Doğru Başlamak, Doğru Bitirmek
31 Mart 2023
Bir işe nasıl başladığımız kadar, onu nasıl bitirdiğimiz de önemlidir.
Evlilik, ortaklık, iş, arkadaşlık, bir proje, hatta sıradan bir gün… İnsan sürekli bir şeye başlıyor, devam ediyor ve bir noktada bitiriyor.
Sorun çoğu zaman bitiş anında ortaya çıkıyor. Nefis, öfke, kırgınlık ve ego devreye girdiğinde haklı olduğumuz bir konuda bile haksız duruma düşebiliyoruz.
Doğru Başlangıç Nedir?
Soru: Bir şeye hangi duyguyla başlıyoruz?
İhtiyaçla mı?
Hazla mı?
Korkuyla mı?
Öfkeyle mi?
Yoksa daha sakin ve net bir niyetle mi?
İnsan bazen evliliğe yalnızlıktan kaçmak için başlar. Bir işe sadece para baskısıyla girer. Bir ortaklığı karşı tarafın gücünden etkilenerek kurar.
Başlangıçtaki duygu çok baskınsa bilinç daralabilir.
Bu yüzden insan bir şeye başlarken Rabbinden doğruluk ve destek istemelidir.
“Beni doğru bir girişle girdir, doğru bir çıkışla çıkar” anlamındaki dua hayatın birçok alanına uygulanabilir.
Başlangıçta niyetin temiz olması, sonrasında çıkacak problemlerde insanı korur.
Haklıyken Haksız Duruma Düşmemek
Bir ilişki gerçekten bitmek zorunda olabilir.
Bir işyerinde hakkımız yenmiş olabilir.
Bir ortaklıkta aldatılmış olabiliriz.
Bir aile ilişkisinde sürekli zarar görüyor olabiliriz.
Bitirmek yanlış değildir.
Soru: Bitirirken kendimizi de bozuyor muyuz?
Hakaret ediyor muyuz?
İntikam mı istiyoruz?
Karşı tarafın bütün sırlarını ortaya dökmek mi istiyoruz?
Öfkeyle zarar mı veriyoruz?
İşte burada insan haklı bir sebeple çıktığı yolda nefsine yenilip yeni bir haksızlık üretebilir.
Doğru bitirmek, her şeyi kabul etmek değildir.
Sınır koymak, hakkını aramak, gerektiğinde ayrılmak mümkündür.
Ama bunu yaparken kendi ahlakını kaybetmemek gerekir.
İyi bir çıkış, insanın arkasında sürekli pişmanlık bırakmayan çıkıştır.
Gelecek Kaygısı İnsanı Bağlayabilir
İnsan sadece geçmişten değil, henüz olmamış gelecekten de yorulabilir.
“Ya işimi kaybedersem?”
“Ya param biterse?”
“Ya eşim beni terk ederse?”
“Ya tekrar aynı acıyı yaşarsam?”
Bu soruların hepsi mümkündür. Fakat sürekli tekrarlandığında insanın bugünkü kararlarını yönetmeye başlayabilir.
Soru: Olmamış bir olayın acısını şimdiden mi yaşıyoruz?
Geleceği planlamak başka şeydir; geleceğin korkusuyla bugünü yaşayamaz hâle gelmek başka şey.
Dua burada insanın sığınağıdır.
Elinden gelen tedbiri alır, sonra kontrol edemediği şeyi Rabbine bırakır.
Geçmiş Acının Bugünü Yönetmesine İzin Vermemek
Bir insan daha önce kötü bir evlilik yaşamış olabilir.
Bir işte dolandırılmış olabilir.
Bir dost tarafından ihanete uğramış olabilir.
Bu tecrübe insanı daha dikkatli yapabilir. Fakat bütün hayatın ölçüsü hâline gelirse yeni ilişkileri de bozar.
İkinci evlilikte sürekli birinci eşin hatalarını aramak, yeni işte eski patronun kötülüğünü beklemek, yeni dostlukta geçmiş ihaneti görmek insanı yorar.
Soru: Tecrübemiz bize hikmet mi veriyor, yoksa korku mu yönetiyor?
Geçmişi inkâr etmeyiz.
Ama geçmişin her yeni başlangıca hükmetmesine de izin vermeyiz.
Destek İstemek Zayıflık Değildir
İnsan bazen “ben artık kendim hallederim” demek ister.
Özellikle başarılı, güçlü ve tecrübeli olduğunda yardım istemeyi zayıflık sayabilir.
Oysa insan ne kadar güçlü olursa olsun nefsi vardır.
Öfkelenebilir.
Kıskanabilir.
Korkabilir.
Yanlış karar verebilir.
Bu yüzden dua etmek, “ben acizim ve hiçbir şey yapamam” demek değildir.
“Ben elimden geleni yapacağım ama kendi nefsime tamamen güvenmiyorum” demektir.
Bu, insanı daha dikkatli yapar.
Bollukta Yüz Çevirmemek
İnsan sıkıntıdayken Rabbine yönelir.
Borç varken daha çok dua eder. Evlilikte sorun varken daha çok namaz kılar. İşler bozukken daha çok sadaka verir.
Sonra sorunlar çözülür.
Tam burada tehlike başlar.
İnsan bollukta yüz çevirebilir.
“Artık ihtiyacım yok” duygusu gelebilir.
Oysa nimet arttığında şükür de artmalıdır.
İmkân arttığında infak da artmalıdır.
Rahatlık geldiğinde dua tamamen kesilmemelidir.
Soru: Rabbimizi sadece problem çözmek için mi hatırlıyoruz?
Eğer öyleyse ilişkimizi yeniden düşünmemiz gerekir.
Başlangıç ile Bitiş Arasında Aynı İnsan Kalabilmek
İnsanın gerçek sınavı bazen budur.
Bir işe dürüst başlar, para gelince değişir.
Bir evliliğe sevgiyle başlar, çatışma çıkınca merhameti kaybeder.
Bir dostluğa samimiyetle başlar, menfaat bitince vefayı bırakır.
Doğru başlamak güzeldir.
Doğru devam etmek daha zordur.
Doğru bitirmek ise karakteri gösterir.
Soru: Bugün bitirmemiz gereken bir şey varsa, onu nasıl bitirmek istiyoruz?
İçimiz rahat mı olsun?
Yoksa son sözü söylemek mi istiyoruz?
Haklılığımızı ispatlamak mı?
Karşı tarafı cezalandırmak mı?
İnsan bu sorulara dürüst cevap verdiğinde nefsiyle arasına mesafe koyar.
Bitirmenin de Bir Edebi Var
Bir ilişki biterken insan geçmişte yapılan bütün iyilikleri bir anda silebilir.
“Zaten hiçbir zaman iyi değildi.”
“Ben hep mağdurdum.”
“Onun hiçbir güzel tarafı yoktu.”
Öfke hafızayı da değiştirir.
Oysa bir şeyin bitmesi, geçmişte yaşanan her şeyin yalan olduğu anlamına gelmez.
Doğru bitirmek biraz da adaleti korumaktır.
Yanlışın adını yanlış koyarız ama iyiliği de inkâr etmeyiz.
Soru: Ayrılırken karşı tarafı tamamen kötü bir insana dönüştürmek zorunda mıyız?
Hayır.
Bazen sadece birlikte yürüyemediğimizi kabul etmek yeterlidir.
Nefis Son Sözü Söylemek İster
Tartışmalarda çoğu insanın içinde aynı istek vardır: son cümle benim olsun.
Bir mesaj daha yazmak.
Bir laf daha sokmak.
Karşı tarafı susturmak.
Haklılığımızı kabul ettirmek.
Fakat her son söz gerçekten gerekli değildir.
Bazen susmak, kaçmak değil; nefsin ateşini büyütmemektir.
Soru: Bu cümleyi gerçekten çözüm için mi söyleyeceğiz, yoksa can yakmak için mi?
Bu soru birçok gereksiz tartışmayı durdurabilir.
Yardım İstemek İnsanı Küçültmez
İnsan bazen kendi aklının içinde sıkışır.
Aynı olayı tekrar tekrar düşünür, aynı korkuyu büyütür.
Dua, güvenilir bir insanla konuşmak, gerektiğinde uzman desteği almak ve somut tedbirler geliştirmek birbirinin alternatifi değildir.
İnsan hem Rabbine sığınır hem de elindeki imkânları kullanır.
Önemli olan, korkunun bizi tamamen yönetmesine izin vermemektir.
Güzel Başlangıç İçin Eski Yükü Temizlemek
Yeni bir işe veya ilişkiye girerken eski öfkeyi yanımızda götürürsek başlangıç daha ilk günden zorlaşır.
Bu yüzden yeni bir kapıya geçmeden önce kendimize bakmak gerekir.
“Ben hâlâ eski hesapla mı yaşıyorum?”
“Yeni insandan eski kişinin borcunu mu tahsil etmeye çalışıyorum?”
“Bu kararımı korku mu veriyor?”
Bunları fark etmek yeni başlangıcı daha temiz yapar.
İş Hayatında Doğru Çıkış
Bir işyerinden ayrılırken de aynı ölçü geçerlidir.
Hakkımız yenmiş olabilir. Patronla anlaşamamış olabiliriz. Başka bir fırsat bulmuş olabiliriz.
Ayrılırken işi sabote etmek, bilgileri kötüye kullanmak, çalışanları birbirine düşürmek veya öfkeyle zarar vermek bizi de bozar.
Soru: O kapı kapandıktan sonra dönüp baktığımızda kendi davranışımızdan utanacak mıyız?
Doğru çıkış, hakkını istemeye engel değildir. Hakkımızı ararız ama karakterimizi satmayız.
Aile İlişkilerinde Mesafe de Bir Seçenektir
Her ilişki tamamen kopmak zorunda değildir.
Bazen kardeşle, akrabayla veya bir dostla mesafe koymak yeterlidir.
Sürekli kavga etmek yerine görüşme sıklığını azaltmak, bazı konuları konuşmamak veya maddi sınırlar koymak daha doğru olabilir.
Bu da bir bitirme biçimidir: ilişkinin zarar veren şeklini bitirmek.
Doğru Çıkış Yeni Başlangıcı Korur
Bir kapıyı öfkeyle kapatırsak yeni kapıya da öfke taşırız.
Eski işyerinden nefretle çıkan kişi yeni patronuna baştan şüpheyle bakabilir. Eski evlilikten intikam duygusuyla çıkan kişi yeni eşine güvenmekte zorlanabilir.
Bu yüzden iyi bir bitiş sadece geçmiş için değil, gelecek için de önemlidir.
Soru: Bugün kapatmamız gereken bir mesele varsa onu hangi cümleyle, hangi tavırla bitirmek isteriz?
Bazen iyi bir bitiş uzun açıklamalardan değil, net ve saygılı birkaç cümleden oluşur. İçimizdeki öfkeyi boşaltmak yerine sınırımızı ifade eder, hakkımızı korur ve yolumuza devam ederiz.
Doğru bitirmek, kendi payımızı da görmek demektir. Karşı tarafın hatası büyük olsa bile “ben burada neyi daha iyi yapabilirdim?” diye sormak bizi geleceğe hazırlar. Bu soru suçun tamamını üstlenmek değildir; kendi sorumluluk alanımızı temizlemektir. Böylece aynı hatayı yeni başlangıçta tekrar etme ihtimalimiz azalır.
Bir kapı kapanırken ahlakımız da kapanmasın.
