Evlilikler Neden Biter? Boşanmanın Sebebini Başlangıçta Aramak
Bir evlilik sona yaklaşırken çoğu insan yalnızca son tartışmaya, son kırgınlığa veya son hayal kırıklığına bakar. Oysa boşanmanın sebebini anlayabilmek için bazen ilişkinin başladığı yere dönmek gerekir: Biz neden evlendik?
Boşanma sebebinden önce evlenme sebebine bakmak
Bir ilişkinin nasıl bittiği, çoğu zaman nasıl başladığıyla yakından ilgilidir. Evlilik yalnızlıktan kurtulmak, maddi rahatlık bulmak, toplumun beklentisini karşılamak, güzellik, yakışıklılık veya geçici bir ihtiyacı gidermek üzerine kurulmuşsa; bu şartlar değiştiğinde ilişkinin temeli de sarsılabilir.
Güzellik zamanla değişir, maddi imkânlar azalabilir, sağlık veya güç kaybedilebilir. İnsan yalnızca geçici bir fayda için bağlandığında, o fayda ortadan kalkınca eşini de hayatından çıkarılabilecek bir yük gibi görmeye başlayabilir.
İhtiyaç ve vazgeçilmezlik arasındaki bağ
İnsan tırnağını veya saçını kesebilir; fakat elinden ya da kolundan kolayca vazgeçemez. Çünkü onların hayatındaki yeri ve ihtiyacı aynı değildir. Bu benzetme, evlilikte eşlerin birbirine yalnızca maddi işler üzerinden değil; güven, merhamet, sorumluluk, anlayış ve manevi destek üzerinden de değer katması gerektiğini gösterir.
Eşler birbirinin hayatında iyiliğe, gelişime ve huzura vesile oldukça ilişki derinleşir. Fakat bağ yalnızca para, ev işi, dış görünüş veya cinsel beklenti gibi somut faydalara indirgenirse, evlilik kolayca bir alışverişe dönüşebilir.
Sevgi yalnızca bir duygu değildir
“Birbirimizi seviyoruz” demek önemlidir; ancak sevgi emek, zaman ve sorumluluk ister. Taraflardan biri sürekli verirken diğeri yalnızca almaya alışırsa sevgi zamanla yorgunluğa ve kırgınlığa dönüşebilir.
Güç kimdeyse onun diğerini baskı altına alması da ilişkiyi bozar. Bu güç bazen maddi imkân, bazen fiziksel kuvvet, bazen de duygusal üstünlük olabilir. Sağlıklı evlilikte taraflar birbirini kullanmaz; hak, adalet ve merhamet konusunda kendilerini sorgular.
Niyeti yeniden kurmak mümkün
Geçmişte yanlış veya eksik bir niyetle evlenilmiş olması, her şeyin mutlaka sona ereceği anlamına gelmez. Eşler niyetlerini yeniden gözden geçirebilir. “Bu ilişkiden ne alabilirim?” sorusu yerine “Bu evlilikte Allah’ın rızasına uygun, adaletli ve faydalı bir insan olabiliyor muyum?” sorusu konulabilir.
İki tarafın da yalnızca kendi çıkarını düşündüğü bir ilişkide çatışma büyür. Buna karşılık sorumluluğunu bilen, eşinin hakkını gözeten ve doğru davranmayı öğrenmeye çalışan insan, evliliğin temelini daha sağlam hâle getirir.
Doğruyu bilmeden doğru ilişki kurulabilir mi?
Nasıl konuşacağımızı, nasıl seçim yapacağımızı, nasıl adaletli davranacağımızı ve ne zaman sınır koyacağımızı öğrenmek gerekir. Bu öğrenme kendiliğinden gerçekleşmez. Kur’an’ı okumak, anlamaya çalışmak, üzerinde düşünmek ve öğrendiğini davranışa dönüştürmek; yalnızca bireysel huzur için değil, aile hayatının dengesi için de önemlidir.
İnsan eşine, çocuğuna ve maddi imkânlarına ne kadar ihtiyaç duyduğunu bilir. Fakat bütün bunların ötesinde Allah’a ve O’nun gösterdiği ölçüye olan ihtiyacını fark etmediğinde, ilişkilerinde doğru yönü bulmakta zorlanabilir.
Sonuç: Başlangıçtaki soruyu yeniden sorun
Evlilikte sorunlar büyüdüğünde yalnızca “Neden boşanıyoruz?” diye sormak yeterli olmayabilir. “Neden evlendik, bugün hangi niyetle devam ediyoruz ve birbirimizin hayatına hangi iyiliği katıyoruz?” soruları daha derin cevaplar verebilir.
Bugün ilişkinize bakarken eşinizden beklediklerinizi değil, önce sizin taşıdığınız niyeti ve sorumluluğu düşünün. Geçici çıkarların yerine adalet, merhamet, emek ve Allah’ın rızasını koymak; evliliğin yönünü yeniden değiştirebilir.
