Sevgi Yetmez: Evlilikte Hak, Sınır ve Geleceği Allah’a Bırakmak

15 Mayıs 2023

Soru: Bir insanı çok seviyor olmamız, ilişkimizde kurala ve sınıra ihtiyacımız olmadığı anlamına gelir mi?

İlk zamanlarda öyle düşünebiliriz.

“Biz birbirimizi seviyoruz, aramızda hesap olmaz” diyebiliriz.

Fakat insan değişir.

Şartlar değişir.

Duygular değişir.

İşte bu yüzden sevginin yanında hak, sorumluluk ve sınır da gerekir.

Nisa suresindeki evlilik ve aile hükümleri bize tam olarak bunu hatırlatıyor.

Tövbe Sadece Söz Değildir

Nisa suresinde tövbe konusu, yanlış davranıştan dönüşle birlikte anlatılır.

Bir insan hata yapabilir.

Bilmeden veya nefsine yenilerek yanlış bir davranışa girebilir.

Ama önemli olan, yanlışı fark ettikten sonra ne yaptığıdır.

Kur’an, tövbenin ardından ıslahı da öne çıkarır.

Yani insan yalnızca “Pişmanım” demez; kendisini düzeltmeye çalışır.

Soru: Biz tövbe ederken yalnızca sözümüzü mü değiştiriyoruz, yoksa davranışımızı da mı?

Bu soru evlilikte de geçerlidir.

Eşimize haksızlık yaptığımızı fark ettiğimizde özür dilemek önemlidir.

Ama aynı davranışı tekrar tekrar yapıyorsak, özür bir süre sonra anlamını kaybeder.

Tövbe, davranışın yönünü değiştirmeyi gerektirir.

Allah’ın tövbeyi kabul eden ve merhamet eden oluşu, insanı umutsuzluğa değil dönüşe çağırır.

Kadının Hakkını Korumak

Nisa suresinde kadınlara zorla mirasçı olunmaması, onlara verilen şeyleri baskıyla geri almaya çalışılmaması ve onlarla iyi geçinilmesi istenir.

Bu çok açık bir ölçüdür.

Bir erkek evlilik sırasında eşine mal, para veya başka bir imkân vermiş olabilir.

Boşanma geldiğinde öfkeyle bunları geri almak isteyebilir.

Kur’an burada insanın gücünü sınırlar.

“Ben verdim, geri alırım” düşüncesine bir çizgi çeker.

Çünkü verilen şey, artık karşı tarafın hakkı hâline gelmiş olabilir.

Bir ilişki bittiğinde bile adalet bitmemelidir.

Ayetlerde, eşimizden hoşlanmadığımız bir durumda bile onda bilmediğimiz bir hayır bulunabileceği hatırlatılır.

Bu söz, evlilikte çok önemli bir denge kurar.

İnsan öfkelendiğinde karşısındakinin bütün güzel taraflarını unutabilir.

Bir kusur, bütün ilişkiyi örtebilir.

Ama Kur’an bize hemen hüküm vermemeyi öğretiyor.

Bir insanda hoşumuza gitmeyen bir özellik olabilir.

Bu, o insanın bütün değerini ortadan kaldırmaz.

Sınır Olmadan Sevgi Korunmaz

İnsan bazen “Biz birbirimizi çok seviyoruz, kurala gerek yok” diyebilir.

Oysa ticarette nasıl sözleşmeye ihtiyaç duyuyorsak, ortaklıkta nasıl sınırları belirliyorsak, evlilikte de sorumlulukların bilinmesi gerekir.

Çünkü insan sınırlı yaratılmıştır.

Öfkelenir.

Yanılır.

Nefsine yenilir.

Bugün sevdiği insana yarın kızabilir.

Bugün kolayca verdiği bir şeyi yarın geri istemek isteyebilir.

Bu yüzden ölçü gerekir.

Mehir de bu ölçünün parçalarından biridir.

Evlilik yalnızca duygusal bir bağ değildir; bedel, emek ve sorumluluk da içerir.

İnsan emek verdiği şeye kıymet vermeyi öğrenir.

Ama burada amaç evliliği para hesabına çevirmek değildir.

Amaç, ilişkinin ciddiyetini hatırlamaktır.

Soru: Biz ilişkimizi yalnızca duygularımızla mı yönetiyoruz, yoksa hakları ve sorumlulukları da gözetiyor muyuz?

Geleceği Garanti Altına Alamıyoruz

İnsan geleceği bilmek ister.

Çocuğunun hangi mesleği seçeceğini, ne kadar para kazanacağını, evliliğinin nasıl gideceğini ve hayatının nasıl sonuçlanacağını önceden bilmek ister.

Hatta bu geleceği garanti altına almak için her şeyi planlar.

Ev alır.

Sigorta yaptırır.

Para biriktirir.

Çocuğuna meslek seçer.

Bunların hiçbiri tek başına yanlış değildir.

Ama sorun, “Bunları yaptım, artık geleceğim garanti” demeye başladığımız yerde çıkar.

Biz yarını bilmiyoruz.

Hatta bazen geçmişte yaşadıklarımızı bile tam anlamlandıramıyoruz.

Neden o mesleği seçtik?

Neden o insanla evlendik?

Neden bazı kapılar açıldı, bazıları kapandı?

Bunların hepsini tam olarak çözemediğimiz hâlde geleceği kesin biliyormuş gibi davranmak bizi yanıltabilir.

Emek veririz; sonucu Allah’a bırakırız.

Bu teslimiyet, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir.

Tam tersine, sorumluluğumuzu yerine getirip sonucu mutlaklaştırmamaktır.

Bir ev alabiliriz ama o evin bize huzur garantisi verdiğini söyleyemeyiz.

Bir evlilik yapabiliriz ama o evliliğin hiçbir sınav yaşamayacağını garanti edemeyiz.

Bir çocuğa iyi bir eğitim verebiliriz ama onun bütün hayatını yönetemeyiz.

İşte burada tevekkül başlar.

İffet ve Aile Neden Önemli?

Nisa suresinde evlilik dışı ilişkilerden uzak durma, iffetli yaşama ve evlilikte hakların korunması birlikte anlatılır.

Bu sadece bireysel bir konu değildir.

Aile yapısını ilgilendirir.

Toplumun güvenini ilgilendirir.

İnsanların birbirine karşı sorumluluğunu ilgilendirir.

Evlilik zorlaştığında veya maddi beklentiler aşırı büyüdüğünde, bazı insanlar yanlış yollara kayabilir.

Bu yüzden evlilik konusunda da denge gerekir.

Bir tarafta sorumluluğu yok sayamayız.

Diğer tarafta evliliği insanların altından kalkamayacağı kadar ağırlaştırmamalıyız.

Ayetlerin içinde sürekli bir mizan vardır.

Hak var.

Bedel var.

Sınır var.

Ama merhamet de var.

Soru: Biz dini hükümleri yalnızca yasak listesi gibi mi görüyoruz, yoksa insanı ve aileyi koruyan bir sistem olarak mı?

İnsan Zayıftır, Allah Hafifletmek İster

Nisa suresinde Allah’ın kulların yükünü hafifletmek istediği, insanın zayıf yaratıldığı bildirilir.

Bu cümle çok kıymetlidir.

Çünkü bazen kendimizi çok güçlü zannederiz.

“Ben yapmam.”

“Ben düşmem.”

“Benim başıma gelmez.”

Ama insan nefsine yenilebilir.

Bugün uzak durduğu bir yanlışa yarın yaklaşabilir.

Bu yüzden dua ederiz.

Rabbimizden bizi bize bırakmamasını isteriz.

Doğru yola ilettikten sonra ayağımızı kaydırmamasını isteriz.

Çünkü mesele yalnızca doğruyu bilmek değildir.

Doğrunun üzerinde kalabilmektir.

Soru: Bildiğimiz doğruyu korumak için Allah’tan yardım istiyor muyuz?

Bir insanın ailesi, parası, mesleği ve itibarı değişebilir.

Bugün sahip olduğu şey yarın olmayabilir.

Ama Allah’ın koyduğu ölçüyü hayatımıza yerleştirirsek, değişen şartların içinde kaybolmayız.

Sevgi güzeldir.

Evlilik güzeldir.

Mal ve imkân da güzeldir.

Fakat hepsi sınır içinde anlam kazanır.

İffet, Mehir ve Evlilikte Ciddiyet

Nisa suresindeki evlilik hükümleri, ilişkinin yalnızca duygudan ibaret olmadığını gösterir.

Kimlerle evlenilemeyeceği, mevcut evlilik bağının korunması, mehir ve iffet gibi konular ayrıntılı biçimde ele alınır.

Bu ayrıntılar insanın hevasına göre sınır belirlememesi için önemlidir.

Bir insan birini sevdi diye her ilişki meşru hâle gelmez.

Bir arzu çok güçlü diye sınır ortadan kalkmaz.

Aynı şekilde evlilik de sadece düğün yapmak değildir.

Karşılıklı bir söz, bedel ve sorumluluk vardır.

Mehir burada kadının hakkını ve ilişkinin ciddiyetini görünür kılar.

Erkek açısından da “Ben istedim ve oldu” kolaylığını kaldırır.

Bir ilişkiye emek vermek, onun kıymetini anlamaya yardım eder.

Ama bedeli abartıp evliliği neredeyse imkânsız hâle getirmek de başka bir aşırılığa dönüşebilir.

Transkriptte özellikle geç evlenen veya maddi şartlar yüzünden evlenemeyen insanlar üzerinden bu denge tartışılıyor.

Burada asıl soru şudur:

Evliliği korumak için koyduğumuz şartlar, bazen evliliğin kendisini mi zorlaştırıyor?

Aileyi korurken insanı ezmemek gerekir.

Sorumluluğu ciddiye alırken gereksiz yük üretmemek gerekir.

İffeti önemserken insanların helal yoldan yuva kurmasını da kolaylaştırmak gerekir.

Ölümü Hatırlamak Beklentiyi Dengeler

İnsan dünya hayatını çok uzun zanneder.

Evini, arabasını, kariyerini ve ailesini sanki sonsuza kadar elinde tutacakmış gibi planlar.

Oysa yüz yıl sonra bugün uğruna tartıştığımız birçok şey hatırlanmayacak.

Dedelerimizin dedelerini bile çoğumuz bilmiyoruz.

Bu gerçek, hayatı değersizleştirmez.

Tam tersine, neye değer vereceğimizi yeniden düşündürür.

Mal gider.

İtibar gider.

İnsanlar bizi unutur.

Geride yaptığımız hayır ve işlediğimiz yanlışlarla yüzleşiriz.

Bu yüzden dünya nimetlerini hayatın tek hedefi hâline getirmemek gerekir.

Ölümü hatırlamak, sevgiyi azaltmaz; sevgiyi doğru yere koyar.

Evlilikte karşılıklı anlaşma da önemlidir.

Bir tarafın istediğini diğerine zorla kabul ettirmesi, ilişkinin dengesini bozar.

Mehirde, geçimde ve ortak hayatta konuşmak gerekir.

Çünkü iki insanın birlikte yaşayabilmesi, yalnızca iyi niyetle değil açık sorumluluklarla mümkündür.

Bugün çok sevdiğimiz bir insanın yarın ne hissedeceğini bilmiyoruz.

Bu bilinmezlik korku üretmek için değil, adaleti baştan korumak içindir.

Sözlerimizi ve hakları duygunun en yüksek olduğu ana bırakmamak gerekir.

Sevgi zamanla şekil değiştirebilir; ama adaletin ölçüsü değişmemelidir.

Bu yüzden evlilikte hakları konuşmak sevgisizlik değil, ilişkiyi ciddiye almaktır.

Bu ölçü, boşanma ihtimalini düşünerek evlenmek demek değildir. Tam tersine, evliliğin içinde güveni ve sorumluluğu güçlendirmektir. İnsan hakkının korunacağını bildiğinde, ilişki korkuya değil karşılıklı güvene dayanır.

Bugün kendimize şunu soralım:

İlişkilerimde hakkı mı koruyorum, yoksa duyguma göre mi hareket ediyorum?

Geleceği planlıyor muyum, yoksa onu garanti ettiğimi mi sanıyorum?

Yanlış yaptığımda gerçekten dönüyor muyum, yoksa sadece özür mü diliyorum?

Sevgi bizi sınırsızlaştırmamalı; hak ve sorumlulukla olgunlaştırmalıdır.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir