Suçu Dışarıda Aramadan Kendimize Bakmak: En‘âm Suresiyle Sorumluluk
1 Eylül 2023
Soru: Başımıza kötü bir şey geldiğinde ilk kimi suçluyoruz?
Ailemizi mi?
Patronumuzu mu?
Devleti mi?
Çocuklarımızı mı?
Yoksa önce kendi seçimlerimize de bakabiliyor muyuz?
En‘âm Suresi’nin ilk ayetleri insanın yaratılışını, ecelini, Allah’ın bilgisini ve ayetlerden yüz çevirenlerin tavrını hatırlatır.
Bu hatırlatma bizi suçlu aramaktan önce sorumluluğa çağırır.
“Ben Bunu Hak Edecek Ne Yaptım?”
İnsan bir sorun yaşadığında “Neden benim başıma geldi?” diye sorabilir.
Bu soru bazen çok haklı bir acının içinden çıkar.
Her sıkıntı kişinin kendi hatasından doğmaz. Hastalık, kaza, başkasının zulmü veya kontrolümüz dışındaki olaylar olabilir.
Ama bazı durumlarda kendi payımızı da görmemiz gerekir.
Soru: Bu sonucun oluşmasında benim değiştirebileceğim hangi sebep vardı?
Bir dükkânı su bastığında üst kattaki arızayı konuşuruz. Ama kendi önlemimizi de düşünürüz.
Bir iş bozulduğunda ortaklarımızın yanlışlarını anlatırız. Ama imzaladığımız sözleşmeyi okuyup okumadığımıza da bakarız.
Bir çocuk sorumluluk almıyorsa onu tembel diye suçlarız. Peki yıllarca onun yapabileceği işleri biz mi yaptık?
Sorumluluk almak, her şeyi kendimize yüklemek değildir.
Kendi payımızı dürüstçe görmektir.
Çocuğu Korumak mı, Hayattan Uzaklaştırmak mı?
Bazen çocuklarımızı o kadar koruyoruz ki onları hayatın gerçek işlerinden uzaklaştırıyoruz.
“Sen masa başında çalış.”
“Eline alet alma, bir yerini kesersin.”
“Kirlenme, ben yaparım.”
Sonra yetişkin olduğunda basit bir işi yapamadığı için şaşırıyoruz.
Soru: Çocuğumu tehlikeden korurken onun beceri kazanmasını da engelliyor muyum?
Elbette güvenlik önemlidir.
Ama her zorluktan uzaklaştırılan insan, hayatın sorumluluklarıyla karşılaşınca daha fazla zorlanabilir.
Çocuk yaşına uygun işi yapmalı.
Denemeli. Hata yapmalı. Öğrenmeli.
Bize düşen, onun yerine yaşamak değil, güvenli sınırlar içinde öğrenmesine alan açmaktır.
Ayeti Görmek, Yine de Yüz Çevirmek
En‘âm Suresi’nde ayet geldiğinde insanların yüz çevirmesinden söz edilir.
İnsan bazen gerçeği bilmiyor değildir.
Bilmek istemiyordur.
Çünkü bildiği şey rahatını bozacaktır.
Soru: Ben hangi gerçeği görürsem hayatımda bir şey değiştirmek zorunda kalacağım?
Bir işin yanlış olduğunu duymak istemeyiz.
Bir kazancın bizi huzursuz ettiğini kabul etmek istemeyiz.
Bir alışkanlığın ailemize zarar verdiğini görmezden geliriz.
Sonra daha fazla delil isteriz.
Oysa bazen gökten yazılı bir kâğıt inse bile insan inanmak istemediğinde başka bir mazeret bulabilir.
Mesele delilin azlığı değil, kalbin yönelişi olabilir.
Kolay Kazanç ve Sebep-Sonuç
İnsan kısa sürede kazanç gördüğünde bunu başarı sayabilir.
Bir malı aldı, kısa süre sonra sattı, yüksek para kazandı.
“Bak, hiç çalışmadan kazandım” diyebilir.
Ama yalnız o anki rakama bakmak yeterli değildir.
Bu davranışın uzun vadede kendimize ne yaptığını da değerlendirmeliyiz.
Soru: Kazandığım para bana huzur, emek ve sorumluluk bilinci getiriyor mu; yoksa daha büyük bir hırs mı?
Kolay kazanç, insanı sürekli yeni fırsat peşinde koşturabilir.
Bir süre sonra çalışma, üretme ve gerçek değer oluşturma ikinci plana düşebilir.
Burada bütün ticari işlemleri aynı kefeye koymak doğru olmaz.
Asıl mesele, sebepleri görmeden yalnız sonucu kutsamamaktır.
Bir ürün üretmek için emek, bilgi, malzeme ve zaman gerekir.
Bir başarı elde edildiğinde görünmeyen sebepleri de hatırlamalıyız.
Kusursuz Değiliz
İnsanın en büyük tuzaklarından biri kendisini kusursuz görmektir.
“Ben böyleyim.”
“Benim hatam yok.”
“Herkes bana yanlış yaptı.”
Bu cümleler değişmenin kapısını kapatabilir.
Hz. Âdem kıssasında insanın hatasını kabul ederek Rabbine yönelmesi bize önemli bir örnek sunar.
Yanlış yaptığımızda savunmaya geçmek yerine, “Burada benim payım ne?” diyebilmeliyiz.
Soru: Özür dilemekten neden bu kadar korkuyoruz?
Yanlışını kabul etmek insanı küçültmez.
Tam tersine, aynı yanlışı tekrar etmeme imkânı verir.
Bugün hayatımızdaki bir problemi seçelim.
Bütün suçluları bir kenara koyalım.
Sadece kendi alanımıza bakalım.
Ben neyi değiştirebilirim?
Hangi davranışı bırakabilirim?
Hangi beceriyi öğrenebilirim?
Kime karşı daha açık konuşabilirim?
Hangi alışkanlığımın sonucunu artık görmek zorundayım?
Sorumluluk, bütün dünyayı kontrol etmek değildir; kendi payımızı görüp değiştirebileceğimiz sebebe yönelmektir.
Hakikati İstemek mi, Haklı Çıkmak mı?
İnsan bazen tartışmada doğruyu öğrenmek istemez.
Sadece kendisinin haklı olduğunu göstermek ister.
Bu durumda karşısına yeni bilgi gelse bile onu savunma mekanizmasıyla karşılar.
Soru: Birisi bana yanlışımı gösterdiğinde ilk tepkim öğrenmek mi, kendimi savunmak mı?
Ayetlerden yüz çevirmek yalnız dini bir metni reddetmek şeklinde olmayabilir.
Bazen hayatın açık sonucunu da görmek istemeyiz.
Aynı davranışı yapar, aynı sonucu alır, sonra yine başka birini suçlarız.
Oysa değişim için önce kendi payımızı görmek gerekir.
Emek ve Bereketi Birlikte Düşünmek
Transkriptte hızlı kazanç örnekleri üzerinden emek meselesi de sorgulanıyor.
İnsan kısa sürede para kazanabilir. Bu tek başına onun bütün hayatının bereketli olduğu anlamına gelmez.
Bereketi sadece rakamla ölçmemek gerekir.
Kazancın bize ne yaptığına da bakalım.
Soru: Kazandığım şey beni daha huzurlu ve adil mi yapıyor, yoksa daha hırslı ve tedirgin mi?
Emeğin değeri burada ortaya çıkar.
Bir işi öğrenmek, üretmek, hizmet etmek ve karşılığını almak insanın hem becerisini hem sorumluluğunu büyütür.
Kolay kazanç arzusunda ise bazen insan sonucu ister ama süreci istemez.
Bu bakış hayatın başka alanlarına da yayılabilir.
