Aceleyle Geçen Hayat: Zamanı Değil, Kendimizi Yönetmek
2 Haziran 2025
Soru: Neden her şeyin hemen olmasını istiyoruz?
Bir işe başlıyoruz, hemen sonuç bekliyoruz. Bir sıkıntı yaşıyoruz, bir an önce bitmesini diliyoruz.
Bir hedefe ulaştığımızda bile yeni bir hedefe koşuyoruz. Sanki durursak her şey elimizden kaçacak.
Enbiyâ suresi 37. ayette insanın aceleciliğine dikkat çekilir ve ayetler konusunda acele edilmemesi istenir.
Bu uyarıyı kendi hayatımıza çevirdiğimizde çok tanıdık davranışlarla karşılaşırız.
Her Şeye Yetişme Telaşı
Küçük yaşta büyük başarılar kazanmak isteyebiliriz. Okulu bitirmeden işe atılmak, para kazanmak, ev ve araba sahibi olmak gözümüzde büyür.
Bazen genç yaşta önümüze koyduğumuz hedefler bütün hayatımızın ölçüsü olur.
Çalışmak ve gayret etmek elbette önemlidir. Fakat çalışmayı tek başına her sonucun garantisi sanmak insanı yorabilir.
Soru: Bir şey için çok çabalamak, onun istediğimiz zamanda gerçekleşmesini garanti eder mi?
Hayatta her şey bizim takvimimize göre ilerlemiyor. İşimizin yolunda gitmediği zamanlar oluyor.
Bir aile kurmak istiyoruz, beklediğimiz gibi olmuyor. Bir iş büyüsün istiyoruz, yeniden zorlukla karşılaşıyoruz.
Çocuk sahibi olmak isteyenler bazen uzun tedavilerden geçiyor. Çok istenen bir şeyin gecikmesi insanın gücünü tüketebiliyor.
Bu yaşantılardan çıkarılabilecek ders, insanın hiçbir şey yapmaması değildir.
Çaba göstermekle bütün sonucu kontrol edebileceğimizi sanmak farklıdır.
Hırsın Sonu Var mı?
Başarıya ulaştığımızda önce seviniriz. Sonra daha büyüğünü istemeye başlarız.
Bir zamanlar hayalimiz olan bir şey, elde edildikten sonra sıradan görünebilir.
Yeni bir iş, daha iyi bir ev, daha çok para… Liste uzadıkça insanın gözü önündekini görmemeye başlayabilir.
Soru: İstediğim şey gerçekleştiğinde gerçekten huzur buluyor muyum, yoksa hemen yeni bir eksiklik mi arıyorum?
Hırs insanı hareket ettirebilir. Ama her şeyi hızlandırmaya çalışmak, kendi sınırlarımızı görmemizi engelleyebilir.
Ailemizden, anne babamızdan ve yakınlarımızdan uzaklaşırken bunu fark etmeyebiliriz.
Bir hedef uğruna sürekli koşmak, hayatın başka yönlerini ihmal etmemize neden olabilir.
Bazen kendimizi yalnızca başkalarının takdiriyle ölçeriz. İnsanlar başarılı olduğumuzu söylesin isteriz.
Oysa başkalarının onayını almak, insanın içindeki bütün huzursuzluğu gidermeyebilir.
Beklemek de Bir Sınavdır
Borcu olan insan, bir an önce ödeyip kurtulmak ister. Aile içinde sıkıntı yaşayan kişi, sorunun hemen çözülmesini bekler.
Sevdiğimiz bir insanın iyileşmesini beklerken zaman çok yavaş geçiyor gibi gelebilir.
Mutlu olduğumuz günlerde ise tam tersini hissederiz. Güzel anın hiç bitmemesini isteriz.
Soru: Zamanı neden bazen düşmanımız, bazen elimizden kaçan bir şey gibi görüyoruz?
Zamanın akışını değiştiremiyoruz. Ama beklentilerimizi ve karar verme biçimimizi düşünmek elimizde.
Her sıkıntının hemen bitmesini istemek anlaşılır bir duygu. Fakat acele karar vermek her zaman sıkıntıyı azaltmıyor.
Bir konuda bilgimiz eksikken karar verirsek sonradan aynı meseleyi yeniden çözmek zorunda kalabiliriz.
Bizi uyaran insanları dinlemek de bu yüzden önemlidir. Bazen dışarıdan gelen sakin bir söz, kendi telaşımızı fark etmemize yardımcı olur.
Sabır Hareketsizlik Değildir
Sabır, hiçbir şey yapmadan oturmak anlamına gelmez. Gayret ederken sonucun zamanını bütünüyle kendimizin belirleyemeyeceğini bilmektir.
Bir bilgiyi öğrenmek de zaman ister. Yıllarca alıştığımız düşünceleri birkaç dakikada değiştiremeyebiliriz.
Soru: Kendimize yeni bir şeyi öğrenmek için yeterince zaman tanıyor muyuz?
Bir sözü ilk duyduğumuz anda reddedebiliriz. Ön yargılarımızla hareket ettiğimizde anlamaya fırsat bulamayız.
Oysa durup dinlemek, düşünmek ve gerekirse yeniden sormak bize farklı bir kapı açabilir.
İnsanın bütün cevabı hemen bilmesi gerekmiyor. Öğrenmenin de kendine ait bir süreci var.
Acelecilik yalnızca iş hayatında değil, düşünürken ve insanları değerlendirirken de karşımıza çıkar.
Bir kişiyi tanımadan karar vermek, bir olayı bütünüyle anlamadan hüküm kurmak da acele etmenin başka şekilleridir.
Güveni Yeniden Hatırlamak
Hayatımızdaki her gelişmenin yalnızca kendi bilgimizin ve gücümüzün sonucu olduğunu sanabiliriz.
Ama bazen sınırlarımızla karşılaşırız. O zaman her şeyi kontrol edemediğimizi görürüz.
Bu fark ediş, Allah’a güven ve teslimiyet düşüncesini yeniden gündeme getirir.
Çalışmak bizim sorumluluğumuz olabilir. Sonucun ne zaman ve nasıl geleceğini bütünüyle bilmek ise bizim gücümüzü aşar.
Soru: Bugün hangi konuda telaşla hareket etmek yerine düşünüp sabredebilirim?
Belki bir karar vermeden önce biraz daha bilgi edinebiliriz. Belki bizi uyaran bir insanı sonuna kadar dinleyebiliriz.
Belki de elde ettiklerimizi görüp kendimize yeni bir yarış başlatmadan önce durabiliriz.
Enbiyâ suresi 37. ayetin acelecilik uyarısı bizi tam burada düşündürüyor.
Zamanı hızlandırmaya çalışırken hayatı kaçırmayalım; gayret edelim, düşünelim ve sabrı öğrenelim.
