Cihan ve Vildan çiftinin hikayesi
Aziz dostlar…Şimdi size bir evin içinden, bir ailenin içinden geçen… ama aslında binlerce evin ortak yarası olan bir hikâye anlatacağım.
Bu hikâye Vildan ile Cihan’ın hikâyesi gibi görünür… ama dikkat edin…
Bu hikâye aslında “bedel” ile “adalet” arasındaki ince çizginin hikâyesidir.
Vildan ile Cihan’ın Hikâyesi: “Evin İçi mi, Kapının Dışı mı?”
Vildan ile Cihan tam 20 yıldır evliydi. Dışarıdan baksan, “Maşallah işte… yuva kurmuşlar, çocuk büyütmüşler” dersin. Ama bazen bir evin çatısı sağlam görünür… İçeride ise yağmur damla damla değil… sel gibi akıyordur.Onların evliliği daha baştan sınanmıştı.Çünkü ilk zamanlar, iki tarafın anne-babası bu evliliğe razı olmamıştı. Özellikle de Cihan’ın annesi…Vildan’ı baştan kabul etmemişti.Öyle açık açık “istemiyorum” demiyordu belki… Ama insan var ya… Söz söylemeden de kırar. Bakışla da yaralar. Sessizlikle de boğar.Vildan bunu çok iyi biliyordu.Cihan ise annesine düşkün bir adamdı. Kardeşleriyle büyümüş, “aile” kelimesini çok kutsal bellemiş… Ve bir insan bir şeye çok kutsallık yükleyince, bazen fark etmeden öbür tarafa zulmeder.Cihan için “anne” çok büyüktü. Ama Vildan için “eş” olmak da küçümsenecek bir şey değildi.Cihan’ın Dengesizliği
Cihan’ın hayatındaki terazinin bir kefesi vardı:- Anne
- kardeşler
- geçmiş
- alışkanlıklar
- “Annem üzülmesin”
- “Kardeşlerim kırılmasın”
- Vildan
- çocuklar
- yuva
- eş
- aile içi huzur
Vildan’ın İçinde Biriken Sessiz Feryat
Vildan yıllarca sustu.Sustukça büyüdü içindeki ağırlık.Çünkü Vildan bir şey istemiyordu aslında:- “Anneni bırak” demiyordu.
- “Kardeşlerine gitme” demiyordu.
- “Aileni sil” demiyordu.
Kısa Ayrılık: Evden Giden Vildan mıydı, Huzur mu?
O gün tartışma büyüdü.Vildan çekip gitti.Ama aslında giden Vildan değildi…Evin içinden çıkan şey:- Huzurdu.
- güven duygusuydu.
- sevgiye güvenmekti.
Cihan’ın Pişmanlığı ve Dönüşü
Günler geçti.Cihan’ın öfkesi söndü. Vicdanı konuşmaya başladı.Bir sabah uyandı.Evin sessizliği, annesinin evindeki kalabalıktan daha ağır geldi.Çünkü annesinin evi doluydu…Ama içinde huzur yoktu.Kendi evine baktı gözünde:Çocukların sesi… Vildan’ın çayı… Evin kokusu…Ve o an anladı:“Ben anneme bedel öderken, kendi yuvamı borca sokmuşum.”Kapıyı çaldı.Vildan açtı.Cihan dedi ki:“Ben yanlış yaptım… pişmanım…”Vildan cevap vermedi.Çünkü bazı yaraların cevabı olmaz.Bazı yaralar sadece bakar.Affedemeyen Vildan
