Cennet Vaadi ve Dünya Malı: Meryem Suresinde Şükür ve Hesap

25 Mart 2025

Bir insan yıllarca çalışıyor. Ev alıyor, araba alıyor, emekliliği için para biriktiriyor. Peki bütün hayatımızı yalnızca burada sahip olacağımız rahatlık için mi kuruyoruz?

Soru: Geçici bir hayat için bu kadar plan yaparken, hesap gününü ne kadar düşünüyoruz?

Rızık ve Şükür

Meryem suresinde cennetteki esenlikten ve sabah akşam verilen rızıktan söz edilir. Allah’a karşı gelmekten sakınanlara vaat edilen cennet hatırlatılır.

Ardından göklerin, yerin ve bunlar arasındakilerin Allah’a ait olduğu bildirilir. Allah’ın unutkan olmadığı ifade edilir.

Bir insanın sahip olduğu malı, bilgiyi ve sağlığı düşünmesi gerekir. Bunlar değerli imkânlar. Ama hepsini yalnızca kendi gücünün eseri saymak bizi yanıltabilir.

Çalıştık ve kazandık. Yine de doğduğumuz aileyi, sahip olduğumuz bedeni, sağlığımızı ve ilk imkânlarımızı biz seçmedik.

Soru: Bir nimetin kıymetini onu kaybetmeden anlayabiliyor muyuz?

Bazen hasta olunca sağlığımızı hatırlarız. Bazen paramız azaldığında eskiden sıradan gördüğümüz imkânların değerini anlarız.

Oruç tuttuğumuz gün iftar sofrasına oturduğumuzda da günlük hayatımızdaki bir nimeti farklı hissedebiliriz.

Şükür, yalnızca dilimizde kalmamalı. Elimizdekini nasıl kullandığımızı ve kiminle paylaştığımızı da düşündürmeli.

Diriliş ve Hesap Bilinci

Meryem suresinde insanın öldükten sonra yeniden diriltileceğini sorgulaması ele alınır. Kendisi daha önce hiçbir şey değilken yaratılmış olduğu hatırlatılır.

Hayatta bütün hedeflerimizi yalnızca bugün ve yarın için kurabiliyoruz. İşimizi, emekliliğimizi, çocuklarımızın geleceğini planlıyoruz.

Bunlar önemsiz değil. Ama ahirete inandığımızı söylüyorsak davranışımızı da bu inançla ilişkilendirmeliyiz.

Soru: Bir iş yerinin kurallarına uymak için gösterdiğimiz çabayı kendi ahlakımız için de gösteriyor muyuz?

Bir müşteri hakkını istediğinde dürüst davranıyor muyuz? Bir çalışan emeğinin karşılığını istediğinde onu dinliyor muyuz?

İnanç yalnızca ne istediğimizle ilgili değildir. Ne yaptığımızla da ilgilidir.

Bir hata yaptıysak onu düzeltmek, hakkı geri vermek ve aynı yanlışı sürdürmemek için çaba gösterebiliriz.

Miras, Hak ve Paylaşmak

Bir ailede baba yıllarca çalışır, arazi veya ev bırakır. Sonra kardeşler arasında miras tartışması başlar.

Biri yol kenarındaki yeri ister. Bir başkası kendi payını değersiz bulur. Malın kıymeti büyüdükçe aile içindeki kırgınlık da büyüyebilir.

Mirasın hukuki hakları elbette gözetilmelidir. Birinin hakkı eksik verilmişse bunu dile getirmesi meşrudur.

Ama herkes yalnızca kendi çıkarını düşünüyorsa adaletli davranmak zorlaşır.

Soru: Hakkımızı ararken kardeşimizin hakkını da düşünüyor muyuz?

Bir malı elde etmek için kendimiz emek vermemiş olabiliriz. Bu, hiçbir hakkımızın olmadığı anlamına gelmez. Ancak bize kalan nimeti kavganın tek sebebi hâline getirmemeliyiz.

Ticarette de böyle davranabiliyoruz. Beş yüz liralık hatalı ürünü geri alırken, elli bin liralık kusurlu ürünü geri almaktan kaçınan satıcıyı düşünelim.

Hata aynı, ama bedel büyüdüğü için tavır değişiyor. Bu durumda kendi dürüstlüğümüzü yeniden sorgulamalıyız.

Doğruluk, zarar yükseldiğinde de doğru davranabilmektir.

Gösteriş ve Gerçek Değer

Meryem suresinde ayetleri inkâr edenlerin sahip oldukları varlık ve konumla övündükleri; geçmişte onlardan daha güçlü toplulukların da bulunduğu hatırlatılır.

Büyük evler, güzel binalar, kalabalık çevreler insana güven verebilir. Ama bunlar tek başına hakikatin ölçüsü değildir.

Bir insanın zengin olması onu kendiliğinden güvenilir yapmaz. Az kazanması da onu değersiz kılmaz.

Soru: Bir insanı dinlerken parasına mı, yoksa sözünün doğruluğuna mı bakıyoruz?

Gösterişli bir toplantı salonunda konuşan kişi yanılabilir. Sade bir hayat yaşayan kişi doğru bir söz söyleyebilir.

Kendi konumumuzu üstünlük sebebi gördüğümüzde başkalarının ihtiyaçlarını kolayca görmezden gelebiliriz.

Bu nedenle insana fayda sağlamayı, hak yememeyi ve emanete sahip çıkmayı da değer ölçülerimiz arasında tutalım.

Ahiret Uyarısını Kendimize Yöneltmek

Meryem suresinde yeniden diriliş, hesap ve cehennemle ilgili ciddi uyarılar vardır. İnsanların yaptıklarından sorumlu olduğu hatırlatılır.

Bu konularda Kur’an’ın açık ifadelerini korumalıyız. Ayetlerde açıklanmayan ayrıntılara kendi tahminlerimizi kesin hüküm gibi eklememeliyiz.

Başkalarının sonu hakkında kesin kararlar verir gibi konuşmak yerine kendi yaptıklarımızı düşünmek daha faydalıdır.

Soru: Bugün hesap vereceğimizi düşünerek değiştirmemiz gereken hangi davranışımız var?

Birine borcumuz olabilir. Kırıcı konuşmuş olabiliriz. Yanlış yaptığımız bir işi gizliyor olabiliriz.

Bu hataları normalleştirmeyelim. Onları kabul etmek ve mümkün olduğu kadar düzeltmek için çaba gösterelim.

Başkasının büyük acısıyla kendi küçük kaybımızı karşılaştırırken de ölçülü olalım. Gazze’de ailesini, evini ve güvenliğini kaybeden insanları düşünmek, sahip olduklarımızı yeniden değerlendirmemizi sağlayabilir.

Bu, kendi hakkımızı korumaktan vazgeçmek değildir. Fakat yalnızca kendi küçük sıkıntımızı görmemek için bir uyarı olabilir.

Allah’ım, bize şükretmeyi, kul hakkından sakınmayı ve nimetlerini doğru kullanmayı nasip et. Bizi kibirden, gösterişten ve başkasının hakkını küçümsemekten koru.

Dünya için çalışırken insanlığımızı ve hesap bilincimizi kaybetmeyelim.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir