamayacak. -
96. ayet:
“Kötülüğü en güzel şekilde sav.” Selim için bu çok önemlidir. İntikam duygusuyla hareket etseydi kendini de batırabilirdi. Bunun yerine hukuka, sabra, duaya yönelmek onun için en doğru savunmadır. Çünkü en güzel savunma, vakarını korumaktır. -
97–98. ayetler:
Şeytanın en büyük tuzağı, insanların birbirine ihanet etmesidir. Kemal’in hırsı, şeytanın vesvesesiyle büyüdü: “Daha çok kazan, ortağını kandır, kimse anlamaz.” Selim’in duası bu noktada çok anlamlıdır:
“Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım. Onların bana musallat olmasından Sana sığınırım.”
Günümüze Mesaj
-
İş dünyası için: Ortaklıklar güven ister, ama körü körüne güven felakete yol açabilir. Bu ayetler bize sınır koymayı, Allah’a sığınmayı ve sabırla hareket etmeyi öğretiyor.
-
Zalim ortak için: İhanet, sadece dünyevi değil ahirette de en ağır bedellerden biridir. Çünkü hem kul hakkı yenmiş hem de güveni yok edilmiştir.
-
Mazlum için: Zulme uğrayan kişi yalnız değildir. Allah, onun yanındadır. Sabırla, vakarını bozmadan durmak, sonunda Allah’ın adaletine şahit olmak demektir.
Hikâye: Yeniden Dönüş
Mustafa, yıllarca evliliğini huzurla sürdürmüştü. Eşi Zeynep onun hem hayat arkadaşı hem de en büyük destekçisiydi. Ancak zamanla Mustafa, dış dünyanın cazibesine kapıldı. İş seyahatleri, yeni tanıştığı insanlar, geçici heyecanlar onu aldattı.
Bir süre gizledi ama ihanetin gölgesi eve düşmüştü. Zeynep, gözyaşlarıyla her şeyi öğrendiğinde yıkıldı. O gece Mustafa’nın yüzüne bakarak titrek bir sesle sadece şunu söyledi:
“Ben sana ömrümü verdim… Sen ise kalbimi parçaladın.”
Mustafa o an farkına varmadı ama günler geçtikçe içindeki huzur kayboldu.
-
İşlerinde bereket kalmadı,
-
Geceleri uykuları kaçtı,
-
Çocuklarının gözlerinde sönük bir bakış belirdi.
Her şeyin tadı kaçmıştı. İhanet, ona geçici bir heves vermişti ama hayatının özünü yok etmişti. Bir gece yalnız başına otururken kalbinden şu sözler döküldü:
“Ya Rabbi… Ben zalim oldum. Eşime de kendime de zulmettim. Eğer Sen beni affetmezsen, ben helak olurum.”
Mustafa ertesi gün eşinin kapısına gitti. Dizlerinin üstüne çöktü:
“Zeynep, ne kadar hata ettiğimi anladım. Ben hem sana hem çocuklarımıza hem de Allah’a ihanet ettim. Eğer bana bir şans verirsen, ömrümün kalanını telafiye adayacağım.”
Zeynep’in gözlerinden yaşlar süzüldü. İçindeki yara kapanmasa da, onun samimiyetini hissetti. “Ben de yıllarca Allah’a dua ettim. Eğer sen tövbe ettiysen, ben affetmeyi deneyeceğim” dedi.
Mustafa, o günden sonra hayatını değiştirdi. Evine, eşine, çocuklarına sımsıkı sarıldı. Artık her namazında şöyle dua ediyordu:
“Rabbim, beni zalimlerle beraber kılma. Şeytanın fısıldıklarından Sana sığınırım. Hatalarımı telafi edecek ömür ve güç ver bana.”
Ayetlerle İlişkilendirme
-
93–94. ayetler:
Mustafa’nın duası, bu ayetlerin manasını taşır. İhanet, insanı zalimler sınıfına sokar. Mustafa önce zalim oldu, ama sonra Allah’a sığınarak “beni zalimlerle beraber kılma” dedi. Doğru yola dönmek, bu ayetin pratiğidir. -
95. ayet:
Allah buyurur: “Biz onların başına gelecek azabı göstermeye kâdiriz.” Mustafa ihanetin azabını dünyada yaşadı: huzursuzluk, bereketsizlik, pişmanlık. Ama aynı zamanda Allah ona dönüş fırsatı verdi. Çünkü tövbe eden için kapı her zaman açıktır. -
96. ayet:
“Kötülüğü en güzel şekilde sav.” Burada Zeynep’in tavrı öne çıkar. O, lanet etmek yerine affetmeyi seçti. Bu ayet, Zeynep’in sabrıyla hayat buldu. -
97–98. ayetler:
Mustafa’nın ihaneti şeytanın fısıltısıyla başladı: “Bir kere aldat, kimse bilmez, hayatın değişir.” Ama tövbesi de şeytandan Allah’a sığınmasıyla oldu. O, artık her gün şu duayı ediyor:
“Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım. Onların bana musallat olmasından Sana sığınırım.”
Günümüze Mesaj
-
Aldatan koca için: Hatalar ne kadar büyük olursa olsun, samimi tövbe ve telafiyle dönüş mümkündür. Ama bu dönüşte en önemli adım Allah’a sığınmaktır.
-
Eşi için: Zeynep’in yaptığı gibi, kötülüğe güzellikle karşılık vermek, Allah’ın en çok sevdiği sabır örneklerindendir.
-
Toplum için: Evliliklerdeki en büyük düşman, şeytanın vesvesesidir. Bu ayetler bize sürekli Allah’a sığınmayı, zulmün yoluna düşmemeyi ve affetmenin gücünü hatırlatıyor.
Hikâye: Kötü Boyacı
Ali Bey, yıllardır biriktirdiği parayla evini yenilemeye karar verdi. Eşiyle beraber heyecanla boyacı ustası aramaya başladılar. Karşılarına kendini “usta” diye tanıtan Hasan çıktı.
-
“Abi, gözü kapalı bana güven. En kaliteli boyayı kullanırım. Bir haftada pırıl pırıl yaparım. Fiyat da uygun olsun” dedi.
Ali Bey, güvenmek istedi. Çünkü yeni evini güzel hayallerle döşemişti. Koltuklar alınmış, perdeler asılmış, mobilyalar yerleştirilmişti.
Ama işler hiç de beklediği gibi gitmedi.
-
Boya duvarlara eşit sürülmedi,
-
Tavanın köşeleri açık kaldı,
-
Bazı yerler lekeli, bazı yerler dalgalıydı,
-
Boya eşyaların üstüne damlamış, koltukların köşeleri kirlenmişti.
Ali Bey neye uğradığını şaşırdı. Ustaya itiraz ettiğinde Hasan omuz silkti:
“Abi, bu kadar olur. Daha fazlasını bekleme. Ben paramı alırım, gerisi beni ilgilendirmez” dedi.
Ali Bey hem parasından olmuştu hem de evinin duvarları berbat halde kalmıştı. Eşyaları mahvolmuş, morali dağılmıştı. O an içinde öfke kabardı:
“Bunca emeğimi heba etti. Nasıl böyle sahtekârlık yapar?”
Ama gece yatağa uzandığında şunu düşündü:
“Benim gücüm sınırlı. Bu usta belki beni aldattı ama Allah her şeyi görüyor. Benim asıl gücüm O’na sığınmak. Belki bu da bana sabır ve sınavdır.”
Ellerini açıp dua etti:
“Rabbim, beni bu zalimlerin yoluna katma. Şeytanın öfkesine kapılıp yanlış iş yapmamdan Sana sığınırım. Sen’in adaletin en büyüktür.”
Ayetlerle İlişkilendirme
-
93–94. ayetler:
Ali Bey’in duası bu ayetleri hatırlatıyor: “Ya Rabbi, beni zalimlerle beraber kılma.” Boyacı ustasının yaptığı hile ve sahtekârlık zulümdür. Mazlum olan Ali, Allah’a sığınarak onun yoluna düşmek istemiyor. -
95. ayet:
“Biz onların başına gelecek azabı göstermeye kâdiriz.” Boyacı belki kısa vadede kâr etti ama aslında kendi sonunu hazırlıyor. Çünkü hileyle kazanılan para bereketsizdir, Allah’ın azabı kaçınılmazdır. -
96. ayet:
“Kötülüğü en güzel şekilde sav.” Ali Bey öfkeye kapılıp kavga etmek, hakaret etmek yerine sabırla ve doğru yolla hakkını aramalı. Mahkeme, tüketici hakları ya da helal bir çözüm yoluna başvurmak en güzel karşılıktır. -
97–98. ayetler:
Şeytan, Ali Bey’e “Sen de ona aynıyla karşılık ver, evini mahvettiyse sen de ona zarar ver” diye fısıldayabilir. Ama Ali Bey’in duası şu olmalı:
“Rabbim, şeytanın kışkırtmalarından Sana sığınırım. Onların bana musallat olmasından Sana sığınırım.”
Günümüze Mesaj
-
Dolandırıcı ustalar için: Emek karşılığı alınmayan para, sahtekârlıkla kazanılan kazanç hem dünyada hem ahirette hüsran getirir.
-
Mazlum müşteri için: Hakkını helal yollardan aramalı, öfkeye kapılıp zulme zulümle karşılık vermemeli.
-
Toplum için: Bu ayetler, her dönemde olduğu gibi bugün de haksızlığa uğradığımızda Allah’a sığınmayı, şeytanın öfke tuzaklarından korunmayı öğretiyor.
