Tek göz ve gökkuşağı renkleri

Bugün insanlar sembollere öyle takıldı ki, bazen asıl anlamı, niyeti, hakikati ve aklı kaybediyoruz. Bir göz gördüğünde hemen “Deccal”, bir üçgen gördüğünde “illuminati”, gökkuşağı gördüğünde hemen “LGBT” demek; çoğu zaman gerçeği aramak değil, zanla hüküm vermek oluyor.

Kur’an bize şunu öğretir:

“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.”
Hucurât Suresi 12. ayet

Yani bir sembolün kötü niyetle kullanıldığı yerler olabilir. Ama bu, o sembolün tamamını şeytana, bâtıla veya bir ideolojiye teslim etmek anlamına gelmez.

Göz Allah’ın yarattığı bir nimettir.
Görmek, şahit olmak, fark etmek, ibret almak demektir.

Renkler Allah’ın ayetlerindendir.
Gökyüzünün mavisi, toprağın kahverengisi, yaprağın yeşili, güneşin sarısı, çiçeğin rengi, gökkuşağının güzelliği Allah’ın sanatıdır.

Kur’an’da şöyle buyrulur:

“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması da O’nun ayetlerindendir.”
Rûm Suresi 22. ayet

Yani renkler bir grubun, bir ideolojinin, bir fitnenin malı değildir. Renkler Allah’ındır.

Ama burada denge önemli.

Bir Müslüman bilinçsiz olmaz. “Benim niyetim iyi” deyip her sembolü her yerde kullanmak da doğru olmayabilir. Çünkü toplumda bazı işaretler artık belli anlamlarla anılıyorsa, insan hikmetli davranmalı. Fakat bu hikmet, korkuya dönüşmemeli.

Yani iki uç var:

Birinci uç:
“Hiç önemli değil, ben istediğimi kullanırım.”

İkinci uç:
“Her şekil, her renk, her göz, her çizgi gizli bir örgütün simgesidir.”

İkisi de sağlıklı değil.

Doğru olan şudur:

Niyet temiz olacak. Akıl açık olacak. Kullanılan şeyin bağlamı doğru olacak. Zanla insan suçlanmayacak. Allah’ın yarattığı güzellikler bâtıla teslim edilmeyecek.

Bugün fitne şurada:
İnsanlar hakikati değil, çağrışımı konuşuyor.
Niyeti değil, görüntüyü yargılıyor.
Aklı değil, korkuyu çalıştırıyor.

Oysa Kur’an insanı sürekli akletmeye çağırır.

Göz Allah’ın.
Renk Allah’ın.
Gökkuşağı Allah’ın.
Güzellik Allah’ın.
Anlamı kirleten insanın niyeti ve kullanımıdır.

Bir bıçakla ekmek de kesilir, zulüm de yapılır. Suç bıçakta değil, onu kullanan elde ve niyettedir.

Bu yüzden her sembolü düşmana teslim edersek, sonunda Allah’ın yarattığı dünyada kullanacak renk, şekil, desen bırakmayız. Bu da başka bir tuzaktır.

Mümin korkuyla değil, ilimle, akılla, ferasetle ve temiz niyetle yaşar.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir