Sabah Kur’an’ı, Doğru Başlangıç ve Hayatın Gerçek Dengesi
Bismillahirrahmanirrahim.
Rabbim göğsümüzü genişletsin, dilimizin bağını çözsün, sözümüzü anlaşılır kılsın. İlmimizi artırsın, imanımızı güçlendirsin, nurumuzu tamamlasın.
Kur’an bize çok temel bir hakikati öğretir: Allah’ın yasasında değişme yoktur. Allah’ın koyduğu ölçü, insanın keyfine göre değişmez. Nasıl ki yer çekimi değişmiyorsa, hak ile batılın ölçüsü de değişmez.
Yalan her çağda yalandır.
Zulüm her çağda zulümdür.
Doğruluk her çağda doğrudur.
Haksızlık her çağda haksızlıktır.
Bu yüzden insan dini sadece şekilden ibaret görmemelidir. Kur’an’ı anlamadan, Allah’ın yasalarını kavramadan ve hayatın içine yerleştirmeden gerçek bir bilinç oluşmaz.
Sabah Kur’an’ı Neden Önemlidir?
İsra Suresi 78. ayette dikkat çeken bir ifade vardır: “Fecrin Kur’an’ı…” Yani sabah vaktinde Kur’an ile buluşmak.
Bu sadece bir okuma değildir. Bu, güne Allah’ın sözüyle başlama bilincidir.
İnsan güne nasıl başlarsa, çoğu zaman günü de öyle devam eder. Güne öfkeyle başlayan öfkeye yakın olur. Hırsla başlayan hırsa yakın olur. Menfaatle başlayan menfaate yakın olur.
Ama Kur’an ile başlayan insan kendine şu soruyu sorar:
“Ben bugün hangi niyetle yaşıyorum?”
Sabah Kur’an’ı insana şunu hatırlatır:
Bugüne doğru başlayacağım.
Bir işe doğru niyetle gireceğim.
Bir söz söyleyeceksem doğru söyleyeceğim.
Bir ilişki kuracaksam dürüstlükle kuracağım.
Bir alışveriş yapacaksam adaletle yapacağım.
Çünkü insanın asıl ihtiyacı sadece para, iş, ev, araba değildir. İnsanın asıl ihtiyacı doğru bir kalp, açık bir akıl ve temiz bir niyettir.
“Doğrulukla Girdir, Doğrulukla Çıkar”
İsra Suresi 80. ayette çok derin bir dua vardır:
“Rabbim! Gireceğim yere doğrulukla girdir, çıkacağım yerden doğrulukla çıkar ve katından bana yardımcı bir güç ver.”
Bu ayet hayatımızın her alanına dokunur.
Bir işe başlıyoruz.
Bir müşteriyle görüşüyoruz.
Bir akraba ortamına giriyoruz.
Eşimizle konuşuyoruz.
Çocuğumuzla ilişki kuruyoruz.
Bir karar veriyoruz.
İşte her başlangıçta insanın duası şu olmalıdır:
“Allah’ım, beni bu işe doğru niyetle başlat. Bu işten de doğru şekilde çıkmayı nasip et.”
Çünkü bazen insan bir işe yanlış başlar. Başta küçük görünen bir yanlış, sonra büyük bir zarara dönüşür.
Mesela sırf müşteri kazanmak için gereksiz tavizler veririz. Başta kazandık sanırız ama sonra o tavizler bizi ezer.
Bazen çocuğumuza sevgiden dolayı sınır koymayız. “Ben çektiğimi o çekmesin” deriz. Ama ölçüyü kaçırınca çocuk şımarır, doyumsuzlaşır, sorumluluk bilmez hale gelir.
Bazen çevreye bakarız. “Onun arabası var, benim niye yok?” deriz. “Onun çocuğu böyle yaşıyor, benim çocuğum niye yaşamasın?” deriz. Sonra borca, faize, gösterişe ve gereksiz masrafa gireriz.
İşte bu, doğru başlamamak demektir.
Doğru başlamayan insan, çoğu zaman doğru bitiremez.
Hak Gelir, Batıl Yok Olur
İsra Suresi 81. ayette şöyle buyrulur:
“Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl yok olmaya mahkûmdur.”
Bu ayet sadece büyük savaşları ve büyük sistemleri anlatmaz. İnsanın kendi içindeki savaşı da anlatır.
İçimizde hak da var, batıl da var.
Doğru da var, yanlış da var.
Merhamet de var, kibir de var.
İnfak da var, cimrilik de var.
Şükür de var, doyumsuzluk da var.
Kur’an geldiğinde insanın içindeki batılı ortaya çıkarır. İnsan Kur’an okudukça kendi yalanını fark eder. Kendi nefsini fark eder. Kendi hırsını, kibrini, gösterişini ve cimriliğini fark eder.
Kur’an mümin için şifadır. Çünkü mümin Kur’an’ı duyunca kendini düzeltir. Ama zalim aynı hakikati duyunca daha çok direnir.
Mutluluk Somut Şeylerde Değil, Soyut Değerlerdedir
Bugünün insanı çok şeye sahip ama huzuru az. Evler büyüdü ama muhabbet küçüldü. Arabalar çoğaldı ama sabır azaldı. Sofralar zenginleşti ama şükür zayıfladı.