Cihan döndü.Ev tekrar “bir arada” oldu ama…İçeride bir şey eksikti:Kalbin huzuru eksikti.Vildan affedemiyordu.Çünkü affetmek bazen güzel bir şey değildir sadece…Affetmek, bir tür yeniden güvenmektir.Ve Vildan’ın güveni kırılmıştı.O yüzden Vildan her tartışmada geçmişi açıyordu.Bir bardak devrilse…“Sen zaten beni hiç sevmedin!” diyordu.Cihan geç kalsa…“Annenin yanında beni ezdiğin günleri hatırla!” diyordu.Çocuklar bir şey dese…“Ben o gün yalnız kaldım, sen annenin yanındaydın!” diyordu.Cihan da her defasında daha çok yoruluyordu.“Ben döndüm ya…” diyordu. “Ben pişman oldum ya…” diyordu.Ama Vildan’ın içinde başka bir cümle vardı:“Sen döndün Cihan… Ama ben o gün içimde öldüm.”Bir Akşam: Kaderi Değiştiren Konuşma
Bir akşam Cihan dayanamadı.“Ne yapayım Vildan?” dedi. “Beni her gün yeniden yargılıyorsun. Benim cezam ne zaman bitecek?”Vildan bir an sustu.Sonra gözleri doldu.Ve çok sakin bir sesle dedi ki:“Ben seni cezalandırmıyorum Cihan…”“Ben kendimi hatırlatıyorum…”“Çünkü ben o gün unutturuldum…”“Sen anneni üzmemek için beni üzdün…”“Sen kardeşlerini kırmamak için beni kırdın…”“Ben o gün şunu anladım:Eğer bir gün daha zor bir şey olursa… sen yine beni seçmeyeceksin…”Cihan o an ilk defa gerçekten anladı.Vildan’ın derdi kavga değildi.Vildan’ın derdi şuydu:“Ben seçilmek istiyorum.”Çünkü kadın sevilmekten önce şunu ister:değer görmek.Son
Cihan o gece kalktı.Ve ilk defa annesine gitmedi.İlk defa kardeşlerine koşmadı.İlk defa “gönül alma” telaşını dışarı taşıyıp, evin içini boşaltmadı.Vildan’ın karşısına geçti ve dedi ki:“Ben bir hata yaptım… ama ben sadece geri dönmedim…”“Ben senin yanında durmayı öğrenmeye geldim.”Vildan o an ağladı.Ama bu ağlama öfke ağlaması değildi…Bu ağlama, yıllarca içeride biriken “güvensizliğin” çözülme ağlamasıydı.Çünkü affetmek hemen olmaz…Affetmek, bir düğmeye basmak değildir.Affetmek… yeniden inşa etmektir.Ve inşa, zaman ister.Ama şunu bilin değerli dostlar:Bazı evlilikleri yıkan şey büyük olaylar değil…küçük ama sürekli yapılan adaletsizliklerdir.Ve bazı evlilikleri yaşatan şey de büyük romantizm değil…adalettir.Çünkü adalet varsa… sevgi yeniden doğar.Ama adalet yoksa… sevgi bile yorgun düşer. Aziz dostum…Evlilik, iki kalbin aynı yöne bakmasıdır.Şimdi burada çok net bir hakikat var:Cihan tövbe etmiş, pişman olmuş, geri dönmüş, düzeltmeye çalışıyor… Ama Vildan her gün aynı yarayı açıyorsa…Bu artık “haklılık” değil…Bu artık evliliği içeriden kemiren bir zehir haline gelir.Ve zehirle yuva yürümez.1) Vildan şu an “eş” değil, “hakim” gibi davranıyor
Bak güzel kardeşim…Cihan hata yapmış olabilir. Hatta büyük hata yapmış olabilir.Ama Cihan şu anda:- özür diliyor
- telafi etmeye çalışıyor
- eski düzeni bırakıyor
- pişmanlığını gösteriyor
2) Affetmeyen insan aslında şunu seçiyor: “Ben acımı bırakmam”
Çok derin bir şey söyleyeyim:Bazı insanlar affetmez çünkü affederse şunu kaybedeceğini sanır:- haklılığını,
- üstünlüğünü,
- mağduriyet gücünü,
- “benim canım yandı” kozunu.
3) Cihan’ın her gün özür dilemesi de bir yerden sonra yanlış olur
Bak burada bir başka denge daha var:Cihan her gün özür diledikçe…Vildan her gün hatırlıyor.Cihan her gün diz çöktükçe…Vildan her gün üstten bakmaya başlıyor.Yani “özür” bile yanlış kullanılırsa:ilişkiyi iyileştirmez, ilişkiyi bozar.Çünkü evlilikte amaç şudur:Bir taraf sürekli suçlu, bir taraf sürekli haklı kalırsa…Bu evlilik değil, mahkeme salonu olur.4) Bu durumda yürümesi için 2 yol var, üçüncüsü yok
1. Yol: Vildan gerçekten affetmeye niyet eder
Ama bu “bir günde” olmaz.Affetmek şu cümleyi kurmaktır:“Tamam… ben bu hatayı unutmayacağım ama bu hatayı her gün silah yapmayacağım.”Bu olursa evlilik toparlar.2. Yol: Vildan affetmez ve evlilik fiilen biter
Kâğıt üzerinde evli kalabilirler…Ama içeride:- sevgi biter
- saygı biter
- huzur biter
- çocuklar zarar görür
5) Vildan’ın anlaması gereken hakikat
Vildan şunu anlamak zorunda:Cihan hata yapmış olabilir.Ama Cihan şu anda “yeniden doğru olmayı” seçiyorsa…Vildan her gün geçmişi açarak aslında şunu yapıyor:Cihan’ı iyiliğe değil, umutsuzluğa itiyor.Ve bu çok tehlikelidir.Çünkü insan bir yerden sonra şunu der:“Ne yaparsam yapayım yetmiyor.”İşte bu cümle geldi mi…Evlilikte çöküş başlar.6) Cihan’ın anlaması gereken hakikat
Cihan da şunu bilmek zorunda:Sadece özür dilemek yetmez.Bazen özür değil…sınır koymak gerekir.Yani Cihan şunu net göstermeli:- annemin yanında eşimi ezdirmem
- eşimin değerini düşürmem
- artık önce yuvam
- artık önce çocuklar
- anneme saygı var ama sınır var
7) Son söz: Bu evlilik “sınav”ı geçmek zorunda
Aziz dostum…Bu evlilik şu anda bir sınavın ortasında:- Cihan’ın sınavı: “dönüşünde samimi misin?”
- Vildan’ın sınavı: “haklıyken kalbini bozacak mısın?”
- kin
- suçlama
- psikolojik yıpratma
- soğuk savaş
1) Beklenti insana yönelince insanın kalbi esir olur
Eşin, annen, baban, kardeşin…Hepsi insandır.İnsan dediğin varlık:- unutabilir
- şaşırabilir
- nankörlük edebilir
- kırabilir
- bazen kendini bile anlayamaz
2) Vildan’ın unutamamasının sebebi tam burası
Vildan ne yaşıyor?Cihan hata yapmış… pişman olmuş… dönmüş… özür diliyor…Ama Vildan’ın içi neden hâlâ yanıyor?Çünkü Vildan’ın beklentisi şurada kilitlenmiş:“Sen benim içimi tamir etmelisin.” “Sen benim kaybettiğim güvenimi bana geri vermelisin.” “Sen benim acımı sıfırlamalısın.”İnsan bunu yapamaz.Cihan özür diler… telafi eder… doğruyu seçer… ama…Vildan’ın içindeki yaranın şifası yüzde yüz Cihan’dan gelmez.Şifa nereden gelir?Rabbinden gelir.Çünkü kalbi yaratan Allah’tır. Kalbi en iyi tamir eden de Allah’tır.3) “Hakkımı Rabbime havale ediyorum” demek; pasiflik değil, güçtür
Bazıları yanlış anlıyor.“Ben hakkımı Rabbime havale ettim” deyince, sanki susmak zannediliyor.Hayır.Bu, iç dünyada bir devrimdir.Bu şu demektir:“Ya Rabbi… ben üzerime düşeni yaparım. Ama içimdeki hesabı sen kapatırsın. Ben insanı ilah yapmayacağım.”Çünkü insanı ilah yapan ne?Beklenti.İnsan, karşısındakinden bekledikçe…- onu büyütüyor
- onu merkeze alıyor
- onu putlaştırıyor
4) İnsan “acıdan” değil, “hak edilmedi” duygusundan yanar
Dostum, bir insan acıyı yaşar…Ama asıl onu bitiren şey şudur:“Ben bunu hak etmedim.”İşte bu duygu seni gece uyutmaz.Ve bu hesap, eğer Rabbine bırakılmazsa…insan kalbi kendi kendini yer.O yüzden Allah’ın öğrettiği yol şudur:- Sabır: “Ben bu sınavı geçeceğim.”
- Tevekkül: “Benim hakkımı Rabbim bilir.”
- Adalet: “Zulmü normalleştirmem.”
- Rahmet: “Kinle yaşamam.”
5) Eşten beklenti biter mi? Bitmez. Ama yeri değişir.
Şimdi çok önemli…Eşten beklenti tamamen sıfırlanmaz.Evlilik zaten bir sorumluluk anlaşmasıdır.Eşten beklenir:- sadakat
- adalet
- merhamet
- emek
- sahiplenme

