Mağaraya Sığınan Gençlerin Duası: Kurtuluşu Nerede Arıyoruz?

24 Ocak 2025

Bir sıkıntının içindeyken ilk isteğimiz nedir? Her şeyin hemen düzelmesi mi, yoksa doğru olanı görebilecek bir anlayış kazanmak mı?

Ashâb-ı Kehf’in duası bu soruyu yeniden düşünmemizi sağlıyor. Kehf suresinde gençler Allah’a sığınıyor ve O’ndan rahmet ile işlerinde doğruya ulaşmayı kolaylaştırmasını istiyor.

Onların duasında yalnızca tehlikeden kurtulma isteği yok. Doğruyu bulabilme ve doğru yönde ilerleyebilme arzusu da var.

Dua Etmek, Sonucu Belirlemek Değildir

Soru: Allah’tan yardım isterken neyi istemeliyiz?

Bazen duamızın nasıl karşılık bulacağını da biz tarif ediyoruz. Şu insan değişsin, şu olay bitsin, şu problem hemen ortadan kalksın istiyoruz.

Oysa insanın istediği yöntem ile kendisi için hayırlı olan süreç aynı olmayabilir. Ashâb-ı Kehf’in mağarada uzun bir süre uyutulması bu noktada düşündürücü bir örnektir.

Onlar rahmet ve doğru çıkış yolu istediler. Ancak karşılaştıkları yol, kendi başlarına tasarlayabilecekleri sıradan bir çözüm değildi.

Hz. Yusuf’un zindanla karşılaşması da aynı bakış açısıyla hatırlanabilir. İnsan bir kötülükten uzaklaşmak isterken başka bir zorluğun içinde kendisini bulabilir.

Zorluğun hemen bitmemesi, doğru yolda olmadığımızın kanıtı değildir.

Duanın yanında sabır, dikkat ve doğru davranış gerekiyor. Allah’a güvenmek, yaşadığımız olayın bütün sonuçlarını önceden bildiğimizi iddia etmek değildir.

Her Şeyde Başkalarını mı Suçluyoruz?

Bir sorun çıktığında zihnimiz çoğu zaman hemen bir sorumlu arıyor. Annem, babam, kardeşim, eşim veya iş arkadaşım diyerek başlıyoruz.

Karşı tarafın yaptığı yanlışlar gerçekten olabilir. Ama bunun bizim payımızı görmemize engel olmaması gerekir.

Soru: Bu ilişkide benim değiştirmem gereken şey ne?

Bu soru insanı rahatsız edebilir. Çünkü başkasının yanlışını anlatmak kolay, kendi davranışımızı sorgulamak daha zordur.

Bize haksızlık yapan birinin davranışı yanlış olabilir. Bununla birlikte bizim verdiğimiz cevap da ayrıca değerlendirilmeyi hak eder.

Kızgınlıkla konuştuğumuzda konuyu büyütebiliriz. Haklı bir itirazı bile yanlış bir üslupla sunarsak mesele çözülmeyebilir.

İnsan kendisini sürekli tamamen haklı görürse değişmek için bir neden bulamaz. Böylece aynı tartışmalar farklı günlerde yeniden yaşanır.

Önemli olan suçluyu bulmakla yetinmemek. Sorunu doğuran davranışları anlamak ve kendi üzerimize düşeni yapmaktır.

Bir İşin İyi Olması İçin Gelişmek Gerekir

Bir ürünün ilk hâliyle yıllar sonraki hâli aynı değildir. Kullanıldıkça eksikleri görülür, hatalar düzeltilir ve daha işlevli olması için emek verilir.

Bilgisayar yazılımlarındaki gelişme buna güzel bir benzetmedir. Bir zamanlar sürekli hata veren bir sistem, yapılan çalışmalarla daha iyi duruma gelebilir.

İnsanın davranışları için de benzer bir anlayış gerekli. İlk tepkimizin kusurlu olması, o kusurun hep bizimle kalması gerektiği anlamına gelmez.

Soru: Dün yaptığım yanlışı bugün hangi çabayla düzelttim?

Eşimizle konuşma biçimimizi geliştirebiliriz. Kardeşimizle yaşadığımız anlaşmazlıkta yeni bir yol deneyebiliriz.

Çocuğumuzu dinlemeyi öğrenebiliriz. Borçlandığımızda sorumluluğu başkasına yüklemek yerine kendi hesabımızı gözden geçirebiliriz.

Elbette başkalarını zorla değiştiremeyiz. Ama kendi sözümüzü, tavrımızı ve çabamızı değiştirme imkânımız vardır.

İlerlemek, bir gecede kusursuz olmak demek değildir. Yanlışı kabul edip doğruya doğru düzenli adım atmaktır.

Kurtuluş Bir Sorumluluk Çağrısıdır

Toplumun sorunları konuşulurken de benzer bir beklenti ortaya çıkıyor. İyi bir insan gelsin, her şeyi bir anda düzeltsin, biz de rahatlayalım istiyoruz.

Ancak başkalarından beklediğimiz doğruluğu kendi hayatımızda aramadan değişimi gerçekleştiremeyiz. Güvenilir bir toplum, güvenilir davranışlarla oluşur.

Ailede adalet istiyorsak kendi tutumumuzu sorgulamalıyız. İş yerinde dürüstlük bekliyorsak sözümüze ve emeğimize dikkat etmeliyiz.

İnsanların hepsi bizim istediğimiz gibi davranmayacak. Bu durum bizim doğru davranma sorumluluğumuzu ortadan kaldırmaz.

Ashâb-ı Kehf’in duasını yeniden düşünelim. Gençler yalnızca bir sığınak istemediler; Allah’tan rahmet ve doğru yol istediler.

Bize de şu soru kalıyor: Çıkış yolunu isterken o yolda yürümek için gereken değişime hazır mıyız?

Kurtuluş bazen şartların hemen değişmesinde değil, insanın doğruyu seçerek değişmeye başlamasındadır.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir