Evlilikte nankörlük ve doyumsuzluk

Hac Suresi 66: “Size hayat veren O’dur… İnsan gerçekten çok nankördür.”

Ayet şöyle diyor:

“Size hayat veren O’dur. Sonra sizi öldürür, sonra diriltir. Şüphesiz insan çok nankördür.”

Bakın, bu ayet üç büyük gerçeği bir cümleye sığdırıyor:

  1. Hayatı veren Allah’tır.

  2. Ölümü veren Allah’tır.

  3. Diriltecek olan yine Allah’tır.

Yani başlangıç O’ndan, son O’ndan, dönüş yine O’nadır.

Ve ayet tam buraya bir çivi çakıyor:

“Ama insan çok nankördür.”


1) Nimetin kaynağını unutmak: Evliliğin en büyük krizlerinden biri

Bugün birçok eşin problemi şu:

  • Daha büyük ev,

  • Daha yeni araba,

  • Daha pahalı eşya,

  • Daha gösterişli yaşam,

  • Daha fazla marka,

  • Daha çok para…

İstek var, bitiş yok.
Arzu var, sınır yok.
Beklenti var, şükür yok.

Ve Kur’an burada diyor ki:

“Allah’ın verdiği nimetlerle yetinmiyorsan, aslında Allah’ın takdir ettiği rızka ‘yetersiz’ demiş oluyorsun.”

Bu çok ağır bir cümle…

Çünkü:

  • Eşinin emeğini küçümsüyorsun,

  • Helal rızıktan tatmin olmuyorsun,

  • Nimetin sahibine dil uzatmış oluyorsun.

Ayet bunu tek kelimeyle özetliyor:

“Nankörlük.”


2) Nankörlük arttıkça kalp doymamaya başlar

Doyumsuz bir insan:

  • Bir evi olur, ikincisini ister.

  • Bir arabası olur, yenisini ister.

  • Bir telefonu olur, daha pahalısını ister.

  • Gardırobu dolar, yine yer kalmaz.

  • Dışı büyür, içi küçülür.

Kur’an bu hâle “insan çok nankördür” diyerek ayna tutuyor.
Yani:

“Kalbi boşalan, eşyayla dolmaya çalışır ama yine doyamaz.”

Çünkü doyuran eşya değil;
şükürdür.


3) Ölüm gerçeği: Sahip olduğun her şey emanettir, kalıcı değildir

Ayet devam ediyor:

“Sonra sizi öldürecektir.”

Bu cümle evliliklerdeki mal-mülk tartışmalarının üstüne bir perde gibi iner:

  • Ne kadar ev yenilersen yenile,

  • Ne kadar lüks alırsan al,

  • Ne kadar eşya biriktirirsen biriktir,

ölüm geldiğinde hepsi geride kalır.

Eşya kalacak.
Sen gideceksin.

Bu yüzden ayet sanki şöyle sesleniyor:

“Madem her şey fani, o zaman bu kadar tüketme hırsı niye?”

Evliliği en çok tüketen şeylerden biri de budur:
bitmeyen istekler.


4) Şükür bereketi artırır; doyumsuzluk bereketi boğar

İbrahim Suresi 7’de Allah şöyle diyor:

“Şükrederseniz artırırım.”

Yani eşinle evinde şükür çoğalırsa:

  • Muhabbet artar,

  • Rızık artar,

  • Huzur artar,

  • Bereket artar.

Ama doyumsuzluk hâkim olursa:

  • Para artmaz, masraf artar.

  • Eşya çoğalır, huzur azalır.

  • Ev büyür, gönül küçülür.

  • Kalpler dolar, ama ruhlar boşalır.

Ve ayetin son cümlesi böyle insanlara tokat gibi iner:

“İnsan gerçekten çok nankördür.”


Bu ayet günümüz evliliklerine ne söylüyor?

Evlilikte sürekli daha fazlasını isteyen bir eşe bu ayet şöyle seslenir:

“Allah sana hayat verdi, eş verdi, yuva verdi, rızık verdi.
Bunları küçümseme.
Doyumsuz olma.
Nankörlük huzuru bitirir, şükür huzuru büyütür.”

Eşine de şöyle seslenir:

“Sen helalinden rızık kazanmak için çalışıyorsun.
Daha fazlasını istiyor diye kendini yetersiz hissetme.
Allah senin emeğini görüyor.
Sen çabala, Allah bereket verir.”

Ve ikisine birlikte şöyle fısıldar:

“Evlilik mal ile değil, şükür ile büyür.
Eşyanın fazlası değil, gönlün temizliği huzur getirir.”


SON MESAJ – Bir hitap cümlesi gibi okuyalım

Ey insan,
Sana hayatı veren Allah iken,
sen hayattan şikâyet ediyorsun.

Sana rızkı veren Allah iken,
sen rızkın azlığından şikâyet ediyorsun.

Sana evi, eşi, yuvayı, sağlığı veren Allah iken,
sen daha fazlasını isteyip şükretmeyi unutuyorsun.

Unutma:

Şükreden çoğaltılır, nankör olan yoksullaşır.
Doyumsuzluk huzuru, şükür bereketi getirir.

Allah hepimizi nankörlükten korusun,
şükreden kullarından eylesin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir