Bilmek Yetmez: Kendini Tanımak ve İnsanlarla Ölçüyü Korumak
23 Mayıs 2025
Soru: Bir insan Kur’an’ı çok iyi biliyor olabilir. Peki bu bilgi onun davranışına yansımıyorsa ne olur?
Bildiğimiz doğruları söylemek kolay. Bir başkasının yanlışını fark etmek de kolay. Zor olan, kendimizi aynı dikkatle incelemek.
Bir insanın gerçek yüzünü yalnızca konuştuğu sözlerden anlayamayız. Emanet karşısındaki tavrı, borcunu ödeme biçimi, insanlarla ilişkisindeki dürüstlüğü de önemlidir.
Bilgi Davranışa Dönüşüyor mu?
Kitap hakkında konuşabiliriz. Ayetler ezberleyebiliriz. Saatlerce doğruyu tartışabiliriz. Fakat söz verdiğimizde sözümüzde durmuyorsak, bize teslim edilen bir şeyi geri vermiyorsak neyi eksik bırakıyoruz?
Kur’an’da kitap ehlinden emanete sadık olanlarla olmayanların farklı tutumları anlatılır. Bu ayrım bize bilginin tek başına ahlaki güvence olmadığını düşündürür.
Soru: Benim bildiğim hangi doğru, bugün davranışımda eksik?
Bir müşteriye dürüst davranmak. Borcumuzu ödemek. Birinin hakkını gözetmek. Bunlar büyük söylemler kadar görünür olmayabilir; ama insanın ahlakı buralarda da ortaya çıkar.
Yalnızca bilgiye güvenmek bizi kendimizden emin ve başkalarına karşı sert yapabilir. Oysa her birimizin eksikleri var.
Önce Kendini Tanımak
Bir insan neye kolayca öfkeleniyor? Hangi söz onu hemen kışkırtıyor? Hangi konuda aşırı hırslı davranıyor? Kendimize bunları sormadan başkalarını değiştirmeye çalışıyoruz.
Kendini tanımak kusursuz olduğunu düşünmek değildir. Tam tersine, zorlandığı noktaları fark etmektir. Bir insan kendi zaafını bilirse ona karşı daha dikkatli olabilir.
Eşimizden bir söz duyunca hemen kırılıyor muyuz? Yakınlarımızın farklı bir seçim yapmasını kişisel saldırı gibi mi algılıyoruz? Bir konuda haklı olduğumuzda herkesi küçümsemeye mi başlıyoruz?
Kendimizi tanımadan insanlarla adil ilişki kurmak zorlaşabilir.
Bazen bir sorunun nedeni yalnızca karşımızdaki insan değildir. Bizim verdiğimiz tepki de sorunu büyütüyor olabilir. Bu ihtimali kabul etmek, sorumluluğu başkasının sırtına bırakmamaktır.
İnsanları Bir Yanlışla Silmek
Soru: Bir arkadaşımızın yanlışını gördüğümüzde, onu bütünüyle hayatımızdan çıkarmak doğru bir ölçü mü?
İnsanlar farklı alışkanlıklara sahip olabilir. Bizim doğru bulmadığımız davranışlarda bulunabilirler. Yanlışı onaylamamakla insanı yok saymak birbirinden farklıdır.
Bir insanın içki içmesini yanlış bulabiliriz. Ama onunla konuşurken kibirli davranmamız da ayrı bir sorun doğurabilir. Kendi geçmişimizdeki hataları hatırlamak, başkalarına daha ölçülü yaklaşmamızı sağlayabilir.
Geçmişte yanlış yaptığımız bir şeyden dönmüş olabiliriz. O zaman başkasının da değişebileceğini neden tamamen unutalım?
Bunun anlamı her ilişkiye koşulsuz devam etmek değildir. Zarar veren bir davranış karşısında sınır koymak gerekebilir. Fakat bir insanı hiç yaşamamış gibi silmekle sınır koymak aynı değildir.
Bir komşuya selam vermek, bir akrabayla bağı tümüyle koparmamak, saygılı bir dil kullanmak yanlışını benimsemek değildir. Ölçü, hem doğruyu korumak hem de kibirden uzak durabilmektir.
Dua Ederken Kendimizi de Görmek
Bazen Allah’tan cesaret istiyoruz. Bazen sabır, bazen de doğruyu yapabilme gücü istiyoruz. Ancak kendi zaaflarımızı hiç görmeden yalnızca başkalarının değişmesini bekliyoruz.
Bir insanın ibadet etmesi, onun her konuda kusursuz davrandığı anlamına gelmez. Hepimiz yoruluyoruz. Bazen dikkatimizi dağıtan alışkanlıklarımız oluyor. İş, telefon, televizyon ve günlük koşuşturma zamanımızı alabiliyor.
Önemli olan, bu zorlukları görüp yönümüzü yeniden belirlemektir. Eksiklerimizi kabul etmeden değişmek kolay değildir.
Soru: Allah’a yakın olmak istediğimi söylüyorsam, insanlara karşı davranışımda bunu nasıl göstereceğim?
Bu sorunun cevabı yalnızca ibadet saatlerinde değil. Ailemize gösterdiğimiz saygıda, zor durumda olan insana yardım ederken taşıdığımız niyette ve başkasının hakkına yaklaşımımızda da görünür.
Korkuyla Değil, Sorumlulukla
Kur’an’daki uyarıcı ayetler insanı düşündürebilir. Bazı insanlar onları yalnızca korku olarak duyuyor. Oysa bir uyarının amacı, önümüzde hâlâ seçim imkânı varken kendimize bakmamız olabilir.
Yaşadığımız her hastalığın veya sıkıntının belirli bir kişisel hatadan kaynaklandığını bilemeyiz. Bir insan zor günler geçiriyorsa ona hemen suçlu olduğunu söylemek doğru değildir.
Ama zor zamanlar bize hayatı yeniden değerlendirme fırsatı verebilir. Ne kadar hırslı olduğumuzu, insanlarla bağımızı, hangi alışkanlıklarımızın bizi yorduğunu düşünebiliriz.
Sıkıntıdan ders çıkarmakla başkasını yargılamak arasında fark var. Kendimiz için düşündüğümüz soruları karşımızdaki insanı incitmek için kullanmayalım.
Soru: Bir insana iyiliği hatırlatırken onun kalbini de gözetiyor muyum?
Bu soruyu sormak bizim de değişmeye ihtiyacımız olduğunu hatırlatır. Doğru bilgi, doğru davranışla birleşmedikçe eksik kalabilir.
Sonunda mesele yine kendimize dönüyor. Ne kadar bildiğimiz kadar, bildiğimizle ne yaptığımız da önemlidir.
Bugün bir şeyi değiştireceksek önce şu soruya cevap verelim: Yanlışını kolayca gördüğüm insanların yanında, benim değiştirmem gereken hangi davranışım var?

