Sıkıntıda Vazgeçebilmek: Dünya, Sabır ve Teslimiyet
21 Mayıs 2025
Soru: Her şey yolundayken Allah’a güvenmek kolay; peki elimizdekileri kaybetme ihtimali doğduğunda ne yapıyoruz?
Bir malı, bir ilişkiyi, bir işi kaybetmekten korkuyoruz. Bazen korkumuz öyle büyüyor ki doğru davranmakla sahip olduğumuzu korumak arasında sıkışıp kalıyoruz.
Enbiyâ suresinde zulmeden toplumların akıbeti anlatılır. O toplumlar sıkıntıyı gördüklerinde kaçmaya çalışır ve sonunda yanlışlarını kabul ederler. Bu anlatım bizi bugünkü seçimlerimizi düşünmeye çağırıyor.
Sıkıntı Bir Şey Söylüyor mu?
Soru: Hayatımızda bir şeyler kötüye giderken bütün işaretleri görmezden geliyor muyuz?
Bir iş sürekli zarar ediyor olabilir. Bir evlilikte kırıcı sözler çoğalıyor olabilir. Kardeşler arasında mal yüzünden büyük tartışmalar başlayabilir.
Bu durumların her birini hemen ilahî bir ceza olarak adlandırmak doğru olmaz. Nedenlerini bütün ayrıntılarıyla bilmiyoruz. Ama zor zamanlarda kendi davranışlarımızı gözden geçirmek mümkündür.
Bize düşen, her sorunda başkasını suçlamamak. Kendi hatalarımızı da görebilmek. Gerektiğinde özür dilemek ve doğru olanı seçmek için adım atmak.
Pişmanlık, yalnızca sonuç ortaya çıktığında değil; değişim mümkünken değer kazanır.
Dünya Malı Nereye Kadar?
Evimizde biriken eşyalara bakalım. Koltuklar, halılar, televizyonlar, telefonlar ve hiç bitmeyen ihtiyaçlar. Daha iyisini almak için yıllarca çalışıyoruz.
Çalışmak ve bir şeylere sahip olmak başlı başına yanlış değil. Ama eşyalar için yaşadığımızı fark ettiğimizde kendi kendimize sormamız gereken sorular var.
Daha büyük bir eve taşınmak için ailemizi ihmal ediyor muyuz? Yeni bir eşya almak için kaldırabileceğimizden fazla borca mı giriyoruz? Sahip olduklarımız bizi huzurlu mu kılıyor, yoksa sürekli yeni bir şey istemeye mi yöneltiyor?
Dünya nimetleri kullanılabilir; fakat insan bütün varlığını onlara bağladığında kaybetme korkusu büyür.
Bazen bir bardak suyun, sade bir yemeğin, ailemizle sakin bir sohbetin değerini ancak büyük bir kayıp yaşayınca hatırlıyoruz. Oysa bu nimetleri fark etmek için her şeyimizi kaybetmemiz gerekmiyor.
Vazgeçmek Her Zaman Yenilmek mi?
Soru: Bir tartışmada son sözü söylemekten vazgeçsek gerçekten kaybeder miyiz?
Bir miras paylaşımında bütün payı elde etmek istemek yerine hakkaniyeti gözetsek? Bir ilişkide gururumuzu korumak için kırıcı konuşmak yerine susup yeniden düşünsek?
Bazen vazgeçmek, yanlış bir hırsı bırakmaktır. Bazen dünyalık bir isteğin peşinden giderken sevdiklerimize verdiğimiz zararı durdurmaktır.
Bu, haklarımızı bütünüyle terk etmek ya da zulme karşı susmak demek değildir. Ölçü gerekir. Hangi meselede sabır göstereceğiz, hangi meselede hakkı savunacağız? Bu soruyu öfkeyle değil, akılla düşünmeliyiz.
Bir insanın iflas korkusuyla verdiği kararlar, öfkeyle verilen kararlardan farklı olabilir. Bir boşanma sürecinde de yalnızca kazanmayı düşünmek, aileyi daha çok yorabilir.
Doğru zamanda, doğru ölçüde davranmak; teslimiyetin yanında sorumluluğu da hatırlatır.
Korku mu, Güven mi?
Denizde tehlike yaşayan insanı düşünelim. O an en önemli şey hayatta kalmaktır. Kıyıya çıktığında tehlikenin geçtiğini düşünür. Fakat insanın bütün hayatını kontrol edemediğini anlaması için yalnızca denizde olması gerekmez.
İmkânlarımıza çok güvenebiliriz. İşimiz, paramız, çevremiz bizi koruyacak sanabiliriz. Bir gün bunlardan biri değiştiğinde ne kadar kırılgan olduğumuzu fark ederiz.
Bu kırılganlık bizi umutsuzluğa götürmek zorunda değil. Ölçülü davranmaya, sahip olduklarımızı emanet görmeye ve gücümüzün sınırlı olduğunu kabul etmeye yöneltebilir.
Allah’a güvenmek, elimizdeki bütün tedbirleri bırakmak değildir. Ne yapabileceğimizi düşünmek, çabamızı göstermek ve sonucu yalnızca kendi gücümüzün eseri sanmamaktır.
Yaratılıştaki Hatırlatma
Güneş her gün doğuyor. Arılar kendi yaratılışları içinde işlerini sürdürüyor. Bitkiler mevsimleri içinde büyüyor. Bunlara bakınca yaratılıştaki düzeni ve kendi seçimlerimizin ağırlığını düşünebiliriz.
İnsanın farklılığı, karşısına çıkan olaylarda tercih yapabilmesidir. Bir hakka saygı gösterebilir ya da onu çiğneyebilir. Bir sıkıntıda sabredebilir ya da başkalarına zarar verebilir.
Soru: Benim Allah’a yönelişim, zorlandığım günlerde insanlara davranışımı nasıl değiştiriyor?
Eğer yalnızca sözümüz değişiyor, davranışımız aynı kalıyorsa kendimize yeniden bakmamız gerekiyor. İyilik, anlayış ve adalet sözcüklerden davranışa geçmeli.
Bugün vazgeçmemiz gereken bir hırs varsa fark edelim. Koruyabileceğimiz bir hak varsa koruyalım. Bir insanı kırdıysak bunu görelim.
Çünkü teslimiyet, yalnızca kaybettiklerimizle ilgili değil; elimizde kalanlarla ne yaptığımızla da ilgilidir.
