Neye Kul Oluyoruz? Hz. İbrahim’in Uyarısı ve Dengeyi Kaybetmek

18 Mart 2025

Bir insan yalnızca Allah’a kulluk ettiğini söyler. Peki önemli bir karar verirken en çok neden korkar? Malını, işini, eşini, çocuğunu veya başkalarının beğenisini kaybetmekten mi?

Soru: Dilimizle söylediğimiz inanç, günlük tercihlerimize de yön veriyor mu?

Hz. İbrahim’in Babasına Uyarısı

Meryem suresinde İbrahim babasına, işitmeyen, görmeyen ve fayda veremeyen şeylere neden kulluk ettiğini sorar. Kendisine gelen bilgiyle onu doğru yola çağırır.

Ardından şeytana kulluk etmemesi konusunda uyarır. Burada neye bağlandığımız ve neyin karşısında kendi irademizi kaybettiğimiz üzerine düşünelim.

Mal, ev, iş ve aile değerlidir. Fakat bir şeyi korumak uğruna haksızlığa razı olduğumuzda o bağlılığın ölçüsü bozulabilir.

Bir iş sahibi müşteriyi kaybetmekten korkar. Bu nedenle doğru olmayan bir söze evet diyebilir. Bir çalışan işini kaybetmemek için hakkını savunmaktan vazgeçebilir.

Soru: Bir şeyi korumak için hangi değerimizden vazgeçiyoruz?

Bunların hepsi insanın kararlarını etkileyen durumlardır. Sorun, çalışmak veya sevmek değil; onları doğru ile yanlış arasında tek belirleyici hâline getirmektir.

Tekrar Edilen Düşünce

Bir düşünce aklımıza gelir. Onu tekrar tekrar düşündükçe daha önemli görmeye başlayabiliriz. Sonra günlük kararlarımız o düşüncenin etrafında şekillenir.

Bir arkadaşımız eşini başkalarıyla kıyaslamaya başlayabilir. Çevresinden sürekli daha zengin veya daha güzel bir insanı hak ettiği yönünde sözler duyabilir.

İlk başta önemsemediği karşılaştırmayı zamanla büyütebilir. Kendi eşinin iyi yönlerini görmezden gelmeye başlayabilir.

Aynı durum para ve makam için de geçerli. İnsan daha fazla kazanmayı sürekli düşündüğünde elindekini yetersiz görebilir.

Sigara gibi zararlı alışkanlıkların tekrarla yerleşmesi de bu konuyu düşünmek için bir örnektir. Ancak her alışkanlığın aynı süreçle gelişeceğini söyleyemeyiz.

Soru: Bugün hangi düşünceyi kendi elimizle büyütüyoruz?

Kıskançlığı mı, öfkeyi mi, sürekli daha fazlasını istemeyi mi? Bunları fark etmek, davranışımızı değiştirmek için bir başlangıç olabilir.

Denge bir şeyi hiç istememek değildir. O isteğin bizi ve başkalarını yönetmesine izin vermemektir.

İşimiz ve Yakınlarımızla İlişkilerimiz

İnsanlar birbirlerinin ihtiyaçlarını karşılar. İşçi emeğini verir; işveren ücret öder. Anne baba çocuğuna destek olur; çocuk da zaman içinde ailesine yardım edebilir.

Eşler arasında sevgi ve dayanışma vardır. Fakat bu ilişkilerden birini kaybetme korkusu, haksızlığı görmezden gelmemize sebep olabilir.

Bir çalışan yanlış bir istekle karşılaştığında durup düşünmelidir. Bir işveren de çalışanını kaybetmekten korktuğu için onun haksız davranışını sürekli kabul etmemelidir.

Çocuğumuz yanlış yaptığında onu koruduğumuzu sanarak her hatayı örtmek, kendi sorumluluğunu öğrenmesine engel olabilir.

Soru: Sevgi ile ölçüsüz bağlılık arasındaki farkı görebiliyor muyuz?

Hayır diyebilmek bazen gerekir. Ama hayır demek için kırıcı olmak veya karşı tarafı küçümsemek zorunda değiliz.

İbrahim’in Üslubu ve Babasının Tepkisi

İbrahim babasına tekrar tekrar ‘Babacığım’ diye seslenir. Doğru bildiğini açıklarken onu uyarmaya devam eder.

Babası ise öfkelenir, tehdit eder ve uzaklaşmasını ister. Bu karşılık, gerçeği yumuşak dille anlatmanın herkes tarafından kabul edileceği anlamına gelmediğini gösterir.

Yine de İbrahim’in tutumu düşündürücüdür. Karşısındaki insan onu dinlemese bile hakaret ederek cevap vermez.

Bir aile içinde de benzer durumlar yaşanabilir. Genç biri ebeveyninin yanlışını görür. Anne baba ise ‘Sen daha çocuksun’ diyerek onu dinlemez.

Yaş ve makam tek başına doğruluğun ölçüsü değildir. Bilmediğimiz bir şeyi daha genç birinden de öğrenebiliriz.

Soru: Biri düşüncemizi eleştirdiğinde hemen kendimizi savunuyor muyuz, yoksa önce dinliyor muyuz?

Karşımızdakinin yanlış olduğunu düşünsek bile bunu açıklamanın bir yolu vardır. Doğruyu savunurken kendi üslubumuzu kaybetmemeliyiz.

Korkularımızın Önünde Durmak

Bir şeyin çok kıymetli olması, onun uğruna her davranışı yapabileceğimiz anlamına gelmez. Bir iş, bir mülk veya bir ilişki hayatımızın tamamı değildir.

Bazen rahatımız bozulmasın diye yanlış olduğunu bildiğimiz düzene boyun eğiyoruz. Sonra kendimizi mutsuz hissediyoruz.

Kendi korkumuzu tanımak gerekir. Çünkü korku bazen gerçek bir tehlikeyi gösterir, bazen de doğru bir adım atmamızı engeller.

Bugün kararlarımızı gözden geçirebiliriz. Bir müşteriye verdiğimiz yanlış sözü düzeltebiliriz. Bir yakınımızla saygıyı koruyarak konuşabiliriz.

Bir alışkanlığın bizi yönetmeye başladığını görüyorsak yardım isteyebilir, adım adım değişim için çaba gösterebiliriz.

Allah’ım, bizi nefsimizin aşırılıklarından koru. Hakkı tanımayı, doğruyu güzel bir dille anlatmayı ve kararlarımızda ölçüyü korumayı nasip et.

İnsan en çok neyi kaybetmekten korktuğuna bakarsa, bazen hayatını neyin yönettiğini de görür.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir