Zulmü Uzakta Ararken Kendi Hakkımızı Unutmak

20 Mayıs 2025

Soru: Kur’an’da zalimlerden söz edildiğinde aklımıza ilk kim geliyor?

Başka ülkeler, başka toplumlar, güçlü yöneticiler. Uzakta yapılan büyük haksızlıkları hemen hatırlıyoruz. Peki, kendi hayatımıza bakıyor muyuz?

Enbiyâ suresinde zulmeden şehirlerden, onların ardından gelen başka toplumlardan ve sonunda yapılan pişmanlık itirafından söz edilir. Bu uyarıyı yalnızca başkalarına ait bir hikâye gibi okursak kendimize düşen payı kaçırabiliriz.

Zalim Kim?

Soru: Zulüm yalnızca büyük güçlerin yaptığı bir kötülük müdür?

Bir insanın başkasına haksızlık etmesi de zulüm diye düşünülmez mi? Evde söylediğimiz kırıcı bir söz, iş yerinde yerine getirmediğimiz bir sorumluluk, anne babamızı bilerek üzmemiz de kendi davranışımızla yüzleşmemizi gerektirir.

İnsan çoğu zaman kendi yaptığına gerekçe buluyor. Öfkelendim, yorgundum, mecbur kaldım diyor. Başkasının yaptığını ise kolayca mahkûm ediyor.

Kur’an’daki uyarıyı duyduğumuzda yalnızca başka insanların suçlarını saymayalım. Bizi ilgilendiren tarafı da düşünelim. Ben kime haksızlık ettim? Kimin hakkını erteledim? Kimi kırdım?

Kendi yanlışımızı görmek, başkasının yanlışını aklamak değildir.

Başkalarının zulmüne karşı çıkarken kendi payımızı da görmemiz mümkündür. Asıl güçlük çoğu zaman buradadır.

Pişmanlık Ne Zaman Geliyor?

Enbiyâ suresinin devamında cezayı hisseden insanların kaçışından ve ardından gelen pişmanlığından söz edilir. Bolluklarına ve yurtlarına dönmeleri söylenir; çünkü sorgulanacaklardır.

İnsan bazen bir yanlışın sonuçları ortaya çıkıncaya kadar kendini haklı sanıyor. İş bozulunca, aile ilişkisi kopma noktasına gelince, bir miras meselesi kardeşleri ayırınca durup düşünüyor.

O an geçmişe dönüp keşke diyor. Keşke o sözü söylemeseydim. Keşke bu kadar hırslı davranmasaydım. Keşke yakınlarımı dinleseydim.

Fakat yalnızca sonuçtan korktuğumuz için pişman olmakla yanlışı gerçekten görmek aynı şey değildir. Önemli olan, önümüzde hâlâ imkân varken değişebilmektir.

Soru: Bir insanın gözyaşını beklemeden ona karşı adil olabilir miyiz?

Bir ilişkide tehlike işaretleri varsa bunları küçümsemeyelim. Sorun büyümeden konuşmayı, hakkı teslim etmeyi, özür dilemeyi öğrenelim.

Sahip Olduklarımız Bizi Esir Alıyor mu?

Bir ev düşünüyoruz. İçinde koltuk, televizyon, masa, sandalye, dolap, telefon ve türlü eşyalar var. Bunları elde etmek için yıllarca çalışıyoruz. Daha iyisini alabilmek için yeniden çabalıyoruz.

Eşyaların hayatımızdaki yeri elbette var. Ama onlar için verdiğimiz emek, sevdiklerimizle kurduğumuz ilişkinin ve iç huzurumuzun önüne geçtiğinde ölçü bozulabilir.

Daha büyük televizyon, daha yeni telefon, daha güzel ev… İstekler bitmiyor. Birini elde ediyoruz, sonra başkasını istiyoruz.

Soru: Bütün bunları elde ederken neyi kaybediyoruz?

Bazen ailemize ayıracağımız zamanı kaybediyoruz. Bazen kardeşimizle mal yüzünden tartışıyoruz. Bazen de sahip olduğumuz eşyayı koruma telaşı, bizi sürekli huzursuz ediyor.

Bu dünyanın nimetlerini bütünüyle reddetmek gerekmez. Ama onları hayatın tek amacı hâline getirdiğimizde birbirimize yaptığımız haksızlıkları görmezden gelebiliriz.

Sıkıntı Geldiğinde Teslimiyet

Bir insan maddi kayıp yaşayabilir. Bir diğeri ailesindeki sorunlarla mücadele ediyor olabilir. Bir başkası sağlığı konusunda korku yaşayabilir. Bu olayların hepsi aynı değildir ve her sıkıntının nedenini kesin olarak bilemeyiz.

Fakat hepsinde kendimize şu soruyu sorabiliriz: Ben bu durumun içinde doğru davranmak için ne yapıyorum?

Teslimiyet, haksızlığa razı olmak veya tedbiri bırakmak anlamına gelmemeli. Bazen hırsımızdan vazgeçmek gerekir. Bazen kazanmak için her şeyi zorlamaktan vazgeçmek gerekir. Bazen de kendi yanlışımızı kabul etmek gerekir.

Bir mal paylaşımında her şeyi kendimize almak istemek yerine adaleti gözetmek mümkündür. Bir tartışmada haklı çıkmak için karşı tarafı kırmamak mümkündür.

Gerçek ölçü, yalnızca elde ettiğimiz sonuçta değil; o sonuca giderken sergilediğimiz davranıştadır.

Anne Babayla Yüzleşebilmek

Çocukluğumuzu hatırlayalım. Anne babamızı üzdüğümüz günler olmuş olabilir. O günleri geriye dönüp düşünmek bile insanı değiştirebilir.

Bir özür bazen yıllar sonra gelir. Bir insan geçmişte verdiği üzüntüyü yeni fark eder. Hata eski olsa da bugün duyulan pişmanlık, gelecekte aynı davranışı tekrarlamamaya dönüşebilir.

Ama özrün değerini yalnızca sözcükler belirlemez. Davranışımızın değişip değişmediği de belirler. Bir insanı kırmaya devam ederken tekrar tekrar özür dilemek sorunu çözmez.

Soru: Benim pişmanlığım hayatımda hangi davranışı değiştirdi?

Enbiyâ suresindeki uyarıyı okurken en çok bu soruyu taşıyalım. Başka toplumların akıbetini konuşmak kolaydır. Kendi evimizde, işimizde, ailemizde doğruyu yaşamak daha dikkatli bir çaba ister.

Bugün birine karşı haksız davrandığımızı biliyorsak bunu ertelemeyelim. Çünkü hak, yalnızca uzakta aradığımız bir şey değil; bizim elimizden de çıkması gereken bir ölçüdür.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir