Vicdan nedir ? Vicdansız insan kimdir ?

21-Enbiya Ayet:64
Kendi vicdanlarına başvurup : “Hakikaten sizler haksızsınız!” dediler.
27-Neml Ayet:14
Vicdanları, onlar(ın doğruluğun)a kanaat getirdiği halde, sırf haksızlık ve böbürlenme yüzünden onları inkar ettiler. Bak işte o bozguncuların sonu nasıl oldu.
Sürekli içten içten söylenir ve size iyi yönde vesvese verir. Kötü bir eylem veya söz söylediğimizde vicdanımız bizi rahatsız eder.
6-En’âm Ayet:24
Bak, vicdanlarına karşı nasıl yalan söylediler! O uydurdukları putlar da kendilerinden kaybolup gitti.
Harddisk düşünün. Vicdan harddiski, duygu harddiski, akıl hardiski ….
Bu hayatta herşeyin kapasitesi vardır. Herşeyin bir kapasitesi, sınırı olmak zorundadır. Midenizin nasıl bir sınırı var? böbreklerinizin, ciğerlerinizin, idrar kesenizin, gözünüzün, kulağınızın, burnunuzun, dilimizin bir sınırı var. Görebileceğiniz uzaklığa sınır konulmuş. Duyabileceğiniz sese sınır konulmuş.
Bizim vicdanımızın da sınırı bir limiti bir kapasitesi var. Yaptığımız her hareket veya söylem vicdana yansır. Vicdan soyuttur, bedende bulunan bir organ değildir. Kötülükler arttıkça vicdan sınırını aşıyor. Bir yerden sonra bitiyor (doluyor) ve vicdansız oluyorsun. Yediklerine nasıl dikkat ediyorsan mideni neyle dolduracağına özen gösteriyorsan , vicdanını da neyle dolduracağına dikkat etmelisin.
Bir insan bir kötülük yaptığında vicdanını o konu ile ilgili susturmaz ise rahatsız olur. İçten içe kendini yer. Hatta haklı olduğunuz bir durumda gücünüz de olmasına rağmen o kişiye zarar verirseniz vicdanınız sizi rahatsız edebilir. Bazı durumlarda bırakmak yolavermek iyidir. Su akar yolunu elbet bulur.
7-A’raf Ayet:199
Affedici ol, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.
Affedici olursan, iyi olan şeyleri yapar ve yaptırırsan, cahillerden de uzak durursan eşine çocuğuna kardeşine arkadaşına akrabana örnek bir müslüman olursun.
7-A’raf Ayet:200
Ne zaman şeytandan bir kötü düşünce seni dürtüklerse, Allah’a sığın; çünkü O, işitendir, bilendir.
Ama affedici olmak, iyilikler yapmak ve yaptırmak, cahillerden uzak durmak çok zor. Sınav bitmediği için insan ve cin şeytanlar seni bırakmayacak. Sana fitne vesvese verecekler. Nefsini hareketlendirecekler. İsteklerin artacak, kendini düşüneceksin ve banane başkalarından diyeceksin. Hz.Ademin düştüğü gibi fitneye düşmek istemiyorsan Allaha sığınmak şart. Vicdanını desteklemek için nefsinden korunmak için Allaha sığınmaktan başka çaren yok. Şeytan seni Allaha yaklaştırmak için var. Ama sen baskıyı gördüğünde, sorun sıkıntı yaşadığında Allaha sığınmak isen Şeytan nefsini güçlendirir ve o zaman da ben, ben, ben dersin. Ben yaptım, ben bilirim, benim emeğim, benim malım, benim hayatım ben ben ben ben son nefesine kadar. Nefesi verdiğinde de
7-A’raf Ayet:5
Azabımız onlara geldiğinde “Biz gerçekten zalimlermişiz!” demelerinden başka yalvarıları kalmadı.
Siz Allaha ve Kurana sarılın . Kuran bize dosdoğru yolu öğretiyor.
4-Nisa Ayet:149
Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedicidir, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
42-Şura Ayet:37
Onlar büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınırlar; kızdıkları zaman da onlar, affederler.
Eşini aldatırken vicdanını susturabiliyorsan zalim olmuşsun demektir. Ortağının arkasından iş çevirirken vicdanını susturan kişi herkese kazık atar.
Aldatılan eş Allahın rızasını kazanmak için eşini affediyorsa (tabi eşinin pişman olması, birahane yapmaması ve özür dilemesi şart) Allah onu mükafatlandırır. O eş ona ömründe sahip olabileceği en iyi eş olur. Allah onun kalbini ona mühürler. Tabi 2 tarafında sıratal müstakim de olması şart.
64-Tegabün Ayet:14
Ey iman edenler! Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olabilecekler vardır. Onlardan sakının. Ama affeder, hoş görüp vazgeçer ve bağışlarsanız şüphe yok ki Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Allah affedenin günahlarını affeder. O zaman biri size haksızlık yaptığında üzülmeyin sinirlenmeyin sevinin çünkü alacaklısınız Allahtan
Vicdan kendi içinde çifttir. Gaddar(vicdansız) zulum yapan ve merhametli(vicdanlı) olarak ikiye ayırabiliriz. Vicdan harddiskini ne ile doldurduğunuz önemli. Haddiske ne kaydediyorsunuz.
Her haksızlık, kötülük ve yalan vicdana bir eksi puan, her iyilik doğruluk dürüstlük bir artı puan yani negatif ve pozitif gibi düşünebilirsiniz.
Örneğin herhangi bir kurumun önünde yüzlerce insan evrak onayı için bekliyor. Bazı kişiler herkesin önüne geçip evrakını onaylatıp işini hallediyor. O kişi anlık olarak bir kazanç sağladı. Saatlerce beklemedi 5 dk da işini halledip çıktı. Belki içeride tanıdığı vardı belki aradan kaynadı nasıl oldu bilmiyoruz. Ancak o sırada bekleyen yüzlerce insanın hakkını yedi. Vicdanına olumsuz yani negatif bir şey soktu. Vicdanı ona gerçeği doğruyu hatırlatacak ancak o vicdanını susturacak. Egosu vicdanının sesini dinleyip acı çekmek pişman olmak istemiyor. O zaman vicdanını bu konuda susturması lazım.
İnsanın bu hayatta yaptığı haksızlıklar, kalp kırmaları, kötülükleri, işlediği haramları artması için vicdanını tamamen susturması lazım. İşte biz bu insanlara vicdansız diyoruz. Sadece kendini düşünen kendi çıkarı için herkese zarar verebilecek insanlar var.
Vicdanını susturan insanlar anlık olarak kazanç sağlayabilir, anda yani o gün o ay mutlu olabilir. Ancak toplamda mutsuz olacak. Vicdan soyut birşey olduğu için vicdanını tüketen yani bitiren bir insan bir süre sonra sürekli mutsuz olur ve acı çeker. Çektiği acı da soyut olur. Soyut acı, somut acıdan daha ızdıraplıdır. Kolunuzu kırılması somut bir acıdır ancak fiziksel acılar bir süre sonra geçer. Ancak soyut acının ilacı olmadığı için geçmez. İçten içe sizi yer bitirir.
4-Nisa Ayet:85
Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah’ın her şeye gücü yeter.
Vicdan insanı insan yapan çok önemli bir şeydir. Ancak ego yani nefis ile arası iyi değildir. Egonuz hep haz ister acı çekmek istemez. Yani o sırada saatlerce beklemek egomuzun hoşuna gitmez. Trafikte beklemek egomuzun hoşuna gitmez emniyet şeridine gireriz. Şirkette mesai bittiğinde tam saatinde çıkmak için önceden hazırlanırız. Ancak sabah 20dk mesaiye geç kaldık mı onun sorun edilmemesini isteriz. Eşim benim istediklerimi yapsın isteriz ancak onun bir isteği benim egoma ters ise yapmak istemeyiz. Bunun gibi milyonlarca örnek verilebilir.
Vicdan bedelini ödemekten çekinmez, ego ise bedel ödemekten kaçınır. Yani o yemeği sofrada yerken çok haz alan egomuz, yemek bittikten sonra sofrayı toplamak istemez. O yemeği yapan, sofrayı kuran, sofrayı toplayan, bulaşıklar yıkayan kişiye yardım etmemeniz veya bir teşekkür etmemeniz için vicdanınızı susturmanız lazım.
12-Yusuf Ayet:53
“Ben nefsimi temize çıkarmam, çünkü Rabbimin merhamet ettiği hariç, nefis aşırı derecede kötülüğü emreder. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” dedi.
Vicdan neden rahatsız olur?
Çünkü bir söz verdi akdi bozmak istemiyor. Vicdan doğuştan bu kayıtşa geliyor rabbim Allah diyerek geliyor. O bebek pırıl pırıl Işık saçıyor mis gibi kokuyor. Çünkü nuru artmış. İnsan zamanla kötülükleri arttıkça nurunu söndürüyor.
7-A’raf Ayet:172
Kıyamet günü, “Biz bundan habersizdik.” demeyesiniz diye Rabb’in, âdemoğullarının bellerinden soylarını çıkardı ve onları kendilerine tanık yaptı. Ben sizin Rabb’iniz değil miyim? dedi. “Evet, Rabb’imizsin, tanıklık ediyoruz.”* dediler.
Vicdanı susturan şeyler nedir?
Küfür, şirk, faiz, zina, yalan, şehvet, kibir, gurur, cimrilik, müsriflik, kindarlık, hırs, intikam, nefret, vefasızlık, kıskançlık, korkaklık, acizlik, tembellik, bağımlılık, kul hakkı vb. tüm davranışlar vicdanın üzerine örtü çeker. Bu örtü kalınlaştıkça vicdan susar.
Vicdanın üzerinden örtüyü nasıl kaldırırız?
Bu örtüyü kaldırmanın tek çözümü iyi bir insan olmaktır. Başkalarını da düşünmek ve kul hakkına girmemek gerekir. Vicdanın sürekliliği için Allaha iman, secde, zekat, sadaka, kötülük yaptıklarından özür dilemek, Allaha tevbe, şükür, oruç, helal kazanç, helal harcamak, helal yemek içmek, haram olan herşeyden uzaklaşmaktır. Fakir aç insanları doyurmak önemli olduğu kadar sokağındaki mahallendeki hayvanları da doyurmak daha vicdanlı bir insan olmanızı sağlayacaktır.
Vicdanımızın nefsimize söz geçirebilmesi için ne yapmalıyız?
Yukarıda anlattıklarımızı bir kereye mahsus değil sürekli ölene kadar yapmak gerekir. Süreklilik için Kuran okumak ve anlamak çok önemlidir. Kuran bir zikr yani hatırlatmadır. Bilinciniz dünyalıklar ile yani dünyanın oyun eğlenceli hakları acıları korkuları ile her an kapanabilir. Bunu engellemenin yolu Kuran okumak ve ayetlerin üzerinde düşünmek anlamaya çalışmaktır. Hep Kuran öğrencisi kalmalı insan.
Yakın olduğum birinin, eşimin, çocuğumun, kardeşimin, arkadaşımın vb. vicdanını nasıl harekete geçirebilirim ?
Onu iyilik yapmasına vesile olun. Örneğin bir yetim bulun ve onu da yanınıza alıp birlikte o yetimin ihtiyacını giderir. Bunu fiziksel olarak ona yaşatın. Kurban kestirin ve onunla birlikte etleri 10 farklı eve dağıtın. Bir süre sonra vicdansız da olsa üzerindeki örtü kalkacaktır. Eğer sizinle gelmek istemiyorsa ondan parasını alıp onun adına siz yapın. Bir şekilde ufak ufak adım adım onun iyiliklere hayırlara bulaştırın.
Bir insanın ilk bakışta vicdansız olduğunu nasıl anlarım ?
Bir canlıya tekme atıyorsa,
Başkasının hakkını çok rahat yiyorsa,
Başkasının karısında, malında gözü varsa,
İnsanlara söz veriyor ama yerine getiriyorsa ve o kişiyi zor durumda bırakıyorsa,
Çevresine zarar veriyorsa,
Acıma duygusu yoksa,
Vicdansız insan savaş esirlerini öldürür işkence eder, vicdanlı insan savaş esirlerine iyi davranır.
Bir karar verirken vicdanım mı nefsim mi nasıl anlayacağım ?
Nefsiniz için önemli olan zevk almaktır. Nefis haz almak tat almak ister. Nefis hep ister, sahip olmak ister. Kaybetmeyi asla sevmez. Vicdan bizim ebedi ahireti kazanmamız için bize doğuştan verilmiş bir koruma kalkanıdır. Vicdanızın sesi size her zaman iyiliğe götürür. Vicdan acı çekmeye razı gelir haz ile tat ile zevk, oyun, eğlence ile işi olmaz. Bir yanlış yaptığınızda sizi içten içe sıkar daralır. Keşke ona kötü konuşmasaydım ? Onun kalbini neden kırdım ?
Vicdan: Bak o kedi yağmurun altında miyavlıyor aç yardım etmeliyim.
Nefis : Şimdi onunla mı uğraşacaksın boşver başka işin mi yok senin.
Karar verme mekanizmaları akıl ve duygu beyinde bulunan sağ ve sol lob. Bu Akıl ve duygunun tamamına biz beyin yada zihin diyoruz. Bunları da Vicdan ve Nefis tetikliyor. Ancak kararı sizin yani beyin veriyor. Karar vermeden önce düşünüyor ondan sonra sonucu hafızaya yani bilinç dışına atıyor. Daha sonra aynı durum söz konusu olduğunda hafızaya bakıyor böyle bir bilgi varmı yoksa tekrar düşünüyor. İşte bu durumda Kuran devreye giriyor. Biz Kuran okuyarak ilim sahibi oluyor ve hafızamıza kaybediyoruz. Sonra bir durum ile karşılaştığımızda hafızadan bilgiyi kullanıyoruz. O yüzden Kuran bir zikr yani bir hatırlatma.
Siz araba kullanırken direk hafızadaki bilgiyi kullanırsınız. Bunun için düşünmezsiniz.
Siz en başta vicdanınıza ya izin vereceksiniz yada nefsinize. Hangi bilgiyi hafızaya kaydedeceksiniz ?
Kediye yardım mı edeceksiniz veya banane mi diyeceksiniz?
O kariyerde yükselmek için rakibinizi ezecek misiniz? Yoksa alnınızın teri ile dürüst bir şekilde mi ?
O ürünü üretirken malzemeden mi çalacaksınız? Ya da kaliteli mi?
Miras paylaşımında kardeşinizin hakkını yiyecek misiniz?
Boşanırken malı kaçıracak mısınız?
Park halinde tamponuna çarpıp çizdiğiniz arabanın camına telefon numaranızı mı yapıştıracaksınız?
Satın aldığınız dükkanın size daha sonradan 1 tl fazla para üstü verdiğini farkettiğinizde geri iade edecek misiniz? Veya 1000 tl
Siz hafızanıza neyi kaydetmek istiyorsunuz? Nefsinizin istekleri mi? Vicdanımın rahat edeceği şeyleri mi?
Doğru kararı verebilmek için bilgi sahibi olmanız gerekiyor. Bilmiyorsanız neyi, neden, nasıl yapacaksınız?
İşte bu sebeple Kuran okuyacağız veya okuyanları dinleyeceğiz. Ancak okuyup, düşünüp anlamaktan bahsediyoruz ezberden değil. Kimse ezber dost istemez, gerçekten onu anlayan dinleyen bir dost arkadaş ister. Kimse eşinin onu ezber sevsin istemez gerçekten anlayarak sevsin ister. Çocuğumun benim söylediklerimi ezberlemesini değil gerçekten anlamasını isterim. Öğretmen öğrencisinin anlamasını isterki anladığından başka problemleri de çözebilsin. Patron elemanın anlamasını isterki başka problem çıkınca çözebilsin. Ezber bilen eleman sadece o arızayı giderir farklı bir arıza çıkınca yapamaz.
Vicdan emek ve çaba ile doğru orantılıdır. İnsanın emeği arttıkça vicdanı da artar. İnsan emek verdikçe kıymet verir değerde verir. O zaman emek harcamadan insan daha zalim daha nankör ve vicdansız olur.
Çocuğun yıllar sonra anne babaya vicdansız olması onlara emek harcamadığı için değer vermiyor.
Personelde şirkete emek harcamazsa o işine karşı vicdansız olabiliyor çünkü bir kıymeti yok. Patron personele karşı bir emeği yoksa ona vicdansız davranabilir.
Hiroşimaya atom bombası atan kişi bir düğmeye bastı 65bin kişi öldürdü. Vicdan azabı hiç çekmedim diyor. O kişinin eline bıçak verselerdi 65 bin kişiyi tek tek öldür deselerdi en fazla kaç kişi öldürebiliirdi 100 kişiden sonra mı vicdan azabı çekerdi. 3-4 kişiden sonra öldürmek için çok emek harcadığı için vicdanı onu rahatsız ederdi.
Eskiden annelerimiz çamaşır makinesi yokken üzerimizdeki kıyafetleri kirletirsek çok kızardı çünkü çok emek harcıyordu elle yıkamak için. Şimdi makine var hiç önemi yok çamura rahatlıkla girebilirsin.
Demekki emek harcamak vicdanı da iyileştiren faktörlerden biri. Vicdanlı insan alınteri döken insandır diyebiliriz.
Vicdanlı insanın beklentileri yüksek değildir. Az olanla da yetinir. Sofraya 1 çeşit yemek geldiğinde de şükreder. Şikayet etmez. Vicdanı rahat insan mutlu insandır. Sorunlar ve sıkıntılar onu anlık üzer toplamda ve sürekli mutluluğu yakalamış huzurlu insandır. Herşeye iyi yönünden bakar. Olumsuzlukları anlatmaz pozitifdir. Bu sebeple diğer insanlar onun yakınında olmak ister. Aranılan insandır, albenisi vardır. İhtiyaç gideren olduğu için karşısındakini anlamaya çalışır. Kendi anlatmak istediklerini değil karşı tarafın anlatmak istediklerini merak eder. Düşüncelidir. Düşüncesiz, olumsuz, negatif şikayet eden insanı kimse sevmez. İhtiyaç gideren insan caziptir, merak edilen, aranılan, sorulandır. İhtiyaç gideren insan üretendir ve üretimi tüketiminden hep fazladır. Az tüketir çok üretir. Az konuşur çok dinler. Az alır, çok verir. Çok çalışır çok dağıtır. Genelde muhtaç olunan insandır. Diğer insanlar bu tür kişileri yanında tutmak ister. Gülümser ve gülümsetir. Bir arkadaşı ile sohbet ederken onu kırmadan genel olarak anlatır. Örneğin boşanmak üzere olan arkadaşına bir öğüt verirken şöyle der. “Evli insanların hayatlarında bazen inişler çıkışlar olur. Bu tür durumlarda insanlar sabırlı olmalı ve beklemelidir. Bu hayatta bazen fakirlik bazen zenginlik olur. Bazen kıtlık bazen bolluk olur. Bazen tartışır bazen barışırız. Herşey insanlar içindir. En ufak bir problemde insanlar boşanmamalı ve sorunu büyütmemelidir.”
Vicdanlı insan basiti önemser, küçüğe sevgi, büyüye saygı gösterir, aza kıymet verir. Tutumludur, paylaşımcıları. Vicdanlı insan başka insanların da Vicdanlı olmasına vesile olur. Vicdansız insanlar arttıkça herkes vicdansız olma yoluna giriyor. O zaman tüm topluluk sadece kendini düşünen, bencil, merhamet etmeyen acımasız gaddar oluyor. Bir insan değişince herşey değişiyor.
7-A’raf suresi 8. ve 9.ayet
O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir. Ama kimlerin sevabı da hafif gelirse, işte onlar âyetlerimize haksızlık etmiş olmaları sebebiyle kendilerini ziyana sokanlardır.
29-Ankebut Ayet:7
İman edip salih amel işleyenlerin kötülüklerini elbette örteceğiz. Onları işlediklerinin daha güzeliyle mükâfatlandıracağız.
En doğrusunu Allah bilir.
Allahın selameti, rahmeti, bereketi üzerinize olsun.
Yakup Çağlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir