Sıkıntı Karşısında Umudu ve Yönümüzü Korumak
18 Kasım 2025
Bir sıkıntı geldiğinde yönümüzü nasıl koruruz?
Soru: Bir sıkıntı geldiğinde yönümüzü nasıl koruruz?
Ayetler birbirinden kopuk değildir
Nur suresinin 57. ayetinde, inkâr edenlerin Allah’ı yeryüzünde aciz bırakamayacağı ve sonunda O’na dönecekleri hatırlatılır. Bu ayeti, öncesindeki mesajlardan ayrı düşünmemek gerekir. Bir önceki ayette namazı dosdoğru kılmak, zekâtı vermek ve elçiye itaat etmek emredilir; ardından göklerin ve yerin hükümranlığının Allah’a ait olduğu bildirilir.
Kur’an’daki ayetler birbirine bağlıdır. Yaratılmış her şey de birbiriyle ilişki içindedir: insan, hayvan, yıldızlar ve doğa… Bazen bu büyük bağı fark edemeyiz. Fakat baktığımız her şey, bize kendi sınırlarımızı ve Allah’ın kudretini hatırlatabilir.
İnsan, her şeyi kendi gücüyle kontrol ettiğini sanmaya başladığında bu bağı gözden kaçırır. Oysa dünya da, içindekiler de Allah’ın mülküdür. Dönüşümüz de O’nadır.
Acının içinden geçerken
Bu hatırlatma, yaşadığımız her sıkıntının sebebini bildiğimiz anlamına gelmez. Bir insanın başına geleni hemen ceza diye adlandırmak doğru değildir. Bazen nedenini anlayamayız; bazen de acı, uzun süre içimizde kalır.
Bir kayıp, bir ayrılık ya da cevapsız kalan bir beklenti zihnimizi tekrar tekrar aynı yere götürebilir. Dışarıdan bakınca hayat devam ediyor gibi görünür; ama insanın iç dünyasında aynı konuşma, aynı soru dönüp durur.
“Neden böyle oldu?” diye sormak insanca. Fakat bu sorunun içinde kaybolduğumuzda, bugün yapabileceğimiz küçük iyilikleri ve sorumlulukları göremeyebiliriz. Duygumuzu yok saymadan, dikkatimizi yeniden elimizde olana çevirmek gerekir.
İbadet, yönümüzü toparlar
Namaz, yalnızca yerine getirilecek bir görev değil; günün karmaşasında yönümüzü yeniden bulma imkânıdır. Zekât, sahip olduklarımızın sadece bize ait olmadığını ve başkasının ihtiyacını da görmemiz gerektiğini öğretir. Peygamber’in yoluna uymak ise iyiliği hayatın içine taşımaktır.
Bir sıkıntı yaşarken ibadete sarılmak, her şey hemen düzelecek demek değildir. Fakat insanın kalbine dayanak, zihnine bir ölçü verir. Dua eder, Allah’a sığınır, sonra da yapabileceğimiz helal ve faydalı işlere adım atarız.
Yardım istemek de bu adımlardan biridir. Güvendiğimiz birine anlatmak, gerektiğinde uzman desteği almak, günlük sorumlulukları küçük parçalara bölmek… Bunlar tevekküle aykırı değildir. Elimizden geleni yaparken sonucu Allah’a bırakmaktır.
Geleceği düşünürken bugünü kaçırmamak
İnsan bazen henüz yaşanmamış bir ihtimalin yükünü bugünden taşır. “Ya şöyle olursa?” diye düşünürken henüz gerçekleşmemiş bir şey, yaşadığımız günü elimizden alabilir.
Elbette tedbir alalım, plan yapalım. Ama her ihtimali zihnimizde tekrar tekrar yaşamak bize güvence sağlamaz. Bugün atabileceğimiz bir adımı belirleyelim; kalanını ise Allah’ın bilgisine ve takdirine bırakalım.
Nur suresindeki hatırlatma bize hem sorumluluğu hem de sınırımızı gösteriyor: İbadet et, iyilik yap, yönünü koru. Her şeyin sahibi ve son dönüşün mercii Allah’tır.
Şimdi kendimize soralım: İçimde dönüp duran düşünce beni hangi faydalı adımdan alıkoyuyor? Belki bugün atacağımız küçük bir adım, bütün yükü çözmez. Ama bizi yeniden hayata, kulluğa ve umuda bağlar.
