Bağımlılık mı, Bağlılık mı?
29 Mart 2023
Bir şeyi sevmekle ona bağımlı olmak arasındaki sınır nerede başlıyor?
Bağımlılık sadece alkol, madde veya kumar değildir. İnsan bir davranış üzerinde kontrolünü kaybettiğinde, o davranış hayat kalitesini bozduğunda ve bırakmak istediği hâlde bırakamadığında da bağımlılık ortaya çıkabilir.
Telefon, sosyal medya, oyun, alışveriş, yeme, görülme isteği, para, ilişki… Araç olması gereken şey amaç hâline geldiğinde insanın dengesi bozulabilir.
Araç Ne Zaman Amaç Olur?
Soru: Sahip olduğumuz şeyler bize mi hizmet ediyor, biz mi onlara hizmet etmeye başladık?
Telefon iletişim için araçtır.
Para ihtiyaçları karşılamak için araçtır.
Ev barınmak için araçtır.
Sosyal medya iletişim ve paylaşım için araç olabilir.
Fakat insan bütün gününü bunların etrafında kurmaya başladığında ölçü değişir.
Telefon elimizden alındığında öfkemiz yükseliyorsa, beğeni gelmeyince değerimizi kaybetmiş gibi hissediyorsak, bir alışverişi yapamadığımızda günümüz bozuluyorsa burada sadece “istek” olmayabilir.
Bağımlılık, istediğimiz şeyin bizi yönetmeye başlamasıdır.
Haramın Ortak Noktası: İnsanı Esir Alması
Kur’an’da içki ve kumarın yasaklanmasının insanın aklı, iradesi, ilişkileri ve ibadeti üzerindeki etkileriyle birlikte anlatılması dikkat çekicidir.
Maide Suresi 90 ve 91. ayetlerde sarhoş edici şeyler ve kumardan uzak durulması istenir; bunların insanlar arasında düşmanlık oluşturduğu ve Allah’ı anmaktan alıkoyduğu bildirilir.
Buradaki ölçü sadece bir maddenin adı değildir.
İnsanın aklını örten, iradesini zayıflatan ve onu sorumluluklarından koparan davranışlara karşı dikkat gerekir.
Kumar sadece para kaybı değildir. Kazanma hırsı insanı yeniden yeniden masaya çağırır.
Alkol sadece bir içecek değildir. Muhakemeyi zayıflatabilir ve insanın kendisine veya çevresine zarar vermesine kapı açabilir.
Bu yüzden mesele özgürlük zannedilen şeyin insanı esir almasıdır.
Dijital Bağımlılık Evimizin İçinde
Çocuklar için en zor alanlardan biri telefon ve sosyal medyadır.
“Arkadaşlarımın hepsinde var.”
“Herkes kullanıyor.”
“Niye sadece ben yapamıyorum?”
Bu cümleler anne-babayı zorlar.
Çocuğu tamamen dünyadan koparmak doğru değildir. Fakat sınır koymadan bırakmak da doğru değildir.
Soru: Çocuğumuza telefonu mu veriyoruz, yoksa telefonla birlikte ölçü de öğretiyor muyuz?
Süre, yaş, içerik ve sorumluluk birlikte düşünülmelidir.
Yetişkinler için de aynı şey geçerli.
Çocuğa “telefonu bırak” derken biz sürekli ekrana bakıyorsak sözümüzün etkisi azalır.
Sınır önce evin tamamında görünür olmalıdır.
Aşk mı, Bağımlılık mı?
İki insanın birbirini sevmesi güzeldir.
Fakat sevgi, karşı taraf olmadan yaşayamayacak hâle gelmeye başladığında bağımlılığa dönüşebilir.
Bir insan sürekli diğerini düşünüyorsa, kendi hayatını tamamen bırakıyorsa, yanlışlarını göremiyorsa, bütün kararlarını onun onayına göre veriyorsa burada mizan bozulabilir.
Soru: Sevdiğimiz insanı mı seviyoruz, yoksa onu kendi eksikliğimizi kapatmak için mi kullanıyoruz?
Bağımlı ilişkilerde insanın bilinci daralabilir.
Yanlış davranışları normal görmeye başlayabilir.
Kıskançlık, kontrol, öfke ve korku büyüyebilir.
Sevgi ise karşı tarafı esir almak değil, onun iyiliğini de istemektir.
Allah’a Yönelmek de Dünyayı Terk Etmek Değildir
İnsan dini hayatında bile dengeyi kaybedebilir.
Bütün zamanını bir hizmete ayırıp eşini, çocuğunu ve temel sorumluluklarını ihmal ederse mizan bozulur.
Allah’a yönelmek, aileyi terk etmek değildir.
Takva, hayatın her alanında sorumluluğu doğru taşımaktır.
İbadet, aile, iş, sağlık, komşuluk ve toplumsal sorumluluk birbirinden kopuk değildir.
Soru: Bir hayır uğruna başka bir emaneti ihmal ediyor muyuz?
Bu soruyu sormak gerekir.
Düşkün Olduğumuz Şey Sınavımız Olabilir
İnsan neye aşırı bağlanırsa o konuda daha kolay sarsılır.
Paraya aşırı düşkünlük para kaybında insanı dağıtabilir.
Çocuğu hayatın tek anlamı hâline getirmek, çocukla ilgili bir problemde insanın bütün dengesini bozabilir.
Eşe aşırı bağımlılık, ilişkide bir çatlak olduğunda insanı çaresiz bırakabilir.
Bu yüzden sevgi yasak değildir; aşırılık tehlikelidir.
Mizan, “hiç isteme, hiç sevme” demek değildir.
Doğru yerde, doğru ölçüde bağ kurmaktır.
Bağımlılıktan Çıkış İlk Olarak Fark Etmekle Başlar
İnsan “benim bir problemim yok” dediği sürece değişmek zorlaşır.
Önce dürüstçe bakmak gerekir.
“Bırakmak istediğim hâlde bırakamadığım ne var?”
“Olmadığında beni aşırı huzursuz eden ne var?”
“Uğruna ailemi, işimi, sağlığımı veya ibadetimi ihmal ettiğim ne var?”
Bu sorular suçlamak için değil, sınırı görmek içindir.
Sonra küçük ama net adımlar gelir.
Süre koymak.
Uzak durmak.
Destek istemek.
Çevreyi değiştirmek.
Yanlış alışkanlığın yerine sağlıklı bir sorumluluk koymak.
Ve dua etmek.
Bağımlılığın En Büyük İşareti: Kontrolün Kaybı
Bir davranışın bağımlılığa dönüşüp dönüşmediğini anlamak için kendimize basit sorular sorabiliriz.
“İstediğim zaman bırakabiliyor muyum?”
“Bırakınca aşırı öfkeleniyor muyum?”
“Bu davranış yüzünden sorumluluklarımı aksatıyor muyum?”
“Zararını bildiğim hâlde devam ediyor muyum?”
Bu sorular sadece madde kullanımı için değildir.
Telefon, oyun, alışveriş, sosyal medya ve ilişkiler için de geçerlidir.
Soru: Seçimi biz mi yapıyoruz, yoksa alışkanlık bizim yerimize mi karar veriyor?
Kontrolün kaybı büyüdükçe insanın özgürlük alanı küçülür.
Sevgi Sorumluluk Üretir
Sağlıklı bağlılıkta insan karşı tarafı sevdiği için onun iyiliğini de düşünür.
Bağımlılıkta ise “onu kaybetmeyeyim” korkusu öne geçebilir.
Bu korku insanı taviz vermeye, yanlışları görmezden gelmeye veya karşı tarafı kontrol etmeye itebilir.
Sevgi ise gerektiğinde sınır koyabilir.
“Bunu yapman beni incitiyor.”
“Bu davranışı kabul etmiyorum.”
“Bu ilişki böyle devam edemez.”
Bu cümleler sevgisizlik değildir.
Bazen gerçek sevgi, bağımlılığı beslememektir.
İstekle İhtiyacı Ayırmak
Modern hayatın zor taraflarından biri, istekleri ihtiyaç gibi göstermesidir.
Yeni telefon, yeni kıyafet, yeni araba, daha çok beğeni, daha çok görünürlük…
Bir süre sonra insan bunlar olmadan mutsuz olacağını zannedebilir.
Soru: Gerçekten ihtiyacımız mı var, yoksa alıştığımız için mi istiyoruz?
Bu ayrım yapılmadığında tüketim de bağımlılığa dönüşebilir.
İhtiyaç karşılanır ve sakinleşir. Bağımlı istek ise karşılandıkça yenisini üretir.
Dengeyi Kurmak Bir Defalık İş Değildir
İnsan bugün bir alışkanlığını kontrol altına alabilir, yarın başka bir alanda aşırıya kaçabilir.
Bu yüzden mizan sürekli korunmalıdır.
Bazen telefonu azaltırız ama işe aşırı bağlanırız. Bazen harcamayı kontrol ederiz ama ilişkide bağımlı hâle geliriz.
Kendimizi düzenli olarak gözden geçirmek gerekir.
Takva, sadece belirli yasaklardan kaçınmak değil; hayatın tamamında ölçüyü koruma çabasıdır.
Sınırları Önceden Belirlemek
Bağımlılıkla mücadelede sınırı kriz anında koymak daha zordur.
Telefonu elimize aldıktan sonra “beş dakika bakacağım” deyip bir saat geçirebiliriz. Alışveriş sitesine girdikten sonra ihtiyacımız olmayan şeyi almak daha kolay olur.
Bu yüzden sınır bazen önceden belirlenir.
“Şu saatten sonra telefon yok.”
“Bu ay bu kadar harcama.”
“Bu uygulamayı kaldıracağım.”
“Bu ortam bana zarar veriyorsa gitmeyeceğim.”
Soru: İrademizi sürekli sınamak yerine hayatımızı daha güvenli hâle getirecek hangi sınırı koyabiliriz?
Destek İstemekten Çekinmemek
Bazı bağımlılıklar tek başına bırakılması çok zor hâle gelebilir.
Böyle bir durumda aile desteği, güvenilir bir çevre ve gerektiğinde uzman yardımı almak zayıflık değildir.
İnsan bazen “ben kendim hallederim” diyerek problemi büyütür.
Yardım istemek, kontrolü yeniden kurmanın bir parçasıdır.
Yerine Ne Koyacağız?
Bir alışkanlığı sadece kesmek boşluk oluşturabilir.
Telefonu azaltınca zaman açılır. Kumar bırakılınca heyecan boşluğu doğabilir. Sürekli alışveriş kesilince başka bir tatmin arayışı başlayabilir.
Bu boşluğa sorumluluk, emek, aile, spor, öğrenme veya hayırlı bir uğraş koymak gerekir.
Bağımlılıktan çıkmak sadece “hayır” demek değil, hayatı yeniden düzenlemektir.
Soru: Bir hafta boyunca azaltmayı denediğimizde en çok zorlanacağımız alışkanlık hangisi?
Bu cevap bize bağımlılığın yönünü gösterebilir. İnsan kendi sınırını gördüğünde utanmak yerine onu yönetmek için adım atmalıdır. Fark etmek yenilgi değil, kontrolü geri alma başlangıcıdır.
Aile içinde bağımlılık konuşulurken suçlayıcı dil de ters tepebilir. “Sen bağımlısın, sen iradesizsin” demek yerine davranışın etkisini konuşmak daha faydalıdır. “Bu telefon yüzünden birlikte geçirdiğimiz zaman azalıyor” gibi somut cümleler, kişiyi değil problemi hedef alır. Değişim çoğu zaman böyle daha mümkün olur.
Özgürlük her istediğini yapmak değil; istediğin şeyin kölesi olmamaktır.


