Teslim Olmak: Sebepleri Kullanıp Kalbi Allah’a Bağlamak
4 Eylül 2023
Soru: “Allah’a güveniyorum” derken gerçekten teslim olabiliyor muyuz, yoksa her şeyi kontrol etmeye mi çalışıyoruz?
İnsan plan yapar.
Önümüzdeki hafta ne yapacağını düşünür. İşini, parasını, ailesini ve sağlığını planlamaya çalışır.
Plan yapmak gerekir.
Ama bütün planların mutlaka bizim istediğimiz gibi gerçekleşeceğini sanmak, başka bir yüke dönüşür.
En‘âm Suresi’nde Allah’ın göklerde ve yerde olanı bildiği, gece ve gündüz içindeki her şeyin O’na ait olduğu ve hayırla zararın O’nun kudreti içinde olduğu hatırlatılır.
Bu ayetler teslimiyetin ne olduğunu düşünmeye çağırır.
Teslimiyet Hiçbir Şey Yapmamak Değildir
Bazen teslimiyeti yanlış anlıyoruz.
“Allah’a bıraktım” deyip yapabileceğimiz işi yapmıyoruz.
Oysa gerçek teslimiyet, sebepleri kullanıp sonucu ilahlaştırmamaktır.
Bir iş kuracaksak hesabını yaparız.
Bir hastalık varsa tedavi ararız.
Çocuğumuzla sorun yaşıyorsak konuşur, öğrenir ve destek alırız.
Sonra şunu kabul ederiz: Bütün sebepleri hazırlasak bile sonucun tamamı bizim elimizde değildir.
Soru: Ben sonucu kontrol edemediğim için mi huzursuzum, yoksa kendi yapmam gerekeni yapmadığım için mi?
Bu iki durum birbirinden farklıdır.
Elimizden geleni yapmadan “kader” demek sorumluluktan kaçmak olabilir.
Elimizden geleni yaptıktan sonra hâlâ her şeyi zorla yönetmeye çalışmak da teslimiyetsizliktir.
Hayır Geldiğinde, Zarar Geldiğinde
İnsan güzel bir şey olduğunda kendisini güçlü hisseder.
Kötü bir sonuç çıktığında ise “Neden ben?” diye sorar.
En‘âm Suresi’nde Allah’ın bir zarar dokundurması hâlinde onu O’ndan başka giderecek olmadığı, bir hayır ulaştırması hâlinde de O’nun her şeye gücü yettiği hatırlatılır.
Bu ifade, sebepleri yok saymak değildir.
Doktora gideriz. Çalışırız. Tedbir alırız.
Ama hiçbir sebebi Allah’tan bağımsız, mutlak güç sahibi olarak görmeyiz.
Soru: Korktuğum şeyin gücünü gözümde Allah’ın kudretinden büyük mü yapıyorum?
Bir patronun bizi işten çıkarma yetkisi olabilir.
Bir piyasa şartı işimizi zorlaştırabilir.
Bir insan bize zarar verebilir.
Bunların etkisini inkâr etmeyiz.
Fakat kalbimizi tamamen onlara bağladığımızda özgürlüğümüzü kaybederiz.
İlah Edinmek Sadece Heykel Meselesi Değil
Kur’an’ın şirk uyarısını okurken kendimizi hemen dışarıda görebiliriz.
“Ben puta tapmıyorum” deriz.
Fakat insan bazen paraya, makama, patrona, çocuğuna veya bir insana Allah’a ait mutlak güçleri yakıştırabilir.
“Bu insan olmazsa ben yaşayamam.”
“Bu patron olmazsa rızkım biter.”
“Bu para giderse hayatımın anlamı kalmaz.”
Bu cümleler kalbimizdeki bağı sorgulamamızı gerektirir.
Soru: Hayatımda kaybetmekten en çok korktuğum şey ne?
Sevmek başka, ilahlaştırmak başkadır.
Çocuğumuzu çok severiz. Ama onun bizim bütün hayat amacımız olduğunu söylediğimizde yükü de büyütürüz.
Eşimizi severiz. Ama onsuz Allah’ın bize hiçbir kapı açamayacağını düşünemeyiz.
İşimizi önemseriz. Ama rızkın kaynağını yalnız oraya bağlamayız.
Tesbih: Gördüğümüz Nimeti Fark Etmek
Tesbih bazen dilimizde tekrar ettiğimiz bir kelimeye dönüşür.
Oysa çevremizdeki yaratılışa bakarak hayret etmek de bilincimizi canlı tutar.
Bir meyvenin rengi, kokusu, tadı…
Gökyüzünün değişimi…
Toprağın ürün vermesi…
İnsan bedeninin çalışması…
Bunları sıradan görmek kolaydır.
Soru: Bugün neyi görüp “Bu bana kendiliğinden verilmiş bir şey değil” diyebilirim?
Şükür, yalnız “Elhamdülillah” demek değildir.
Nimeti yerinde kullanmak da şükrün bir parçasıdır.
Paramız varsa haksızlık yapmamak.
Gücümüz varsa ezmemek.
Bilgimiz varsa kibirlenmemek.
Sağlığımız varsa tembellikle tüketmemek.
Ölümü de Bir Teslimiyetle Karşılamak
Kur’an’da salih insanların canlarının huzurla alınmasına ilişkin ifadeler vardır.
İnsan ölümü düşündüğünde korkabilir.
Ama ölüm, hayatın anlamını yok etmek yerine bugünkü seçimlerimizi ciddiye almamıza da yardım edebilir.
Her şeyi bu dünyada bitirecekmişiz gibi yaşadığımızda biriktirmek, kazanmak ve kontrol etmek sonsuz bir yarışa dönüşür.
Ömrün sınırlı olduğunu hatırladığımızda neyi gerçekten önemli gördüğümüz değişebilir.
Soru: Bugün son günüm olsa, hangi kavga bana anlamsız gelirdi?
Teslimiyet, dünyadan kaçmak değildir.
Dünyada sorumluluğunu yerine getirirken kalbini Allah’a bağlamaktır.
Çalışmak ama işi rab edinmemek.
Sevmek ama sevdiğini mutlaklaştırmamak.
Plan yapmak ama planın bozulmasıyla Allah’a küsmemek.
Tedbir almak ama tedbiri kurtarıcı sanmamak.
Teslimiyet; sebepleri kullanırken sonucu Allah’ın kudretinden bağımsız görmemektir.
Gece ve Gündüzün İçinde Aynı Rabbe Yönelmek
İnsan gündüz başka, gece başka bir ruh hâlinde olabilir.
Gündüz işin kalabalığı içinde güçlü hisseder. Gece yalnız kaldığında kaygıları büyür.
En‘âm Suresi’nde gece ve gündüzde barınan her şeyin Allah’a ait olduğu hatırlatılır.
Bu, hayatımızın hiçbir bölümünün Allah’tan bağımsız olmadığını düşündürür.
Soru: Ben Allah’ı sadece sıkıştığım anlarda mı hatırlıyorum?
İşler yolundayken de teslimiyet gerekir.
Nimet artınca şükür gerekir.
Zorluk gelince sabır gerekir.
Her iki durumda da kalbin yönü önemlidir.
İnsanlardan Gelen Desteği Doğru Yere Koymak
Bir insan bize iş verebilir, borç verebilir, yol gösterebilir veya elimizden tutabilir.
Bunların hepsi kıymetlidir.
Teşekkür etmek gerekir.
Ama bu desteği veren insanı mutlak kurtarıcı gibi görürsek kalbimiz ona esir olabilir.
Soru: Bana iyilik yapan kişiye minnet duyarken, onu Allah’ın önüne geçiriyor muyum?
Sebep ile kaynağı ayırmak gerekir.
İnsan sebep olabilir.
Rızkı yaratan, imkânı açan ve sonucu belirleyen Allah’tır.
Bu dengeyi koruduğumuzda insanlara karşı daha doğru bir teşekkür, Allah’a karşı da daha güçlü bir şükür taşıyabiliriz.
Geleceği Bilmediğimizi Kabul Etmek
İnsan plan yaparken bazen planı kesin bilgi gibi görmeye başlar.
“Seneye şu olacak.”
“Bu iş kesin büyüyecek.”
“Bu insan beni asla bırakmaz.”
Oysa bir hafta sonra nerede olacağımızı bile tam olarak bilmiyoruz.
Soru: Tahminimi hakikat yerine koyduğum alan neresi?
Belirsizlik bizi korkutabilir.
Ama belirsizlik, çalışmayı bırakmak için sebep değildir.
Bugün yapabileceğimiz işi yaparız.
Yarın geldiğinde yeni şartlara göre yeniden değerlendiririz.
Teslimiyet, geleceğin bütün ayrıntılarını bilmeden de doğru adımı atabilmektir.
Takva: Kararın İçinde Allah’ı Hesaba Katmak
Takvayı yalnız korku olarak düşünmeyelim.
İnsan karar verirken Allah’ın ölçüsünü hatırlarsa davranışı değişir.
Kazançlı ama haksız bir işe karşı daha dikkatli olur.
Öfkeli olduğu anda ağzından çıkacak sözü tartar.
Birine güç yetirdiğinde onu ezmekten sakınır.
Soru: Bugün vereceğim hangi kararda Allah’ın ölçüsünü unutma riskim var?
Takva, hayatın içine taşındığında canlıdır.
Sadece ibadet anında değil, alışverişte, ortaklıkta, aile tartışmasında ve yalnız kaldığımız anda da bizi korur.
Her Şeyi Kendine Bağlamamak
İnsan bazen başarıyı tamamen kendine, başarısızlığı tamamen başkasına yazar.
Bu da teslimiyetin önünde bir engeldir.
Çalıştığımızı kabul edelim.
Ama bütün sebepleri bizim yaratmadığımızı da bilelim.
Hata yaptığımızda da başkasını suçlamadan kendi payımızı görelim.
Teslimiyet, ne kendimizi mutlak güçlü görmek ne de kendimizi tamamen güçsüz saymaktır.
Kıyas, Teslimiyeti Zayıflatabilir
Başkasının hayatına baktığımızda kendi payımızı küçümseyebiliriz.
Onun evi daha büyük, işi daha iyi, çocuğu daha başarılı görünebilir.
Bu kıyas içimizde sürekli bir eksiklik duygusu üretir.
Soru: Allah’ın bana verdiğini görmek yerine başkasına verilene mi bakıyorum?
Şükür, gelişmekten vazgeçmek değildir.
Ama gelişme isteğini kıskançlığa çevirmemektir.
Çalışalım, üretelim ve daha iyisini isteyelim.
Fakat başkasının nimeti bizim huzursuzluğumuzun sebebi olmasın.
Teslimiyet ve Dua
Teslim olan insan dua etmeyi bırakmaz.
Tam tersine ihtiyacını daha açık görür.
“Allah’ım elimden geleni yapıyorum, beni doğru yoldan ayırma” diyebilir.
Bir kararın içinde şaşırdığında yardım isteyebilir.
Soru: Dua ederken yalnız sonucu mu istiyorum, yoksa doğru karar verebilmek için de destek mi?
Bu dua insanı pasifleştirmez.
Aksine kararını daha bilinçli verir.
Kendi gücünün sınırını bilir, ama sorumluluğundan kaçmaz.
Bugün Teslimiyet İçin Bir Adım
Bugün kontrol etmeye çalıştığımız bir şeyi seçelim.
Bir çocuğun geleceği, işimizin sonucu veya bir insanın fikri olabilir.
Kendi yapabileceğimizi yapalım.
Sonra geri kalanını sürekli zihnimizde döndürmek yerine Allah’a bırakalım.
Teslimiyet, elimizden gelen bittikten sonra da kalbin mücadeleye devam etmemesidir.
Teslimiyetimizi bugün küçük bir yerde deneyebiliriz. Bir sonucu çok zorladığımızı fark ettiğimizde, yapabileceğimiz işi tamamlayıp kalanı Allah’a bırakmaya çalışalım. Zihnimiz tekrar tekrar aynı korkuya döndüğünde, sebepleri oluşturduğumuzu ve gaybı bilmediğimizi hatırlayalım. Kalbin huzuru, her şeyi kontrol etmekte değil; kimin kontrolünde olduğumuzu bilmekte büyür.