Çocuğumuzun hemen başarılı olmasını, işimizin hemen büyümesini, sorunlarımızın hemen çözülmesini isteriz.
Oysa birçok şey zaman ve emek ister.
Çocuğun Hatasında Anne Babanın Payı
Bir çocuğu tamamen anne babasının ürünü gibi görmek doğru olmaz.
Her insanın kendi iradesi vardır.
Ama aile ortamının davranışlar üzerinde etkisi de vardır.
Çocuğa yıllarca hiç sorumluluk verilmemişse, büyüdüğünde sorumluluk almakta zorlanabilir.
Soru: Çocuğuma kızdığım davranışın oluşmasında benim alışkanlıklarımın payı var mı?
Bu soru suçluluk üretmek için değil, yeni bir yöntem kurmak içindir.
Bugünden sonra görev dağılımını değiştirebiliriz.
Küçük işleri ona bırakabiliriz.
Yanlış yaptığında hemen müdahale etmek yerine düzeltmesine fırsat verebiliriz.
Böylece hem çocuk hem ebeveyn yeni bir düzen öğrenir.
Başkasının Günahına Sığınmamak
Bir toplumdaki yanlışları konuşmak kolaydır.
Ekonomiyi, siyaseti, iş dünyasını, gençleri veya geçmiş nesilleri suçlayabiliriz.
Bunların içinde gerçek sorunlar olabilir.
Fakat bizim sorumluluğumuz yine ortadan kalkmaz.
Soru: Sistem yanlış diye ben de yanlış yapmayı kendime hak görüyor muyum?
Herkes vergi kaçırıyor diye biz de kaçırmak zorunda değiliz.
Herkes yalan söylüyor diye müşteriye yalan söylemek mecburiyet değildir.
Çevremizde haksızlık varsa kendi alanımızda adaleti korumaya çalışabiliriz.
Değiştiremediğimiz şeyler kadar değiştirebildiklerimize de odaklanalım.
Ayetle Karşılaşınca Kendimize Dönmek
Kur’an okurken ayeti hemen başkasına göndermek kolaydır.
“Bu tam filancaya göre” deriz.
Ama ayetin bize ne söylediğini sormak daha zordur.
Soru: Okuduğum bu uyarıda benim hangi davranışım görünür oluyor?
İşte o zaman okuma bilgi olmaktan çıkar, dönüşüme yaklaşır.
En‘âm Suresi’nin uyarılarını da önce kendimize çevirelim.
Başkasının körlüğünü değil, kendi görmek istemediğimiz alanı bulmaya çalışalım.
Sonucu Değiştirmek İçin Sebebi Değiştirmek
Aynı davranışı tekrar edip farklı sonuç beklemek bizi yorar.
Bir ilişkide hep aynı kırıcı dili kullanıp huzur bekleyemeyiz.
İşte sürekli plansız davranıp istikrar bekleyemeyiz.
Çocuğun bütün işini yapıp bağımsız olmasını bekleyemeyiz.
Soru: İstemediğim sonucun arkasındaki hangi sebebi bugün değiştirebilirim?
Bazen tek bir sebep yeterli değildir.
Ama değiştirebileceğimiz küçük bir şey mutlaka olabilir.
Uyku düzeni, harcama alışkanlığı, konuşma biçimi, iş planı veya sorumluluk dağılımı…
Kendi alanımızdaki sebebi değiştirmek, şikâyetten eyleme geçmektir.
Bugün tek bir şikâyetimizi seçelim. Sonra o şikâyetin içinde bizim değiştirebileceğimiz üç küçük sebep yazalım. Hepsini bir anda değiştiremeyebiliriz; bir tanesiyle başlayabiliriz. Çocuğa görev vermek, harcamayı azaltmak, daha açık konuşmak veya bir yanlıştan dönmek olabilir. Sorumluluk, suçluluk üretmek için değil, değişebileceğimiz yeri bulmak için vardır.

