Karanlık ve Aydınlık: Tevhid, Şükür ve Hayatın Gerçek Kaynağı
28 Ağustos 2023
Soru: Dilimizle “Her şey Allah’tandır” derken, hayatımızda gerçekten kime ve neye güveniyoruz?
En‘âm Suresi’nin başında gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a hamd edilir.
Ardından insanın buna rağmen başka şeyleri Rabbine denk tutabilmesinden söz edilir.
Bu ayetler tevhidi yalnız teorik bir inanç olarak bırakmaz. Bize hayatımızdaki gerçek güven kaynaklarını da sorgulatır.
Karanlığı da Aydınlığı da Yaratan
İnsan hayatında iyi gördüğü şeyleri Allah’la ilişkilendirmek kolaydır.
Sağlık, bereket, başarı ve güzel bir aile geldiğinde şükrederiz.
Peki zorluklar karşısında ne yapıyoruz?
En‘âm Suresi’nin başlangıcı, karanlık ve aydınlığı aynı yaratıcı kudretin içinde hatırlatır.
Bu, zulmü ve yanlışı Allah’ın emriymiş gibi görmek anlamına gelmez.
İnsanın seçimi vardır ve yaptığı yanlışın sorumluluğunu taşır.
Fakat Allah’ın kudretinin dışında bağımsız bir kötülük tanrısı, ayrı bir güç veya ikinci bir mutlak otorite düşünmeyiz.
Soru: Korktuğum bir şeyi Allah’tan bağımsız, kendi başına mutlak güç sahibi gibi mi görüyorum?
İnsan bazen hastalığı, ekonomik sıkıntıyı, patronunu veya bir yöneticiyi gözünde büyütebilir.
Bunların etkisi vardır. Fakat hiçbiri mutlak değildir.
Tevhid, bu güçlerin yerini doğru görmektir.
Ömrümüz Sandığımız Kadar Uzun Değil
Aynı ayetlerde insanın yaratılışı ve belirlenmiş bir ecelden söz edilir.
Biz ise çoğu zaman sanki bu dünyada çok uzun kalacakmışız gibi plan yaparız.
Yıllar sonra dönüp baktığımızda çocukluğumuz bir gün gibi gelir.
Dün çok önemli sandığımız mesele bugün küçülmüştür.
Soru: Ömrüm bu kadar kısa ise bugün uğruna vicdanımı susturduğum şey buna değer mi?
Bir kazanç için yalan söylemek.
Bir mal için kardeşle kavga etmek.
Bir makam için insanların hakkını görmezden gelmek.
Bunların hepsini zamanın kısalığı içinde yeniden değerlendirmek gerekir.
Ölümü hatırlamak hayattan kopmak değildir. Hayatı daha doğru ölçüyle yaşamaktır.
Gizliyi de Açığı da Bilen
En‘âm Suresi’nde Allah’ın gizlimizi ve açığa vurduğumuzu bildiği hatırlatılır.
İnsanların görmediği yerde başka, gördüğü yerde başka davranmak kolay olabilir.
Bir işte kimse anlamaz diye eksik malzeme kullanabiliriz.
Bir alışverişte karşımızdaki fark etmez diye gerçeği saklayabiliriz.
Evde başka, dışarıda başka bir insan olabiliriz.
Soru: Kimse görmese de yapmayacağım şeyler var mı?
İşte ihlas ve sorumluluk burada görünür.
Yaptığımız iyilik de kötülük de yalnız insanların alkışına göre şekillenmemeli.
Allah’ın bilgisi, insanın gizli hayatına da ölçü getirir.
Rızkın Kaynağını Karıştırmak
Bir çalışan, “Maaşımı patron veriyor” diyebilir.
Bir emekli, “Paramı devlet veriyor” diyebilir.
Bir tüccar, “Beni müşterilerim ayakta tutuyor” diyebilir.
Bunlar sebep olarak doğrudur. Patron ödeme yapar, devlet maaşı yatırır, müşteri ürün alır.
Fakat sebebi mutlak kaynak hâline getirirsek başka bir yere savruluruz.
Soru: Sebepleri kullanırken rızkın asıl sahibini unutuyor muyum?
Patronu mutlak güç sahibi gördüğümüzde haksızlığına karşı konuşamayız.
Müşteriyi tek kaynak saydığımızda onu kaybetmemek için doğruluğu bırakabiliriz.
Parayı hayatın tek garantisi saydığımızda kazanç uğruna her şeyi meşru görmeye başlayabiliriz.
Tevhid, sebepleri yok saymak değildir.
Sebebi yerinde kullanmak, ama kalbi sebebe teslim etmemektir.
Hamd, Nimeti Fark Etmekle Başlar
Hamd yalnız dille söylenen bir kelime olarak kalmamalı.
Bir ürün ortaya koyarken kaç sebebin bir araya geldiğini düşünelim.
Malzeme gelir. İnsanlar çalışır. Makine işler. Müşteri çıkar. Sağlığımız elverir. Zaman uygun olur.
Sonuçta “Ben yaptım” demek kolaydır.
Ama gerçekte sayısız sebep bizim kontrolümüz dışında çalışmıştır.
Soru: Başarıyı sadece kendime yazıp, başarısızlıkta herkesi suçluyor muyum?
Şükür, emeğimizi inkâr etmek değildir.
Çalıştık. Uğraştık. Hata yaptık. Geliştirdik.
Ama bütün sebepleri bizim yarattığımızı da söyleyemeyiz.
Bu bilinç insanı hem kibirden hem çaresizlikten korur.
Başarı geldiğinde kendimizi ilah gibi görmeyiz.
Zorluk geldiğinde de bütün kapıların kapandığını düşünmeyiz.
En‘âm Suresi’nin ilk ayetlerindeki tevhid çağrısını günlük hayatımıza taşıyalım.
Bugün hangi şeye gereğinden fazla güç verdik?
Hangi insandan korkarken Allah’ı unuttuk?
Hangi kazancı kendi mutlak başarımız sandık?
Hangi nimetin içinde hamdi unuttuk?
Karanlık da aydınlık da hayatımızın içinde değişir; değişmeyen ölçü, kalbimizin mutlak gücü yalnız Allah’a vermesidir.
Batıl Bilgi Nasıl Hayat Kurar?
İnsan neye inanıyorsa zamanla ona göre bir hayat kurar.
Yanlış bir bilgiyi doğru kabul edersek, o bilgi kararlarımızı da etkiler.
En‘âm Suresi’nin tevhid vurgusu bu yüzden yalnız inanç cümlesi değildir.
Hayatın kaynağını, iyiliği, kötülüğü, rızkı ve gücü nasıl anladığımızı belirler.
Soru: Benim hayatımda doğru sandığım ama hiç sorgulamadığım hangi bilgi var?
Bir sistem yaygın diye doğru olmayabilir.
Çevremizde herkes yapıyor diye adaletli olmayabilir.
Bir kazanç yolu popüler diye bizim için doğru olmak zorunda değildir.
Kur’an’ın ölçüsünü merkeze almak, her duyduğumuzu sorgulamadan kabul etmemek demektir.
Ama bu da kendi yorumumuzu mutlaklaştırmak anlamına gelmez.
Bilmediğimiz yerde araştırırız.
“Ben Yaptım” Dediğimizde Görünmeyen Sebepler
Bir işte başarı elde ettiğimizde arkasında onlarca sebep vardır.
Bir ürün üretirken tasarımcı, işçi, tedarikçi, makine ve müşteri vardır.
Sağlığımızın yerinde olması, o gün elektrik olması, malzemenin gelmesi bile sonucu etkiler.
Sonra biz yalnız son fotoğrafa bakıp “Ben yaptım” diyebiliriz.
Soru: Başarıyı sahiplenirken bana hizmet eden görünmeyen sebepleri unutuyor muyum?
Bu farkındalık insanı küçültmez.
Tam tersine emeğin gerçek değerini görmemizi sağlar.
Kendi emeğimizi inkâr etmeyiz. Ama başkalarının emeğini de görünmez yapmayız.
Allah’ın verdiği imkânı unutmamak, başarıyı daha ölçülü taşımamıza yardım eder.
Başarı geldiğinde kibirlenmemek, kayıp geldiğinde de tamamen çökmemek böyle bir dengeden doğar.
Karanlık Geldiğinde Işığı Nerede Arıyoruz?
İnsan zorluk yaşadığında hemen bir çıkış kapısı arar.
Bazen bu kapı para olur.
Bazen güçlü bir tanıdık.
Bazen yeni bir iş veya başka bir şehir.
Bunların hepsi sebep olabilir.
Ama En‘âm Suresi’nin tevhid vurgusu, karanlığın içindeyken de mutlak gücü Allah’a vermeyi hatırlatır.
Soru: Çıkış yolu ararken Allah’ı yalnız dilimde bırakıp kalbimi başka bir güce mi bağladım?
Çalışmaya devam edelim.
İnsanlardan yardım isteyelim.
Plan yapalım.
Fakat hiçbir aracı kurtarıcı ilah hâline getirmeyelim.
Şüphe ile Araştırma Arasındaki Fark
İnsan soru sormalı.
Bir ayeti, bir yorumu veya bir toplumsal bilgiyi anlamak için araştırmak kıymetlidir.
Ama sürekli şüphe üretip hiçbir sonuca yaklaşmamak da başka bir kaçış olabilir.
Soru: Ben gerçeği öğrenmek için mi soruyorum, yoksa değiştirmemek için yeni bir mazeret mi arıyorum?
Araştırmanın amacı hakikate yaklaşmaktır.
Bir açıklama bize uymadı diye hemen reddetmek yerine kaynaklara bakabiliriz.
Kendi bilgimizin sınırını kabul edebiliriz.
Tevhid, insanın aklını kapatmak değil; aklını doğru ölçünün içinde kullanmaktır.
Bugünkü Hamdımızın Karşılığı
Bugün bir nimet seçelim.
İşimiz olabilir.
Ailemiz olabilir.
Sağlığımız olabilir.
Bir bilgi veya yetenek olabilir.
Sonra yalnız “Şükürler olsun” demekle kalmayalım.
O nimeti nasıl doğru kullanacağımızı düşünelim.
Bilgimiz varsa birini küçümsemeyelim.
Paramız varsa israf etmeyelim.
Gücümüz varsa haksızlık yapmayalım.
Sağlığımız varsa onu boşa tüketmeyelim.
Hamd, nimetin sahibini bilmek kadar nimetin hakkını vermeyi de düşündürür.
Tevhid Günlük Kararlarda Görünür
Tevhid yalnız dilimizde kalan bir inanç cümlesi değildir.
Para sıkıştığında hangi yolu seçtiğimizde görünür.
Bir insan bizi korkuttuğunda ne kadar eğildiğimizde görünür.
Başarı geldiğinde kime pay verdiğimizde görünür.
Soru: “Allah birdir” inancım bugün hangi kararımı değiştiriyor?
Bir kazanç uğruna hakkı çiğnememek, bir makam uğruna kişiliğimizi satmamak, bir insanı mutlak güç sahibi görmemek tevhidin hayat içindeki yansımalarıdır.
Bu bakış bize hem cesaret hem tevazu verir.
Çünkü ne kendimizi her şeyin sahibi sanırız ne de başka bir insanı her şeyin sahibi zannederiz.
Bugün bir başarıyı yalnız kendimize yazmak yerine o başarıdaki sebepleri sayalım. Bir sıkıntıyı da sadece başkasına yüklemek yerine kendi payımıza bakalım. Böylece hem hamd hem sorumluluk aynı yerde buluşur. Tevhid, hayatın bütün sebeplerini yok saymak değil; bütün sebepleri doğru yere koyup mutlak gücü yalnız Allah’a vermektir.

