Fırtına bulutlarının ardından aydınlanan yol ve gökyüzünde süzülen kuşlar

Krizden Dengeye: Nûr Suresi 41–43 ile Emanet Bilinci

Bismillahirrahmanirrahim.

Değerli dostlar, bugün Nûr Suresi’nin 41, 42 ve 43. ayetlerini hayatımızdaki krizlerle ilişkilendirmeye çalışacağız. Derslerimde sürekli söylediğim bir şey var: Kur’an’ı yalnızca okuyup geçmeyeceğiz. Okuduğumuz ayetin bugün benim evimde, işimde, evliliğimde, borcumda, korkumda ve kararlarımda ne söylediğini anlamaya çalışacağız.

Şimdi düşünün. Bir iş insanı iflas etmek üzere. Masasına oturmuş, başını ellerinin arasına almış ve “Ben şimdi ne yapacağım?” diyor. Ya da bir insan ailesinde büyük bir kırılma yaşamış. Güvendiği biri onu hayal kırıklığına uğratmış. İşte bu insan Nûr Suresi’nin bu ayetlerini okuduğu zaman yalnızca kuşları, bulutları ve yağmuru mu okuyacak? Hayır. Ayet ona kendi hayatını da gösterecek.

Kâinattaki düzen ve bizim yörüngemiz

41. ayette göklerde ve yerde bulunanların, kanatlarını açarak uçan kuşların Allah’ı tesbih ettiği bildiriliyor. Her biri kendi duasını ve tesbihini biliyor. Ben derslerimde tesbihi yalnızca bir sözü tekrar etmek şeklinde anlatmıyorum. Tesbih, Allah’ın koyduğu ölçüye uygun hareket etmektir. Kuş kendi görevini biliyor, güneş kendi yörüngesinde ilerliyor, nehir kendi yatağında akıyor.

Peki biz kendi yörüngemizde miyiz? İşte soru burada başlıyor. Bir iş insanı neden zor duruma düşer? Her zaman tek bir sebep yoktur. Bazen hesabını ihmal eder, bazen gereksiz risk alır, bazen yanlış ortaklık kurar, bazen hırsına yenilir. “Ben yaparım, ben bilirim” demeye başladığı anda ölçü bozulabilir. Evlilikte de böyledir. Sadakat, merhamet ve sorumluluk terk edildiğinde aile kendi yörüngesinden çıkar.

Bu ayeti okuduğumuzda kendimize şunu soracağız: Ben nerede koptum? Hangi ölçüyü terk ettim? Hangi konuda duygularım aklımın ve imanımın önüne geçti? Bu sorular kendimizi ezmek için değil, yeniden doğru yöne dönebilmek içindir.

“Benim” dediğimiz her şey aslında emanet

42. ayette göklerin ve yerin hükümranlığının Allah’a ait olduğu ve dönüşün O’na olduğu bildiriliyor. Değerli kardeşlerim, burada çok önemli bir emanet dersi var. Biz “benim şirketim, benim param, benim evim, benim eşim, benim çocuğum, benim kariyerim” diyoruz. Fakat nefesimiz bile bize ait değil. Hepsi bize belli bir süre için verilmiş emanetlerdir.

İşler iyi giderken insan bunu kolayca unutuyor. Para geliyor, herkes ona saygı gösteriyor ve kişi “Bunu ben yaptım” diyor. Sonra işler bozulunca her şeyini kaybettiğini düşünüyor. Oysa ayet bize hem başarıda hem kayıpta denge öğretiyor. Başarı geldiğinde kibirlenmeyeceğiz; kayıp geldiğinde de tamamen ümitsizliğe düşmeyeceğiz. Çünkü biz mutlak sahip değiliz, sorumluluk taşıyan emanetçileriz.

Derslerimde verdiğim örneklerden biri şudur: Bir şirket sana verildiyse onu helal, adil ve ölçülü biçimde yönetmek senin sorumluluğundur. Eşin ve çocukların sana emanet edilmişse onları kendi mülkün gibi kontrol etmek değil, haklarını korumak senin vazifendir. Emanet bilinci insanı hem zorbalıktan hem de çaresizlikten korur.

Bulutlar birikince ne yapacağız?

43. ayette Allah’ın bulutları sevk ettiği, sonra onları bir araya getirip üst üste yığdığı, aralarından yağmur çıkardığı anlatılıyor. Şimşekten, doludan ve değişen hava şartlarından söz ediliyor. Şimdi bunu hayatımıza getirelim.

İflasın eşiğindeki insanın dosyaları birikiyor. Vergiler, ödemeler, maaşlar ve borçlar bulut gibi üst üste geliyor. Bankadan gelen bir telefon şimşek gibi çakıyor. Evde huzur bozuluyor, uykular kaçıyor ve kişi yalnızca fırtınayı görüyor. Aile krizinde de kırgınlıklar, kıskançlıklar ve öfke bulut gibi birikir. Küçük bir söz, eski bir hatıra ya da bir isim şimşek gibi kalbe saplanabilir.

Fakat aynı bulutun içinde yağmur da vardır. Bu ne demektir? Yaşadığımız her acı mutlaka istediğimiz sonucu verecek demek değildir. Fakat doğru okunursa kriz, insanın hatasını görmesine ve hayatını yeniden düzenlemesine vesile olabilir. Bulut yalnızca karanlık değildir; bazen toprağın yeniden canlanması için gereken suyu da taşır.

Âdem gibi mi davranacağız, İblis gibi mi?

Derslerimde sık sık iki tavrı karşılaştırıyorum. İnsan hata yaptığında suçu sürekli başkasına atabilir. “Beni o kızdırdı, şartlar beni bozdu, herkes bana karşı” diyebilir. Bu tavır insanı daha da katılaştırır. Hz. Âdem ve eşi ise hatalarını fark ettiklerinde kendilerine zulmettiklerini kabul ederek Allah’ın merhametine sığındılar.

İşte kriz anında seçimimiz budur. Ya sorumluluğumuzu kabul edip tövbe edeceğiz, tedbir alacağız ve doğru adımı atacağız ya da suçlayarak aynı yanlışın içinde kalacağız. Tövbe yalnızca “Üzgünüm” demek değildir. Yanlış ortaklığı bitirmek, gereksiz harcamayı durdurmak, kul hakkını iade etmek, ailede kırdığımız insanla dürüstçe konuşmak ve davranışımızı değiştirmektir.

Bilgiyi hayata geçirmek

Ben bu dersleri anlatırken kendimi yalnızca anlatıcı olarak görmüyorum. Ben de öğrenciyim. Çünkü bir şeyi bilmek ile onu sınav anında hatırlayıp uygulamak aynı şey değildir. İnsan işine, evine ve günlük koşturmasına dönünce öğrendiğini unutabiliyor. Bu yüzden Kur’an dersleri düzenli bir hatırlamadır.

Televizyon, sosyal medya, çevremizdeki insanlar ve yaşadığımız olaylar sürekli duygularımızı harekete geçiriyor. Biri bizi övüyor, kibirleniyoruz; biri eleştiriyor, öfkeleniyoruz. İşte mizan burada lazım. Derslerde öğrendiğimiz ölçüyü günün içine taşımadığımızda yörüngeden çıkmamız çok kolaylaşıyor.

Bugün kendimize soracağımız üç soru

Şimdi bu dersi yalnızca dinleyip geçmeyelim. Önümüzdeki soruna bakalım ve kendimize üç soru soralım:

  1. Ben bu konuda hangi ölçüden veya sorumluluktan uzaklaştım?
  2. “Benim” dediğim hangi şeyi emanet olarak görmeyi unuttum?
  3. Bugün tövbe, tedbir ve tevekkül adına atabileceğim somut adım nedir?

Değerli dostlar, fırtınayı yok saymayacağız. Borç varsa borçtur, kırgınlık varsa kırgınlıktır, hata varsa hatadır. Fakat fırtınayı hayatımızın sonu da sanmayacağız. Kuşların yörüngesini, mülkün gerçek sahibini ve bulutların taşıdığı yağmuru hatırlayacağız. Elimizden gelen doğru mücadeleyi verecek, sonucu Allah’a bırakacağız.

En doğrusunu Allah bilir. Rabbim yanlışlarımızı fark etmeyi, emanetlerimizi güzel taşımayı ve her sınavda yeniden dengeye dönmeyi hepimize nasip etsin.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir