Hamd: Nimetin Sahibini Unutmamak
11 Ağustos 2021
Bir kelime bütün hayatı değiştirebilir
Soru: Elhamdülillah dediğimizde gerçekten neyi kabul ediyoruz?
Dilimizi alıştırdığımız kelimeler bazen kalbimize ulaşmıyor. Hamd ederiz ama sahip olduğumuz şeylerin yalnız kendi başarımız olduğunu düşünürüz.
Fâtiha’nın başlangıcı bizi bu çelişkiyle yüzleştirir. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’adır. Bu söz yalnızca bir teşekkür değil; nimetin gerçek kaynağını tanımaktır.
Yiyebilmek, içebilmek, görebilmek, duyabilmek… Bunların her biri çoğu zaman fark etmeden kullandığımız imkânlardır. Ekmek getiren insanın emeği vardır; fakat ekmeğin var olmasını mümkün kılan bütün düzeni insan tek başına yaratmış değildir.
Soru: Başarılarımızı anlatırken bize verilmiş olanı ne kadar hatırlıyoruz?
Kolay ulaşabildiğimiz nimetin değeri
İnsan yakınında olan şeyin kıymetini bazen kaybediyor. Evindeki Kur’an yıllardır rafta duruyor ama insan onu anlamak için açmayabiliyor.
Oysa uzakta bulunmuş tarihî bir kitap büyük heyecan uyandırabiliyor. Demek ki kıymet, sadece bir şeyin nadir bulunmasında değil; onu nasıl karşıladığımızda gizli.
Hamd eden insan elindekini küçümsemez. Eşine, çocuğuna, işine ve imkânlarına bakarken bunları kendisine verilmiş emanetler olarak görebilir.
İnsanın sürekli daha fazlasını istemesi, var olanı görmesini engelleyebilir. Bir an durup “Bugün bana neler verildi?” diye düşünmek bile bakışını değiştirebilir.
Rahman ve Rahim: İhtiyaç ve dönüş
Fâtiha’da hamdin ardından Allah’ın Rahman ve Rahim oluşu hatırlatılır. Rahmetin içinde yaşarken onun farkına varmak gerekir.
İnsan hata yapar. Hz. Âdem’in kıssası, yanlışın ardından sorumluluğu kabul edip Allah’a yönelmenin önemini hatırlatır.
Bazen bütün sorumluluğu başkasına yükleriz. Oysa tövbe, “Ben nerede yanlış yaptım?” diyebilmeyi de gerektirir.
Soru: Yanlışımızı savunmaya mı çalışıyoruz, yoksa ondan dönmeye mi?
Rahmetin genişliğini konuşurken insanın kendi seçimini önemsiz sayamayız. Bize verilen süre içinde dönüş yapma sorumluluğumuz vardır.
Sözü hayatımıza taşımak
“Elhamdülillah” yalnızca güzel bir anımızın cümlesi olmasın. İşler istediğimiz gibi gitmediğinde de hayatın tek bir olaydan ibaret olmadığını hatırlatsın.
Bu söz bizi sorumluluktan uzaklaştırmaz. Tam tersine elimizdeki nimetleri doğru kullanmaya çağırır.
Bugün bir insanla konuşurken, işimizi yaparken, evimize dönerken şunu sorabiliriz: Ben kendimi mi merkeze koydum, yoksa Rabbimi mi hatırladım?
Hamd, nimeti görmekle başlar; nimeti verenin ölçüsüne göre yaşamakla derinleşir.


