Ankebût 20: Yeryüzünde Gezin, Yaratılışı Düşünün

 Değerli dostlar…

Ankebût Suresi 19. ayette Allah bize çok temel bir hakikati hatırlatmıştı:

Allah yaratmayı başlatır, sonra onu tekrar eder. Bu Allah’a kolaydır.

Yani bizi ilk defa yaratan Allah, öldükten sonra tekrar diriltmeye de kadirdir.

  1. ayette ise Allah bu düşünceyi biraz daha genişletiyor. Sadece kendimize bakmamızı değil, yeryüzüne bakmamızı istiyor.

Ayet şöyle:

“De ki: Yeryüzünde gezin de Allah’ın yaratmayı nasıl başlattığına bakın. Sonra Allah, ahiret yaratılışını da gerçekleştirecektir. Şüphesiz Allah’ın her şeye gücü yeter.”

Bu ayet bize şunu söylüyor:

Sadece yaşama, bak.
Sadece bakma, düşün.
Sadece gezme, ibret al.
Sadece görme, yaratılışın sahibini fark et.


Gezin Ama Gafletle Değil

Bugün insanlar çok geziyor.

Uçağa biniyor.
Otele gidiyor.
Tatile çıkıyor.
Fotoğraf çekiyor.
Video paylaşıyor.
Sosyal medyada konum bildiriyor.
Manzara görüyor.
Deniz görüyor.
Dağ görüyor.
Orman görüyor.
Tarihi eser görüyor.

Ama Kur’an’ın istediği gezmek sadece turistik gezmek değildir.

Kur’an diyor ki:

Yeryüzünde gezin ve yaratılışı düşünün.

Yani dağa bakınca sadece fotoğraf çekme.
Denize bakınca sadece manzara deme.
Toprağa bakınca sadece arazi deme.
Ağaca bakınca sadece yeşillik deme.
Bir bebeğe bakınca sadece sevimli deme.
Bir tohuma bakınca sadece bitki deme.

Sor:

Bunu kim başlattı?
Bu düzen nasıl kuruldu?
Bu hayat nereden geliyor?
Bu ölümden sonra diriliş neden uzak gelsin?

İnsan gezip eğlenebilir. Tatile çıkabilir. Güzel yerler görebilir. Bunlar kötü değildir. Ama insan bütün bunları görüp Allah’ı unutursa, gezisi ibret değil, gaflet olur.


Modern İnsan Çok Görüyor Ama Az Düşünüyor

Bugün teknoloji çağındayız.

Telefonlarımızla dünyanın her yerini görebiliyoruz. Birkaç saniyede çölleri, okyanusları, dağları, şehirleri, uzayı, yıldızları, anne karnındaki bebeğin görüntüsünü, mikroskopla hücreleri, teleskopla galaksileri izleyebiliyoruz.

Ama garip olan şu:

İnsan bu kadar çok görmesine rağmen bazen daha az düşünüyor.

Görüntü çoğaldı ama tefekkür azaldı.
Bilgi çoğaldı ama hikmet azaldı.
Ekran büyüdü ama bilinç küçüldü.
Paylaşım arttı ama ibret azaldı.

Bir dağın fotoğrafını çekiyoruz ama dağın sahibini düşünmüyoruz.

Bir bebeğin ultrason görüntüsüne bakıyoruz ama onu karanlıklar içinde şekillendiren Allah’ı düşünmüyoruz.

Bir tohumun ağaca dönüşmesini izliyoruz ama hayatı başlatan kudreti düşünmüyoruz.

Bir telefonun nasıl çalıştığını merak ediyoruz ama kalbimizin nasıl attığını düşünmüyoruz.

Bir yapay zekânın cevap vermesine şaşırıyoruz ama kendi aklımızın bize nasıl verildiğini düşünmüyoruz.

İşte Kur’an bizi burada uyandırıyor:

Yeryüzünde gezin, yaratılışın nasıl başladığına bakın.


Yaratılışı Görmek Dirilişi Anlamaktır

Ayetin ana mesajı çok açık:

İlk yaratılışı gören insan, ahiret yaratılışını inkâr edemez.

Bir zamanlar hiçbirimiz yoktuk.

Adımız yoktu.
Sesimiz yoktu.
Yüzümüz yoktu.
Hatıramız yoktu.
Dünyada izimiz yoktu.

Sonra Allah bizi var etti.

Anne karnında şekillendirdi.
Kalbimizi attırdı.
Gözümüzü, kulağımızı, aklımızı, duygularımızı verdi.
Sevme kabiliyeti verdi.
Düşünme kabiliyeti verdi.
Doğruyu yanlıştan ayırma imkânı verdi.

Şimdi insan kendine sormalı:

Beni yoktan var eden Allah, beni tekrar diriltemez mi?

Yeryüzündeki her şey aslında bu sorunun cevabını veriyor.

Toprak kuruyor, sonra canlanıyor.
Ağaç yaprağını döküyor, sonra yeniden yeşeriyor.
Tohum toprağa gömülüyor, sonra hayat olarak çıkıyor.
Gece geliyor, gündüz yeniden doğuyor.
İnsan uyuyor, sabah yeniden uyanıyor.

Bunların hepsi bize küçük küçük diriliş dersleri veriyor.

Ama insan bazen o kadar hızlı yaşıyor ki, bu dersleri kaçırıyor.


Dünya Hayatı Büyüyünce Ahiret Küçülüyor

Daha önce derslerde sık sık konuştuk:

İnsan Allah’a döneceğini unutunca mizanı kaybediyor.

Mizan bozulunca sınır bozuluyor.
Sınır bozulunca salih amel zayıflıyor.
Salih amel zayıflayınca insan dünyayı büyütüyor.
Dünya büyüyünce ahiret bilinci küçülüyor.

Bugün insanlar ev için, araba için, iş için, sosyal medya görünürlüğü için, makam için, çocuklarının başarısı için büyük mücadele veriyor.

Çalışmak kötü değil.
Ev almak kötü değil.
Çocuğunun başarılı olmasını istemek kötü değil.
İşini büyütmek kötü değil.

Ama bunlar insanın kalbinde Allah’ın önüne geçerse, işte tehlike orada başlıyor.

Ev almak için faize girmek normalleşiyor.
İş almak için yalan söylemek normalleşiyor.
Çocuğun başarısı için merhametsiz baskı normalleşiyor.
Sosyal medya için gösteriş normalleşiyor.
Para için hile normalleşiyor.
Aile için haksızlık normalleşiyor.

Sonra insan kendine mazeret buluyor:

“Bu devirde böyle.”
“Herkes yapıyor.”
“Mecburum.”
“Çocuklarım için.”
“Bir şey olmaz.”

Ama Ankebût 20 bize yeryüzünü gezdirip şunu hatırlatıyor:

Bu dünya kalıcı değil.
Bu hayat başlangıçsız değil.
Bu düzen sahipsiz değil.
Bu yolculuk hesapsız değil.
Seni ilk yaratan Allah, seni yeniden diriltecek.


Gezmek İbret Olursa İnsanı Uyandırır

Bir insan mezarlığa gider, sadece taşları görürse geri döner. Ama ibretle bakarsa hayatı değişebilir.

Bir insan deniz kenarına gider, sadece manzara görürse fotoğraf çeker. Ama ibretle bakarsa Allah’ın kudretini hisseder.

Bir insan tarihi bir şehre gider, eski sarayları, kaleleri, yıkılmış medeniyetleri görür. Sadece “ne güzel yapı” derse geçer. Ama ibretle bakarsa şunu düşünür:

Bu insanlar da yaşadı.
Onların da evleri vardı.
Onların da çocukları vardı.
Onların da planları vardı.
Onların da pazarları, işleri, makamları, kavgaları, sevinçleri vardı.
Şimdi hepsi gitti.
Ben de gideceğim.

İşte Kur’an’ın “yeryüzünde gezin” demesi böyle bir bilinç içindir.

Gezmek sadece bedeni bir hareket değildir.
Gezmek, aklın uyanmasıdır.
Kalbin ibret almasıdır.
İnsanın haddini bilmesidir.


Modern Teknoloji Bize Ne Öğretmeli?

Bugün teknoloji insanı kibirlendirmemeli; aksine düşündürmeli.

Yapay zekâ gelişiyor diye insan kendini ilah sanmamalı.

Uzaya araç gönderiyoruz diye Allah’ı unutmak akıl değildir.

DNA’yı çözüyoruz diye yaratıcıyı yok saymak bilinç değildir.

Tıpta ilerliyoruz diye ölümü yendiğimizi zannetmek büyük gaflettir.

Çünkü teknoloji bize imkân verir ama varlığı başlatamaz.

İnsan robot yapabilir ama ruha sahip bir insan yaratamaz.

İnsan yapay zekâ üretebilir ama aklı kendine veren kaynağı yok sayamaz.

İnsan kalp ameliyatı yapabilir ama kalbi ilk attıran kudreti inkâr edemez.

İnsan toprağı işleyebilir ama bir tohumun içindeki hayat sırrını kendisi yaratamaz.

Bu yüzden teknoloji çağında Ankebût 20 daha da anlamlı hâle geliyor:

Yeryüzünde gezin, bakın, düşünün. Yaratılış nasıl başladı? Hayat nasıl var oldu? Bu düzen nasıl kurulmuş?

Ve sonra şu sonuca gelin:

Bütün bunları başlatan Allah, ahiret yaratılışını da gerçekleştirecektir.


Salih Amel Bu Ayetin Neresinde?

Bu ayet sadece yaratılışı anlatmıyor; insanın davranışını da değiştiriyor.

Çünkü yaratılışı ve dirilişi düşünen insan daha dikkatli yaşar.

Rızkını helalde arar.
Yalanla iş almaz.
Faize kolayca yönelmez.
Kul hakkını hafife almaz.
Eşine sadakat gösterir.
Çocuğuna merhametle yaklaşır.
Anne babasına iyilik eder ama Allah’ın sınırını da korur.
Haset geldiğinde kalbini kontrol eder.
Kibir geldiğinde haddini bilir.

Çünkü bilir:

Ben bu dünyaya başıboş gelmedim.
Başıboş da gitmeyeceğim.
Beni başlatan Allah, beni yeniden huzuruna çıkaracak.

İşte salih amel bu bilinçle güçlenir.

Salih amel; iyi, güzel, temiz, dürüst, ahlaklı ve dengeli ameldir.

Mizanı korumaktır.
Sınırı bilmektir.
Haddi aşmamaktır.
Dünyayı büyütüp ahireti küçültmemektir.


19. Ayetle Bağlantısı

  1. ayet bize dedi ki:

Allah yaratmayı başlatır, sonra tekrar eder. Bu Allah’a kolaydır.

  1. ayet ise diyor ki:

Yeryüzünde gezin, yaratılışın nasıl başladığına bakın. Sonra Allah ahiret yaratılışını gerçekleştirecektir.

Yani 19. ayet hakikati bildiriyor.
20. ayet o hakikati görmemiz için bizi yeryüzüne çıkarıyor.

Sanki Allah bize şöyle diyor:

Kendine bak.
Toprağa bak.
Tohuma bak.
Anne karnına bak.
Tarihe bak.
Yıkılmış kavimlere bak.
Doğaya bak.
Hayatın başlangıcına bak.
Sonra dirilişi düşün.

Bu düşünce insanı uyandırır.


Kapanış Soruları

Şimdi bu ayetin bize bıraktığı sorularla bitirelim.

Ben gerçekten yeryüzüne ibretle bakıyor muyum, yoksa sadece tüketmek ve eğlenmek için mi yaşıyorum?

Gezdiğim yerler beni Allah’a yaklaştırıyor mu, yoksa daha çok dünyaya mı bağlıyor?

Teknoloji benim bilincimi açıyor mu, yoksa beni daha çok gaflete mi sürüklüyor?

Bir tohuma, bir bebeğe, bir dağa, bir yıldızlı gökyüzüne bakınca Allah’ın kudretini düşünüyor muyum?

Yoksa her şeyi sıradanlaştırdım mı?

Beni ilk defa yaratan Allah’ın beni tekrar dirilteceğini hayatımda ne kadar ciddiye alıyorum?

Bugün ölsem, peşinden koştuğum şeyler bana şahit mi olur, yük mü olur?

Dünya hayatında büyüttüğüm şeyler Allah’a dönüş bilincimi küçültüyor mu?

Rızkımı, sevgimi, ailemi, işimi, sosyal medyamı, teknolojiyi mizanla kullanıyor muyum?

Ve en önemlisi:

Yeryüzünde geziyorum ama gerçekten görüyor muyum?
Görüyorum ama gerçekten düşünüyor muyum?
Düşünüyorum ama hayatımı değiştiriyor muyum?

Rabbim bizi bakan ama görmeyenlerden etmesin.

Rabbim bizi gören ama düşünmeyenlerden etmesin.

Rabbim bizi düşünen ama hayatını değiştirmeyenlerden etmesin.

Rabbim bize yaratılışı ibretle okumayı, dünyayı mizanla yaşamayı ve ahirete salih amelle hazırlanmayı nasip etsin.

Âmin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir