Yarın Kesin Benim mi? Bahçe Sahipleri, Kibir ve Ahiret Bilinci
28 Temmuz 2021
Soru: Bir işi bugün planladığımız için yarın mutlaka gerçekleşeceğini söyleyebilir miyiz?
Bir bahçemiz var. Ürünler büyümüş, hasat zamanı gelmiş. Daha sabah olmadan ne kadar kazanacağımızı hesaplıyoruz.
Bazen henüz elimize geçmeyen parayı bile harcamaya başlıyoruz. O sonucun artık bize ait olduğundan eminiz.
Kalem suresindeki bahçe sahipleri de benzer bir kesinlik içindeydi. Sabah ürünleri toplayacaklarını düşünüyor, yoksulları bahçeden uzak tutmayı planlıyorlardı.
Fakat sabah bekledikleri manzarayla karşılaşmadılar. Bu kıssa, geleceğe verdiğimiz kesin hükümleri sorgulatıyor.
Plan kurmakla hüküm vermek ayrı şeyler
Hayatımızda hedeflerimiz var. Çalışıyoruz, aile kuruyoruz, bir iş başlatıyoruz ve bunların başarılı olmasını istiyoruz.
Bunun kendisi yanlış değil. Sorun, kendi bilgi ve gücümüzü her olayın üstünde görmeye başladığımızda ortaya çıkıyor.
Soru: Ben çalışırsam mutlaka kazanırım demek ne kadar doğru?
Çaba göstermeden bir sonuç istemek doğru değildir. Fakat çaba göstermek, her sonucun önceden kesinleştiği anlamına gelmez.
Bir şirketin planı iyi olabilir. Satış hedefleri belirlenebilir. Yine de müşteri, piyasa, üretim ve insan ilişkileri gibi birçok unsur sonucu etkiler.
Evlilikte de durum böyledir. Doğru bir seçim yaptığımızı düşünebiliriz; ama yıllar boyunca hiçbir sınavla karşılaşmayacağımızı bilemeyiz.
Kalem suresinde uyarılan bahçe sahiplerinin tavrı, bize bu sınırı hatırlatır. Henüz gerçekleşmeyen bir sonucu kendi elimizdeymiş gibi konuşmamız doğru değildir.
Geleceği planlamak gerekir; geleceğe kesin hüküm vermek gerekmez.
İsteğin önüne Allah’ı koyabilmek
Bir şey istediğimizde bazen gözümüzde yalnızca o şey kalır. İyi bir iş, yüksek kazanç, huzurlu bir evlilik veya başarılı bir çocuk bütün düşüncemizi kaplayabilir.
O hedefin hayatımızdaki yerini büyüttükçe başka şeyleri görmez oluruz. Sanki mutluluğumuz yalnızca istediğimizin gerçekleşmesine bağlıdır.
Soru: Hedefimiz bizim için bir araç mı, yoksa hayatımızı yöneten tek amaç mı?
Bir tarladan ürün almak mümkündür, ama o tarla hayatın tamamı değildir. Bir şirketi büyütmek değerlidir, fakat şirket bizim ilahımız hâline gelmemelidir.
Kendimize ait sandığımız şeylerin geçici olduğunu bilmek, bizi tembelliğe değil ölçülü olmaya yöneltir.
Her fırsatta sonucun yalnızca bizim zekâmızla belirlendiğini söylemek, şükrü de zorlaştırır. Çünkü her şeyi kendimizden biliyorsak verilene teşekkür etmek anlamsız görünür.
Bahçe sahiplerinin hikâyesini işte burada kendi geleceğimizle ilişkilendirebiliriz. Kazanç planlarımızın yanına sorumluluk duygusunu da koymalıyız.
Yalnızca belirli sözleri çok sayıda tekrar ederek istediğimiz sonucu elde edeceğimize kesin inanmak da başka bir yanılgıdır.
Dua, sonucu zorla elde edeceğimiz bir yöntem değildir. Rabbimize yönelirken kendi davranışımızı da değerlendirmemiz gerekir.
Kaybedince nasıl davranıyoruz?
Bahçe sahiplerinin karşılaştığı kayıp, onların planlarını altüst eder. Birbirlerini suçlama ve kendi yanlışlarını görme sürecinden geçerler.
Biz de kötü sonuçla karşılaştığımızda aynı eğilimi gösterebiliriz. Önce bütün hatayı başkasına yükleyebiliriz.
Bir işte sorun çıktıysa ortağımıza, evde anlaşmazlık olduysa eşimize, çocuğumuz beklemediğimiz bir seçim yaptıysa yalnızca çevreye kızabiliriz.
Soru: Böyle anlarda kendi payımızı görmeye ne kadar hazırız?
Yanlış yapmışsak bunu kabul etmek zor olabilir. Ancak başkasını suçlamak, bizim neyi değiştirmemiz gerektiğini göstermez.
Bir insan bir konuda tövbe edip yeniden doğru davranmaya başlayabilir. Ama daha sonra aynı yanlışa bilerek dönüyorsa kendisiyle yeniden yüzleşmesi gerekir.
İyiliği bir defalık karar gibi düşünmeyelim. Bir davranışı bırakmak ve onun yerine doğru olanı yerleştirmek zaman isteyebilir.
Kötü bir alışkanlık çoğu zaman bir günde oluşmaz. Bir aile ilişkisi, iş veya şirket de bir anda bütün aşamalarını yaşamaz.
Bazı sorunların işaretleri önceden görünür. Bunları fark edip sorumluluk almak, kriz büyüdükten sonra şaşırmaktan daha iyidir.
Sınavla karşılaşınca önce gerçeği görmek gerekir.
Çocuklarımız ve başkalarının seçimi
Bir baba veya anne olarak çocuğumuzun iyi bir hayat yaşamasını isteriz. Ona anlatır, örnek olur, doğruyu seçmesini dileriz.
Fakat çocuk büyüdüğünde onun kendi düşünceleri ve tercihleri de vardır. Bizim her isteğimizin onun hayatında aynen gerçekleşmesini beklememiz doğru bir ölçü olmayabilir.
Soru: Birine doğruyu anlatmakla onun yerine karar vermek aynı şey mi?
Bir insanı bilgiyle destekleyebiliriz. Fakat onun iradesini tamamen ortadan kaldırarak içten bir bağlılık bekleyemeyiz.
İnsanların kendi seçimlerinden sorumlu olması, bizi de kendi söz ve davranışlarımızdan sorumlu kılar.
Bu yüzden bir yakınımızın yanlışına kızarken ona nasıl davrandığımızı da düşünmeliyiz. Zorlamakla açıklamak, küçümsemekle rehberlik etmek farklıdır.
Her şeyin bir süreç içinde geliştiğini kabul etmek, sabrımızı da etkiler. Hemen sonuç alamadığımızda bütün çabamızı değersiz görmeyelim.
Ahireti unutan hesap
İnsan dünyadaki başarıyı bazen tek ölçü kabul eder. Zengin olanı kazandı, zorlananı kaybetti diye değerlendirebilir.
Fakat dünyanın sonlu olması, böyle bir hesabın eksik kaldığını hatırlatır. Bir işin bugün iyi gitmesi, hayatın tamamının doğru yaşandığını kanıtlamaz.
Soru: Bugün elimizde olan şeylerin yarın da bizimle kalacağına dair nasıl bir güvencemiz var?
Bahçe sahiplerinin sabahı, bu soruya cevap verir. Daha dün ellerinde olanı bugün aynı şekilde bulamayabilirler.
Biz de kazanırken, tüketirken ve geleceğimizi planlarken ahiret bilincini dışarıda bırakmayalım. Bunun amacı hayatı terk etmek değil, geçici olanı yerli yerine koymaktır.
Kazancımızı doğru elde etmeye çalışalım. İlişkilerimizde haksızlık etmeyelim. Sahip olduklarımızı paylaşmayı düşünelim.
Bunların hepsi dünya hayatının içindedir. Fakat anlamını yalnızca bugünkü maddi sonuçla ölçmeyiz.
Bugüne dönen soru
Kalem suresindeki bahçe sahipleri bize yalnızca kaybetmeyi anlatmıyor. Kaybetmeden önce nasıl düşündüğümüzü de gösteriyor.
Biz hangi konuda kesin konuşuyoruz? Hangi hedefin gerçekleşmemesi hâlinde bütün huzurumuzun yıkılacağını sanıyoruz?
Soru: Yarın beklediğim gerçekleşmezse bugün doğru olanı yapmış olmanın değerini koruyabilecek miyim?
Çalışalım, plan yapalım, dua edelim. Fakat sonucu garanti etmeyelim ve paylaşma sorumluluğumuzu unutmayalım.
Dünyayı bütünüyle kontrol edemeyiz; bugün nasıl davranacağımızı ise seçebiliriz.


