Doğumla Ölüm Arasında: Seçimlerimiz Neye Hizmet Ediyor?

21 Ağustos 2025

Hayatımızı birkaç kelimeyle anlatsak ne söyleriz? Doğduk, büyüdük, okuduk, çalıştık, evlendik, çocuk yetiştirdik, bir şeylere sahip olduk… Sonra?

İnsanın bu sorudan kaçması kolay. Çünkü günlük hayatın telaşı, yolun bir sonu olduğunu unutturabiliyor.

Soru: Bütün çabamızın yöneldiği hedefler, hayatımızın gerçek değerini gösteriyor mu?

Kısa Hayatın Uzun Hedefleri

Müminûn suresinin ilk ayetlerinde kurtuluşa eren müminlerin özellikleri anlatılır. Namazda saygı, boş sözlerden uzak durmak, zekât, iffet, emanete ve verilen söze bağlılık hatırlatılır.

Ardından insanın yaratılışı, dünyaya gelişi, ölümü ve yeniden dirilişi üzerinde durulur. Böylece gündelik hayatın içinden çok daha geniş bir ufka bakarız.

İnsan daha çocukken hedeflerle tanışıyor. Okulda iyi not almak, belge kazanmak, başkalarından geri kalmamak önemli hâle geliyor.

Sonra iş, kariyer, ev ve araba geliyor. Bir hedef bitmeden diğeri başlıyor.

Bunların hepsi kendi başına kötü değil. Eğitim, geçim ve aile hayatı insanın sorumlulukları arasında.

Fakat bir yarışın içine girip ne için koştuğumuzu unuttuğumuzda hedefler bizi yönetmeye başlayabiliyor.

Soru: Çocuğumuzun başarısını yalnızca aldığı belgeyle mi ölçüyoruz?

Bir çocuk iyi not alabilir. Ama dürüst olmayı, sözünde durmayı ve başkasının hakkını gözetmeyi öğrenmesi de önemlidir.

Başarıyı yalnızca kıyasla anlatırsak kıskançlığı ve yetersizlik korkusunu büyütebiliriz. İnsanın değeri tek bir sınav sonucuna sığmaz.

Sahip Olduklarımız Bize Yük Olunca

İnsan bazen borcunu hafifletebileceği bir seçeneği görür. Ama çevresinin ne diyeceğinden çekinir.

Bir arabayı satıp nefes alma imkânı varken bunu yapamamak, yalnızca maddi bir mesele değildir. Başkalarının bakışına verdiğimiz önem de kararımızı etkiler.

Bazen aynı şey evde ve işte yaşanır. Bir alışkanlık bizi yıpratır ama onu değiştirmeye cesaret edemeyiz.

Soru: Bugün sürdürdüğümüz hangi yük, gerçekten gerekli olduğu için değil de vazgeçmekten korktuğumuz için omzumuzda?

Bu sorunun cevabı herkeste farklıdır. Birinin aile ilişkisi, bir başkasının borcu, diğerinin işi söz konusu olabilir.

Karar verirken acele etmemeliyiz. Ama yalnızca “El âlem ne der?” kaygısıyla da gerçeği görmezden gelmemeliyiz.

Hayatın geçici olduğunu hatırlamak, sorumluluklarımızı bırakmak demek değildir. Tam tersine onlara daha doğru bir ölçüyle yaklaşmayı gerektirebilir.

Bir eşle aramızdaki sorunu küçümsemek doğru olmaz. Fakat yalnızca gurur yüzünden bir çözüm ihtimalini reddetmek de bize zarar verebilir.

Bazen yapılması gereken, elimizdeki imkânı yeniden değerlendirmektir. Sürdürdüğümüz bir tercihin bizi nereye götürdüğünü dürüstçe görmektir.

Ölüm Bilgisi ve Bugünkü Sorumluluk

Müminûn suresindeki hatırlatma açıktır: İnsan ölümü tadacak ve sonra diriltilecektir. Bu, dünyadaki başarıyı ve kaybı değerlendirme biçimimizi değiştirir.

Ne kadar yaşayacağımızı kesin biçimde bilmeyiz. Geleceği bütünüyle kontrol edemeyiz.

Bu belirsizlik bizi iki farklı yola götürebilir. Birinde korkuya kapılır, hiçbir karar veremeyiz. Diğerinde bugün yapabileceğimiz doğruyu düşünürüz.

Soru: Yarın ne olacağını bilemiyorsak bugün ne yapabiliriz?

Önümüzdeki somut sorumluluğa bakabiliriz. Borcumuzu, davranışımızı, aile içindeki tutumumuzu ve verdiğimiz sözleri değerlendirebiliriz.

İnsanın başına gelen her olayı kendi seçimiyle açıklayamayız. Bazen başkalarının davranışları, hastalıklar veya dış koşullar hayatımızı değiştirir.

Bu nedenle birinin yaşadığı acıyı onun yanlış tercihinin kesin cezası gibi anlatmak doğru olmaz. Bilmediğimiz ilahî takdir hakkında hüküm vermemeliyiz.

Ama kendi tercihimizin bulunduğu yerde sorumluluğumuzu da inkâr edemeyiz. Özellikle bugün değiştirebileceğimiz bir davranış varsa ertelememek önemlidir.

Seçimlerimizin Kalpteki Yeri

İnsanın seçimi yalnızca görünür hareketlerden ibaret değildir. Bazen imkânı sınırlıdır; yine de hangi niyetle davranacağını düşünür.

Birine yardım etme imkânımız olduğunda bunu hangi amaçla yaptığımızı sorabiliriz. Gösteriş için mi, çıkar için mi, gerçekten faydalı olmak için mi?

İhtiyaç içindeki insanlara destek olmak emek ister. Bazen zamanımızı, bazen paramızı, bazen de rahatımızı paylaşmamız gerekir.

Soru: Kendi hedeflerimiz kadar başkalarının derdine de yer açabiliyor muyuz?

Bunu düşünürken yardım ettiğimizde bütün sıkıntılarımızın otomatik olarak ortadan kalkacağını iddia etmeyelim. Böyle bir garantiye sahip değiliz.

Fakat başkasına faydalı olmak için çaba göstermek, kendi hayatımıza hangi değeri verdiğimizi gösterir.

İnsan her şeyi hesaplayamaz. Yardımın sonucunu, işteki gelişmeleri veya geleceğin bütün ihtimallerini önceden bilemez.

İyi niyetle çaba göstermekle sonucu garanti etmek farklıdır. Biz kendi sorumluluğumuzu düşünürüz; bilmediğimiz hakkında kesin konuşmayız.

Neyi Geride Bırakacağız?

Bir gün bugün uğruna tartıştığımız pek çok şey geride kalacak. Aldığımız belgeler, sahip olduğumuz arabalar ve yıllarca büyüttüğümüz kıyaslar önemini kaybedecek.

O zaman nasıl yaşadığımız sorusu daha fazla ağırlık kazanıyor. Emanete sadık mıydık? Boş sözlerden uzak durmaya çalıştık mı? Başkasının hakkını gözetebildik mi?

Müminûn suresinin başındaki ölçüler bizi tam da bu sorularla yüzleştiriyor. Kurtuluş, yalnızca dünyalık hedefler biriktirmekle tarif edilmiyor.

Soru: Bugün hangi hedefimizi yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor?

Belki çocuklarımızdan beklediğimiz başarı ölçüsünü. Belki borç yüzünden sürdürdüğümüz gösterişi. Belki de önemli gördüğümüz bir tartışmayı.

Ölümü hatırlamak hayatı değersizleştirmek değildir. Hayatı daha dikkatli yaşamaya çağrıdır.

Bize verilen vakti doğru kullanmaya, imkânlarımızı ölçülü değerlendirmeye ve birbirimize karşı sorumluluğumuzu unutmamaya çalışalım.

Çünkü asıl mesele ne kadar biriktirdiğimiz değil, bize verilen ömürle ne yaptığımızdır.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir