Bollukta da Sıkıntıda da Rabbine Yönelmek

31 Mart 2023

İnsan neden sıkıntıdayken daha çok dua eder de rahatlayınca yavaş yavaş uzaklaşır?

Çünkü ihtiyaç hissi güçlüdür. Dert insanı uyandırır. Borç, hastalık, aile sorunu veya gelecek korkusu olduğunda insan desteğe ihtiyaç duyduğunu daha açık hisseder.

Fakat sıkıntı geçtiğinde başka bir sınav başlar: rehavet.

Darlıkta Yönelmek Kolaydır

Soru: En çok ne zaman dua ediyoruz?

Bir sorun çıktığında.

İşler kötüleştiğinde.

Korktuğumuzda.

Birini kaybetme ihtimali doğduğunda.

Bu çok insani bir hâl.

Fakat insan Rabbini yalnızca acil durumlarda hatırlarsa, rahatlıkla birlikte bağ da zayıflar.

Borç biter, dua azalır.

Evlilik düzelir, secde azalır.

İş büyür, infak azalır.

Sağlık gelir, şükür azalır.

Sıkıntının kalkması, kulluk ihtiyacının kalkması değildir.

Bollukta Şükür Daha Zor Olabilir

Yokluk insanı mecburen sınırlı yaşatır.

Bolluk ise seçim alanını büyütür.

Para varsa daha çok tüketebiliriz, daha çok paylaşabiliriz de.

Zaman varsa boş yere harcayabiliriz, faydalı bir işte kullanabiliriz de.

Bilgi varsa kibirlenebiliriz, öğretebiliriz de.

Güç varsa başkasını ezebiliriz, yükünü hafifletebiliriz de.

Bu yüzden bollukta şükür sadece “çok şükür” demek değildir.

Nimeti doğru yönde kullanmaktır.

Soru: İmkânımız arttıkça hayrımız da artıyor mu?

Bu soru bolluk sınavının ölçüsüdür.

Umutsuzluk da Bir Uçtur

İnsan bazen rahatlıkta aşırı güvene, sıkıntıda ise aşırı umutsuzluğa düşebilir.

İki hâl de mizanı bozar.

Rahatken “bana bir şey olmaz” demek ne kadar yanlışsa, sıkıntıda “artık hiçbir şey düzelmez” demek de o kadar tehlikelidir.

Gelecek kaygısı insanın bütün hedeflerini söndürebilir.

“Ne olacağı belli değil.”

“Plan yapmanın anlamı yok.”

“Zaten her şey kötüye gidiyor.”

Bu düşünceler insanı hareketsiz bırakır.

Soru: Korku yüzünden yapmamız gereken doğru işi de bırakıyor muyuz?

İnsan yarını bilmez. Fakat bugünkü sorumluluğunu bilir.

Bugün çalışabilir.

Bugün dua edebilir.

Bugün borcunu azaltabilir.

Bugün ailesine iyi davranabilir.

Bugün birine yardım edebilir.

Umudu korumak, hiçbir sorun yokmuş gibi davranmak değildir. Sorunun içinde doğru adımı atmaya devam etmektir.

Geleceği Kontrol Etmeye Çalışmak

İnsan bilinmezlikten hoşlanmaz.

Şirket sahibi “üç ay iş gelmezse ne olur?” diye korkabilir.

Bir aile “yeniden aynı felaket olur mu?” diye endişelenebilir.

Bir kişi “tekrar terk edilir miyim?” diye sürekli geçmişi hatırlayabilir.

Tedbir alınır.

Fakat zihnin bütün gün gelecekteki ihtimallerle yaşaması bugünü çalar.

Dua burada kontrol edemediğimiz alanı Rabbimize teslim etmeyi öğretir.

Soru: Bugün çözebileceğimiz sorunla mı uğraşıyoruz, yoksa henüz var olmayan onlarca ihtimalle mi?

Bu ayrım huzur için önemlidir.

Geçmişin Acısını Yeni Hayata Taşımamak

Bir insan bir kere ağır bir şey yaşadığında “bir daha asla” diye kendisine sert sözler verebilir.

Bir daha evlenmem.

Bir daha ortak olmam.

Bir daha kimseye güvenmem.

Bir daha risk almam.

Bu sözler insanı koruyor gibi görünür. Fakat bazen hayatı da kapatır.

Geçmişten ders almak gerekir; geçmişin bizi esir almasına izin vermemek de gerekir.

Yeni bir başlangıç, eski acının aynısını yaşamak zorunda değildir.

Dua ile Hedef Birlikte Yürür

İnsan “nasıl olsa Allah yardım eder” deyip plansız yaşayamaz.

Aynı şekilde “her şeyi ben kontrol ederim” diyerek de yaşayamaz.

Hedef koyar.

Çalışır.

Tedbir alır.

Ve sonucu Rabbine bırakır.

Bu, hayatın içindeki teslimiyettir.

Soru: Hedefimiz var mı, yoksa korkularımız bütün hedeflerimizi yuttu mu?

Belki büyük hedefler kuramayız.

Ama küçük ve hayırlı hedefler her zaman vardır.

Bugün bir borcu azaltmak.

Bugün bir alışkanlığı düzeltmek.

Bugün birine destek olmak.

Bugün bir duayı yeniden düzenli hâle getirmek.

Bugün kırdığımız bir insanla konuşmak.

Rabbimizi Sadece Sıkıntıda Hatırlamamak

Kulluk, problem çözme yöntemi değildir.

İnsan Rabbine sadece “bunu düzelt” diye yönelmez.

Nimet varken de şükreder.

Rahatken de dua eder.

Güçlüyken de kendisini korumasını ister.

Çünkü insanın en büyük yanılgılarından biri, kendisini ihtiyaçsız zannetmesidir.

Soru: Bugün hiçbir büyük sıkıntımız olmasa yine de aynı samimiyetle dua eder miyiz?

Belki asıl sınav bu sorunun cevabındadır.

Darlıkta sabır gerekir.

Bollukta şükür gerekir.

Belirsizlikte teslimiyet gerekir.

Ve her hâlde insanın Rabbine ihtiyacı vardır.

Rehavet Sessiz Gelir

Sıkıntı bir anda gelir ve insan hemen fark eder.

Rehavet ise daha sessizdir.

Namazı bir gün geciktiririz.

Sadakayı “sonra veririm” deriz.

Kur’an okumayı erteleriz.

Aileyle ilgilenmeyi iş yoğunluğuna bırakırız.

Bir anda kopmayız; yavaş yavaş uzaklaşırız.

Soru: Hayatımız düzeldikten sonra hangi güzel alışkanlıklarımızı bıraktık?

Bu soru rehaveti görünür hâle getirir.

Nimete Karşı Yeni Bir Sorumluluk

İnsan borçtan kurtulduğunda yalnızca rahatlamamalı; “şimdi neyi daha iyi yapabilirim?” diye düşünmelidir.

İşi büyüdüyse çalışanına daha adil davranabilir.

Geliri arttıysa daha düzenli paylaşabilir.

Evliliği düzeldiyse o huzurun kıymetini bilip ilişkiye emek vermeye devam edebilir.

Sağlığı iyiyse gücünü faydalı işlerde kullanabilir.

Nimet, sorumluluğu bitirmez; biçimini değiştirir.

Umut Kör İyimserlik Değildir

Umut, “hiçbir kötü şey olmayacak” demek değildir.

Kötü ihtimaller olabilir. Hayatın içinde kayıp, hastalık ve ekonomik sıkıntı vardır.

Umut; bunlara rağmen doğru olanı yapmaya devam edebilmektir.

Soru: Sonucu garanti edemediğimiz için doğru adımı da bırakacak mıyız?

Hayır.

Bir çiftçi her tohumu garantiyle ekmez. Yine de eker, sular ve bekler.

İnsan da hayatında böyle ilerler.

Bugünkü Sorumluluk Yarının Korkusundan Daha Gerçektir

Yarın ne olacağını bilmiyoruz.

Ama bugün yapabileceğimiz şeyler var.

Bugün borcumuzu planlayabiliriz.

Bugün ailemizle konuşabiliriz.

Bugün ibadetimizi düzenleyebiliriz.

Bugün gereksiz bir harcamayı kesebiliriz.

Bugün birine yardım edebiliriz.

Bu küçük adımlar geleceği tamamen kontrol etmez. Fakat bizi korkunun içinde donmuş hâlde bırakmaz.

Kriz–Rahatlık Döngüsünü Kırmak

İnsan bazen aynı döngüyü tekrar tekrar yaşar.

Sıkıntı gelir, yönelir.

Sıkıntı geçer, gevşer.

Sonra yeni bir sıkıntı gelir, yeniden yönelir.

Bu döngüden çıkmanın yolu, güzel alışkanlıkları yalnızca kriz dönemine bağlamamaktır.

Soru: Sıkıntıda başladığımız hangi güzel davranışı rahatlıkta da sürdürebiliriz?

Düzenli dua olabilir.

Sadaka olabilir.

Aileyle daha çok ilgilenmek olabilir.

Kur’an okumak olabilir.

Harcamayı kontrol etmek olabilir.

Böylece kriz geçince eski hâle dönmeyiz.

Hedef Kurmaktan Korkmamak

Büyük felaketler veya ekonomik belirsizlikler insanın geleceğe güvenini sarsabilir.

Fakat hedef kurmayı tamamen bırakmak da çözüm değildir.

Hedeflerimizi daha mütevazı ve esnek kurabiliriz.

Bir yıl sonra kesin şu olacak demek yerine, “elimden geleni yapacağım, şartlara göre yönümü düzelteceğim” diyebiliriz.

Bu yaklaşım hem planı hem teslimiyeti korur.

Korkuyu Bilgi Gibi Görmemek

Endişelendiğimiz her şey gerçekleşecek diye bir kural yoktur.

Zihin kötü ihtimalleri sürekli tekrar ettiğinde onları gerçekmiş gibi hissettirebilir.

Bu nedenle korku geldiğinde somut soruyu sormak faydalıdır: “Şu anda önümde gerçekten hangi problem var?”

O probleme göre tedbir alırız. Geri kalan ihtimalleri ise sürekli büyütmeyiz.

Bollukta Şükür, Darlıkta Sabır, Her Hâlde Amel

Denge sadece duyguda değil davranışta görünür.

Bollukta paylaşmak, darlıkta israfı bırakmak, korkuda doğru adımı sürdürmek, rahatlıkta sorumluluğu terk etmemek…

İnsan böylece şartların oyuncağı olmaktan çıkar.

Soru: Şartlar değiştiğinde karakterimiz de tamamen değişiyor mu?

Asıl istikrar, farklı hâllerde aynı temel ölçüyü koruyabilmektir.

Soru: Bugün hayatımız rahat olsa da sürdüreceğimiz üç şey ne?

Dua, şükür ve paylaşmak iyi bir başlangıç olabilir. Bunları sadece kriz günlerine bırakmadığımızda imanımız şartlara göre açılıp kapanan bir refleks olmaktan çıkar ve daha istikrarlı bir hayata dönüşür.

İstikrar büyük duygularla değil, küçük düzenlerle kurulur. Her gün kısa da olsa dua etmek, belirli aralıklarla sadaka vermek, aileyle düzenli zaman geçirmek ve harcamayı kontrol etmek gibi alışkanlıklar kriz geçince de devam edebilir. Böylece kulluk sadece korkuya verilen tepki olmaktan çıkar.

Rahatlık geldiğinde bağı koparmamak, sıkıntı geldiğinde de umudu kaybetmemek mizandır.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir