Var olmaya çalışmak, hiç olmaya çalışmak Musa ve Firavun
Bu derin cümle, aslında konuştuğumuz halim ve zalim dengesinin manevi zirvesidir. Kasas Suresi’ndeki Firavun ve Musa kıssasıyla bu sözü şöyle bağlayabiliriz:
1. “Var olmaya çalışırsan hiç olursun” (Firavun Modeli):
Firavun, hırsıyla kendini “var” etmeye, ismini dağlara kazımaya ve tanrılık iddia ederek ölümsüzleşmeye çalıştı. Yani “ben varım, benden büyüğü yok” dedi. Ancak bu devasa “benlik” hırsı, onu tarihin karanlık sularında hiçliğe mahkum etti. Bugün adı sadece bir ibret vesikası olarak anılıyor.
2. “Hiç olmaya çalışırsan var olursun” (Musa Modeli):
Hz. Musa ise sarayları, prensliği ve benliğini terk etti; Medyen’de bir yabancı, bir çoban olarak “hiç”leşmeyi kabul etti. Kendi nefsini ve hırsını aradan çıkarıp sadece hakikate boyun eğdiği (halimleştiği) için, bugün milyarlarca insanın kalbinde ve kutsal metinlerde gerçek manada var olmaya devam ediyor.
Özetle:
* Zalim ve Hırslı: “Var” olma çabasıyla kibre düşer, kibri onu bitirir (Hiç olur).
* Halim ve Azimli: “Hiç”lik makamında sabreder, tevazusu onu yüceltir (Var olur).
Bu bakış açısıyla, insanın dünyadaki en büyük savaşı “ben” deme hırsıyla, “biz” deme azmi arasındadır.
Günlük hayatta “hiç olmaya çalışmak”, pasif bir boyun eğiş değil, aksine müthiş bir psikolojik özgürlüktür. Bu durumu bir örnekle somutlaştıralım:
## Modern Dünyadan Bir Örnek: “Eleştiri Karşısında İki Tavır”
Diyelim ki bir ortamda haksız bir eleştiriye maruz kaldınız veya bir başarısızlık yaşadınız.
* Var olmaya çalışan (Hırs ve Zalimlik): Eğer egonuzu “var etmeye” çalışıyorsanız, bu eleştiriyi kişiliğinize büyük bir saldırı olarak görürsünüz. Hemen savunmaya geçer, karşı tarafı kırmaya (zalimleşmeye) başlarsınız. İçinizdeki “ben” sarsıldığı için büyük bir öfke ve acı duyarsınız. Sonuçta haklıyken haksız duruma düşer, huzurunuzu kaybeder ve o ortamda manen “hiç” olursunuz.
* Hiç olmaya çalışan (Azim ve Halimlik): Eğer “benim bir başarım veya ismim çok da önemli değil, asıl olan hakikattir” diyerek egonuzu aradan çıkarırsanız (hiçleşirseniz), o eleştiri sizi sarsmaz. Sakinliğinizi korur (halimlik), hatanız varsa kabul eder, yoksa nazikçe açıklarsınız. İnsanlar sizin bu sarsılmaz duruşunuza, olgunluğunuza ve karakterinize hayran kalır. Egoyu öldürdüğünüz o anda, çevrenizdekilerin gözünde gerçek manada “var” olursunuz.
## Bu Felsefenin Pratik Faydaları:
1. Korkusuzluk: Kaybedecek bir “benliğiniz” (kibriniz) kalmadığında, hata yapmaktan veya insanların ne düşüneceğinden korkmazsınız. Bu da size en büyük azmi verir.
2. Etki Gücü: İnsanlar, sürekli kendini ispatlamaya çalışan (hırslı) birinden kaçar; ancak kendiyle barışık ve mütevazı (halim) birinin etrafında toplanırlar.
3. İç Huzuru: Firavun gibi her şeyi kontrol etme hırsı taşımadığınızda, hayatın akışındaki zorlukları Hz. Musa gibi birer “öğreti” olarak görürsünüz.
Özetle: Kendi kibrinin “hiç”i olan kişi, erdemin “var”lığına ulaşır.
1. Hz. Musa’nın “Azmi” ve Bilgi “Hırsı”
2. Hz. Hızır’ın “Halim” ve Hikmetli Duruşu
- Gemiyi deler: Bir hırsız kralın sağlam gemilere el koymasını engellemek için. (Kötülükten korumak için küçük bir zarar verir).
- Çocuğu öldürür: İleride anne babasına zulmedecek bir potansiyeli engellemek için.
- Duvarı onarır: Yetimlerin hakkını korumak için.
3. “Hiç Olmak” ve Bilgi Sınavı
Kavramsal Bağlantı:
- Zulüm sandığımız Rahmettir: Hz. Musa’nın “Bu ne zalimce bir iş!” dediği her durumun altından büyük bir merhamet çıkar. Bu bize şunu öğretir: Bizim sınırlı aklımızla zalimce bulduğumuz bazı hayat olayları, büyük resimde halim bir kaderin hikmetidir.
- Azim Sabır Gerektirir: Hz. Musa’nın yolculuktaki azmi büyüktür ama Hızır ona şunu hatırlatır: “İç yüzünü kavrayamadığın bir şeye nasıl sabredebilirsin?” Yani azim, sadece yürümek değil, sakinlikle (halimlikle) beklemeyi de bilmektir.
Kasas Suresi’nde Firavun’a karşı toplumsal bir azim sergileyen Hz. Musa, Hızır kıssasında ise kendi nefsine ve aklına karşı bireysel bir hiçleşme sınavı verir. Her iki yolun sonunda da gerçek “varlığa” (Allah’ın rızasına ve derin bilgiye) ulaşır.
