Musa’nın Duası: Sahip Olmak Yetmez, Destek İstemek
17 Ağustos 2023
Soru: İstediğimiz şeye kavuşunca gerçekten işimizin bittiğini mi sanıyoruz?
Bir eş istiyoruz. Bir iş istiyoruz. Çocuk istiyoruz. Para, ev, meslek, başarı istiyoruz.
Sonra istediğimiz şey geldiğinde, “Tamam, bundan sonrası bende” diye düşünüyoruz.
Tâhâ Suresi’nde Hz. Musa’nın kıssası başka bir bakış açısı açıyor.
Allah ona görev veriyor. Fakat Musa, “Ben peygamberim, artık her şeyi yaparım” demiyor.
Tam tersine tekrar tekrar destek istiyor.
Kur’an Güçlük İçin Değil, Öğüt İçin
Tâhâ Suresi’nin başında Kur’an’ın güçlük çekelim diye indirilmediği, öğüt olarak indirildiği hatırlatılır.
Bu cümle bizim okumamıza da yön verir.
Kıssaları yalnız geçmişte yaşamış insanların hikâyesi gibi okursak, kendi hayatımızla bağını kaçırabiliriz.
Hz. Musa’nın ateşi görmesi, Tuvâ vadisine gelişi ve Allah’ın hitabıyla karşılaşması bir tarih anlatısı olarak kalmamalı.
Soru: Bu kıssa benim bugünkü korkuma, isteğime ve kararlarıma ne söylüyor?
İnsan bazen her şeye sahip olduğu hâlde içindeki eksikliği gideremez.
Eşi vardır, işi vardır, evi vardır ama huzuru yoktur.
Kur’an insanı kendisine uzaktan bakmaya çağırır: “Ben ne yapıyorum? Neyi büyüttüm? Neyi dert edindim?”
Bu sorular bilinci açar.
Dayandığın Asa Bir Gün Yılana Dönüşürse
Allah Hz. Musa’ya elindekinin ne olduğunu sorar.
Musa, asasını anlatır: Ona dayanır, onunla koyunlarına yaprak silkeler ve başka faydalar görür.
Sonra asa yere bırakıldığında başka bir hâle dönüşür.
Bu sahne bize dünyada dayandığımız şeyleri düşündürebilir.
Bir işimiz var ve ona güveniyoruz.
Bir insan var, “O beni asla bırakmaz” diyoruz.
Bir makamımız, paramız veya çevremiz var.
Soru: Allah’tan bağımsız bir güven kaynağı gibi gördüğüm şey ne?
Hayatta bazen “güvendiğimiz dağlara kar yağar.”
İş kapanabilir. Dost bildiğimiz insan uzaklaşabilir. Sağlığımız değişebilir.
Bu, hiçbir şeye güvenmeyelim demek değildir. Sebepleri kullanalım ama sebebi mutlak güç hâline getirmeyelim.
Çünkü sebepler değişebilir.
Dua Sadece İstemek Değildir
Hz. Musa’nın görevini düşünelim.
Firavun’un karşısına çıkacak.
Korkması çok insani.
İşte Musa burada dua ediyor: Göğsünün genişletilmesini, işinin kolaylaştırılmasını, dilindeki düğümün çözülmesini ve sözünün anlaşılmasını istiyor.
Sonra bununla da yetinmiyor.
Ailesinden Harun’u yardımcı istiyor. Gücünün onunla artırılmasını istiyor. Birlikte Allah’ı çokça tesbih edip zikretmek istiyor.
Soru: Bizim dualarımız neden çoğu zaman sadece sonuca odaklanıyor?
“Allah’ım bana iş ver.”
Peki o işi doğru yapabilmek için yardım istiyor muyuz?
“Allah’ım bana eş ver.”
Peki o eşle adaletli, merhametli ve hayırlı bir ilişki kurabilmek için destek istiyor muyuz?
“Allah’ım bana çocuk ver.”
Peki o çocuğu doğru yetiştirmek, ona ölçüyle davranmak ve kendi nefsimizi kontrol etmek için de dua ediyor muyuz?
Hz. Musa’nın duası bize isteğin ayrıntısını düşündürüyor.
Sadece “ver” değil; “verdiğin şeyin sorumluluğunu taşıyabilmem için de destek ol.”
Dua Hangi Dilde Olmalı?
Musa’nın dili Arapça değildi.
Kur’an onun duasını Arapça olarak bize aktarıyor.
Bu bize önemli bir şey düşündürüyor: Duanın özü, ihtiyacımızı Rabbimize açmaktır.
Arapça duaları bilmek kıymetlidir. Fakat anlamını bilmeden yalnız kelimeleri tekrar etmekle yetinmeyelim.
Kendi ihtiyacımızı kendi dilimizle de söyleyelim.
“Allah’ım çok korkuyorum.”
“Bu konuşmayı yaparken dilim dolaşıyor.”
“Bu işin altından kalkamıyorum.”
“Eşimle nasıl konuşacağımı bilmiyorum.”
“Çocuğuma karşı öfkem artıyor.”
Bunları söylemek ayıp değildir.
Soru: Ben gerçekten neye ihtiyaç duyduğumu Rabbime açıkça söyleyebiliyor muyum?
İnsan bazen kendisine bile itiraf edemediği ihtiyacını duada fark eder.
Dua ve Amel Birlikte Yürür
Sadece dua edip hiç hareket etmemek başka bir uçtur.
Hz. Musa dua ediyor ama sonra görevine gidiyor.
Allah’tan yardım istiyor ama Firavun’un karşısına çıkma sorumluluğunu bırakmıyor.
Biz de bir sıkıntımız için dua ederken atmamız gereken adımı düşünmeliyiz.
Borç varsa hesabımıza bakmak.
Bir ilişkide sorun varsa konuşmak.
Bir yanlış yaptıysak özür dilemek.
Bir işi öğrenmemiz gerekiyorsa çalışmak.
Dua, sorumluluğun yerine geçen bir kaçış değil; sorumluluğu doğru taşıyabilmek için Allah’tan destek istemektir.
Hz. Musa’nın duasına bir daha bakalım.
Göğsü daralıyor, destek istiyor.
Dilinin düğümlenmesinden korkuyor, destek istiyor.
Yalnız kalmak istemiyor, yardımcı istiyor.
Görevi var, gücün artmasını istiyor.
Bütün bunların sonunda amacı Allah’ı daha çok anmak.
Biz de sahip olmak istediğimiz şeyleri bu gözle değerlendirelim.
Bir eş, bir iş, bir çocuk, bir mal, bir makam…
Bunların hepsi bize yeni sorumluluklar getiriyor.
Soru: Ben yalnız nimeti mi istiyorum, yoksa o nimetin hakkını verebilmek için de yardım istiyor muyum?
Bugün tek bir isteğimizi seçelim ve duamızı tamamlayalım.
Sadece “ver” demeyelim.
“Bunu bana hayırlı biçimde kullanmayı da nasip et” diyelim.
Sahip olmak başlangıçtır; asıl ihtiyaç, sahip olduğumuzla doğru yaşayabilmek için Allah’ın desteğidir.
Mukaddes Olan Yeri Değil, Yönelişi Hatırlamak
Hz. Musa’nın Tuvâ vadisinde yaşadığı olay, insanın Allah’a yönelişini de düşündürüyor.
Biz bazen dua etmek için özel bir an, özel bir yer veya özel bir ruh hâli bekliyoruz.
Oysa insan evinin bir köşesinde, işine giderken veya gecenin sessizliğinde de Rabbine yönelir.
Önemli olan gösteriş değil, samimiyettir.
Soru: Ben dua etmek için sıkıntının büyümesini mi bekliyorum?
İnsan yalnız darda kalınca Allah’ı hatırlarsa, nimetin içindeki bağı zayıflayabilir.
İşimiz yolundayken de destek istemeliyiz.
Evliliğimiz iyiyken de hayırlı biçimde sürmesi için dua etmeliyiz.
Çocuğumuz sağlıklıyken de onu doğru yetiştirebilmek için yardım istemeliyiz.
Hz. Musa’nın kıssasında dikkat çeken nokta budur: Görev geldiğinde dua bitmiyor, daha da ayrıntılanıyor.
Temizlenmek ve Yeniden Başlamak
Musa’nın geçmişinde ağır bir olay vardır. Bir insanın ölümüne sebep olmuş ve bulunduğu yerden ayrılmıştır.
Kıssa bize geçmişte hata yapmış bir insanın Allah’ın rahmetinden uzak sayılmaması gerektiğini de düşündürür.
İnsan yanlışını görüp dönebilir.
Geçmişte kıskançlık yapmış olabiliriz. Kul hakkına girmiş olabiliriz. Yanlış bir işte ısrar etmiş olabiliriz.
Soru: Geçmişteki hatamı kimliğim hâline mi getirdim, yoksa ondan dönmek için amel ediyor muyum?
Sadece “Allah affetsin” deyip aynı davranışı sürdürmek eksik kalır.
Tövbenin davranışta karşılığı olmalı.
Hakkını yediğimiz biri varsa telafi etmeye çalışmak, kırdığımız biri varsa özür dilemek, yanlış alışkanlığı bırakmak için sebep oluşturmak gerekir.
Dua ve amel birbirinden ayrıldığında insan sadece sözle rahatlamaya çalışabilir.
Hz. Musa’nın duası ise sözün arkasından göreve çıkmayı gösterir.
Biz de dualarımızı eylemle tamamlayalım.
Bir Şeyi Çok İstemek Onu Hayırlı Yapmaz
İnsan bir hedefi büyüttükçe onu hayatının tek çıkışı gibi görebilir.
“Bu iş olursa düzeleceğim.”
“Bu insanla evlenirsem mutlu olacağım.”
“Çocuğum şu okulu kazanırsa her şey tamam olacak.”
Soru: İstediğim şey gerçekleşmezse Rabbimle bağım da mı bozulacak?
Bu soru isteğimizi küçültmek için değil, doğru yere koymak içindir.
Hz. Musa istedi, dua etti ve destek talep etti.
Ama duasının merkezinde yalnız kendi rahatlığı yoktu; görevini yapabilmek ve Allah’ı çokça anmak vardı.
Biz de isteklerimizi böyle tartalım.
Sahip olduğumuz şey bizi Allah’ı hatırlamaya, sorumluluğa ve iyiliğe yaklaştırıyor mu?
Yoksa nefsimizin yeni bir bağına mı dönüşüyor?
Bir hedefimiz olsun. Ama hedefimizi Rabbimizin yerine koymayalım.
Dua ederken “Ben bunu istiyorum” demenin yanına “Benim için hayırlı olanı nasip et” bilincini de ekleyelim.
Yardımcı İstemek Zayıflık Değildir
Hz. Musa’nın Harun’u istemesi bize başka bir ölçü daha gösterir.
İnsan her işi tek başına yapmak zorunda değildir.
Bazen iyi bir yardımcı, doğru bir ortak veya güvenilir bir aile ferdi yükü paylaşır.
Soru: Yardım istemeyi neden başarısızlık gibi görüyorum?
İş yerinde her şeyi kendimiz yapmaya çalışırsak tükenebiliriz.
Ailede bütün sorumluluğu tek başımıza taşımaya çalışırsak öfke biriktirebiliriz.
Doğru kişiden destek istemek, sorumluluktan kaçmak değil; sorumluluğu daha sağlıklı taşımaktır.
Musa’nın duasındaki bu ayrıntıyı da hayatımıza taşıyalım.
Bir duamızı bugün yeniden kuralım. İstediğimiz şeyi söyleyelim, sonra o şeyin sorumluluğunu taşıyabilmek için neye ihtiyaç duyduğumuzu da ekleyelim. Eş istiyorsak güzel geçinmeyi, iş istiyorsak hakkını vermeyi, çocuk istiyorsak adaletli yetiştirmeyi de isteyelim. Dua, isteği büyütürken sorumluluğu da hatırlatsın.