Çünkü insan somut şeyleri artırdıkça, bazen soyut değerleri kaybediyor.
Somut olan nedir?
Para, ev, araba, diploma, kıyafet, telefon, makam, eşya…
Soyut olan nedir?
Huzur, güven, sevgi, sadakat, merhamet, şükür, kanaat, iman…
İnsan bütün ömrünü somut şeyler için harcıyor. Para kazanmak için emek veriyor. Ev almak için emek veriyor. Araba almak için emek veriyor. Çocuğuna imkân sunmak için emek veriyor.
Ama şu soruyu unutuyor:
“Ben huzurum için ne emek verdim?”
Mutluluk soyut bir şeydir. O yüzden mutluluğu isteyen insanın da soyut bedel ödemesi gerekir.
Sabır gerekir.
Şükür gerekir.
İnfak gerekir.
Merhamet gerekir.
Dürüstlük gerekir.
Dua gerekir.
Kur’an bilinci gerekir.
Sadece maddeye yatırım yapan insan, ruhunu ihmal eder. Ruh ihmal edilince de insan sahip olduklarından bile lezzet alamaz.
Yokluk Bazen İnsana Kıymet Bilmeyi Öğretir
Eskiden insanların imkânı azdı ama sevinci büyüktü. Bayramda alınan bir ayakkabı çocuğu günlerce mutlu ederdi. Çünkü sürekli alınan bir şey değildi. Kıymeti vardı. Beklemek vardı. Özlemek vardı. Şükür vardı.
Kurban Bayramı’nda et yemek büyük sevinçti. Çünkü her gün et yoktu. Bir şey az olunca, insan onun değerini bilirdi.
Bugün ise çocukların odası oyuncak dolu ama çoğu mutlu değil. Dolaplar kıyafet dolu ama sevinç az. Sofralar çeşit çeşit ama lezzet az.
Çünkü bolluk arttıkça, kıymet bilme azalabiliyor.
Burada mesele fakirliği övmek değildir. Yokluğu kutsamak da değildir. Mesele şudur:
İnsan sahip olduklarının esiri olmamalıdır.
Dünya arttıkça ahiret bilinci azalıyorsa, orada tehlike vardır. Eşya çoğaldıkça şükür azalıyorsa, orada denge bozulmuştur.
İnfak Dengeyi Kurar
Kur’an’ın insana öğrettiği en önemli dengelerden biri infaktır.
İnsan ihtiyacından fazlasını paylaşmadıkça, mal kalbe yük olur. Mal elde durursa nimet olur; kalbe girerse fitne olur.
Bugün Gazze’de, Yemen’de, Afrika’da, Arakan’da, Doğu Türkistan’da ve dünyanın birçok yerinde insanlar zulüm görüyor. Malları, canları, evleri, çocukları ve toprakları ellerinden alınıyor.
Böyle bir dünyada Müslüman sadece kendi konforunu düşünemez. Sadece kendi sofrasını, kendi arabasını, kendi evini, kendi hesabını düşünemez.
İnfak sadece para vermek değildir.
Bazen zaman vermektir.
Bazen emek vermektir.
Bazen ses çıkarmaktır.
Bazen konforundan vazgeçmektir.
Bazen mazlumun yanında durmaktır.
Çünkü iman sadece kalpte saklanan bir duygu değildir. İman, hayata yansıyan bir sorumluluktur.
Her Güne Doğru Başlamak
Bu yüzden sabah Kur’an’ı çok önemlidir. Sabah insan kendine gelmelidir. Güne başlamadan önce kalbini kontrol etmelidir.
Bugün yalan söyleyecek miyim?
Bugün birinin hakkına girecek miyim?
Bugün nefsime mi uyacağım, Rabbimin sözüne mi?
Bugün cimri mi olacağım, infak eden mi?
Bugün aileme merhametle mi davranacağım, öfkeyle mi?
Bugün işime doğrulukla mı başlayacağım, menfaatle mi?
Kur’an bu soruları sordurur.
Kur’an insanı uyandırır.
Kur’an insana ölçü verir.
Kur’an hak ile batılı ayırır.
Kur’an mümin için şifadır.
Kur’an doğru başlayan ve doğru bitiren bir hayatın rehberidir.
Sonuç
İnsan her sabah yeniden başlar. Her gün yeni bir imtihandır. Her ilişki, her söz, her alışveriş, her karar bir başlangıçtır.
Mesele sadece güne başlamak değildir. Mesele güne doğru başlamaktır.
Mesele sadece bir işe girmek değildir. Mesele o işe doğrulukla girmektir.
Mesele sadece bir ortamdan çıkmak değildir. Mesele oradan temiz, dürüst ve güvenilir şekilde çıkabilmektir.
Bunun için de insanın Allah’tan destek istemesi gerekir:
Rabbim, bizi doğrulukla başlat.
Doğrulukla bitirmeyi nasip et.
Hak olanı kalbimize yerleştir.
Batıl olanı bizden uzaklaştır.
Bizi bize bırakma.
Bizi Kur’an’dan ayırma.
Bizi secdeden, duadan, infaktan, merhametten ve hak yolundan uzaklaştırma.
Âmin.
