Niçin Yaşıyoruz? Hidayet ve Kalıcı Salih Amel
28 Mart 2025
Hayatımız boyunca birçok şey yapıyoruz. Okuyoruz, çalışıyoruz, evleniyoruz, mal kazanıyoruz. Peki bütün bunları neden yaptığımızı hiç gerçekten sorguluyor muyuz?
Soru: Bir işi nasıl yaptığımızı biliyoruz; ama niçin yaptığımızı da biliyor muyuz?
Hidayet Yolunda İlerlemek
Meryem suresinin 75. ayetinde sapıklıkta bulunanlara süre verilmesinden söz edilir. Sonuçla karşılaştıklarında kimin durumunun daha kötü olduğunu anlayacakları hatırlatılır.
Ardından 76. ayette Allah’ın hidayete erenlerin hidayetini artırdığı ve kalıcı salih amellerin daha hayırlı olduğu ifade edilir.
Bu iki ayet üzerinde birlikte düşünelim. İnsan doğruya yöneldiğinde onun üzerinde kalmak için de çaba göstermelidir.
Bir gün doğru bir karar vermemiz, bundan sonra hiçbir yanlış yapmayacağımız anlamına gelmez. Öğrenmeye, sınanmaya ve yeniden seçim yapmaya devam ederiz.
Soru: Doğruya yöneldiğimizi söyleyip davranışlarımızı değiştirmiyorsak, neyi değiştirmiş oluyoruz?
Bir insan dürüst olmak istediğini söyleyebilir. Fakat müşterisine verdiği sözü tutmadığında bu isteğin eksik kaldığını görürüz.
Bir başka insan iyilik yapmaya önem verdiğini söyleyebilir. Ama ihtiyaç sahibinin derdini dinlemeye hiç vakit ayırmaz.
Önemli olan yalnızca iyi niyeti ilan etmek değil. O niyetin hayatta karşılığı bulunmasıdır.
Nasıl Değil, Niçin?
Bir çocuğa ne olmak istediğini soruyoruz. Doktor, mühendis, öğretmen veya iş insanı olmak istediğini söylüyor.
Sonra nasıl okuyacağını, nerede çalışacağını ve ne kadar kazanacağını planlıyoruz. Fakat daha önemli bir soru geride kalıyor.
Soru: Bu mesleği niçin yapmak istiyoruz?
Yalnızca başkalarının bizi başarılı görmesi için mi? Daha çok kazanmak için mi? Yoksa bir ihtiyacı gidermek, bir işin hakkını vermek ve çevremize yararlı olmak için mi?
İnsan kendi hayatını sürdürmek için elbette çalışır. Barınmaya, beslenmeye ve ailesini geçindirmeye ihtiyacı vardır.
Bunu küçümsemek doğru değildir. Ama hayatımızda başkaları için ne yaptığımızı da düşünmek gerekir.
Bir doktor bilgi öğrenir. Bu bilgiyle hastasına faydalı olabilir. Bir usta meslek edinir. Yaptığı sağlam işle başkasının ihtiyacını karşılar.
Bir insan evlenir. Bu ilişkide yalnızca kendi beklentilerini değil, eşinin ihtiyacını da görmesi gerekir.
Bir çocuk büyütürken de onun yalnızca bizim istediğimiz gibi davranmasına değil, kendi sorumluluğunu öğrenmesine önem verebiliriz.
Kendi ihtiyacını karşılamak önemlidir; başkasının ihtiyacını görmek de insanı olgunlaştırır.
Salih Amel ve Fayda Vermek
Salih amel kavramını yalnızca söylenen sözlerden ibaret düşünmeyelim. İyi ve doğru olanı hayatta gerçekleştirmek için çaba göstermek gerekir.
Birine iş öğretmek, güvenilir bir ürün üretmek, ihtiyacı olana yardım etmek, ağaç dikmek ve bir insanın hakkını teslim etmek üzerinde düşünmeye değer örneklerdir.
Yapılan iyiliğin kime yaradığı önemlidir. Bazen kendi istediğimiz şeyi verip karşımızdaki insanın gerçek ihtiyacını hiç sormuyoruz.
Bir çocuk için iyi olduğunu düşündüğümüz kararı veriyoruz. Ama çocuğun neye ihtiyacı olduğunu dinlemiyoruz.
Bir çalışanımıza yardım ettiğimizi söylüyoruz. Fakat onun emeğinin karşılığını gözetmiyoruz.
Soru: Verdiğimiz şey, karşı tarafın ihtiyacını mı gideriyor; yoksa yalnızca kendimizi iyi hissetmemizi mi sağlıyor?
Birine sürekli para vermek her zaman onun meslek öğrenmesine yardım etmeyebilir. Bazen bir işi öğretmek, imkân oluşturmak ve kendi ayakları üzerinde durmasını desteklemek daha yararlı olabilir.
Ama bu düşünceyi de bütün ihtiyaç sahiplerine aynı biçimde uygulayamayız. Yaşlı, hasta veya çalışamayacak durumdaki bir insanın ihtiyacı farklı olabilir.
Gerçek faydayı aramak, karşımızdaki insanın şartlarını anlamayı gerektirir.
Kendimiz İçin Biriktirdiklerimiz
Çok sayıda insan daha büyük bir ev ve daha iyi bir araba için çalışıyor. İstediğini elde ettiğinde kısa süreli bir sevinç yaşıyor.
Sonra başka bir isteği ortaya çıkıyor. Yeniden daha fazla kazanmak için uğraşıyor.
Bu durum herkeste aynı şekilde yaşanmaz. Ama bütün mutluluğu sürekli yeni bir şeye sahip olmaya bağlamak bizi yorabilir.
Soru: Sahip olduklarımız artarken huzurumuz neden her zaman aynı ölçüde artmıyor?
Bir yemek yerken ilk lokmanın tadına dikkat ediyoruz. Bir süre sonra aynı tadı aynı heyecanla fark etmeyebiliyoruz.
Benzer biçimde, yalnızca kendi istediğimiz şeye kavuşmakla kalıcı bir doyum aradığımızda yeni istekler bitmeyebilir.
Oysa bir insanın derdini çözmek için emek verdiğimizde farklı bir sevinç hissedebiliriz. Yaptığımız işin faydasını görmek önem kazanır.
Elbette her iyilik bize hemen mutluluk vermeyebilir. Zor insanlarla karşılaşabiliriz. Bazen teşekkür bile alamayabiliriz.
Bu yüzden iyi davranışı yalnızca karşılık görme beklentisine bağlamayalım.
Sınır Koymak da İyiliktir
Başkalarına yardım etmek, onların her isteğini kabul etmek anlamına gelmez.
Bir kardeşimize destek olabiliriz. Ama sürekli başkalarının emeğine dayanıp kendi sorumluluğunu almıyorsa bunu konuşmamız gerekir.
Bir çocuğa imkân sunabiliriz. Fakat onun kendi çabasını öğrenmesine engel olmak istemeyiz.
Soru: Yardım ederken adaleti ve ölçüyü koruyor muyuz?
Bazen başkasının kırılmasından korkarak yanlış bulduğumuz şeye razı oluyoruz. Sonra öfke ve kırgınlık birikiyor.
Hakkı gözetmek, gerektiğinde hayır diyebilmeyi de gerektirir. Bunun için aşağılayıcı konuşmak zorunda değiliz.
İyilik, hem karşı tarafın ihtiyacını anlamayı hem de kendimizin sorumluluğunu unutmamayı gerektirir.
Bunu ailede, iş yerinde ve arkadaşlıklarımızda düşünebiliriz.
Soru: Bugün hangi davranışımızı yalnızca kendi çıkarımız için yapıyoruz?
Bir işi neden yaptığımızı sorgulayalım. Sonra o işte başkası için nasıl bir fayda oluşturabileceğimizi düşünelim.
Allah’ım, bizi doğruya yönelt. Doğru yolda sebat etmeyi, faydalı işler yapmayı ve kendi çıkarlarımızın ötesini görebilmeyi nasip et.
Hayatın değeri yalnızca ne kazandığımızda değil, kazandığımızla hangi iyiliğe vesile olduğumuzda da görünür.
