Dünya Hayatının Süsü mü, Kalıcı Olan Rızık mı?
13 Mayıs 2025
Bir başkasının evine, arabasına veya kazancına baktığımızda içimizden ne geçiyor? Onun sahip olduğu şeye imrenirken kendi elimizdekileri görmezden geliyor muyuz?
Tâhâ suresinin 131. ayetinde, bazı insanlara sınanmak için verilen dünya hayatının süsüne göz dikmemek öğütlenir. Rabbin rızkının daha hayırlı ve daha kalıcı olduğu hatırlatılır.
Bu söz, insanın çalışmasına veya geçimini sağlamasına karşı bir çağrı değildir. Asıl soru, kazanç ve imkânların hayatımızın hangi yerine yerleştiğidir.
Dünya Süsü Bizi Neden Çekiyor?
Güzel bir ev görmek isteriz. Rahat bir arabamız olsun isteriz. Çocuğumuz iyi şartlarda yaşasın isteriz. Bu isteklerin varlığı tek başına yanlış olduğumuzu göstermez.
Fakat isteğin yönü değişebilir. Başkasındaki imkânı gördüğümüzde elimizdekini değersiz saymaya başlayabiliriz.
O zaman kazanç bir ihtiyacın karşılığı olmaktan çıkar. Kendimizi başkalarıyla yarıştırdığımız bir ölçüye dönüşür.
Soru: Gerçekten ihtiyacımız olduğu için mi istiyoruz, yoksa başkasında gördüğümüz için mi?
Bir eşyanın pahalı olması onu her durumda daha faydalı kılmaz. Bir kişinin çok kazanması da mutlaka huzurlu olduğu anlamına gelmez.
Dünya hayatının süsü, dikkat çekici olabilir. Ama gözümüz sürekli oradaysa neyin daha kalıcı olduğunu unutabiliriz.
Salatı Ayakta Tutmak ve Sorumluluk
Tâhâ suresinin 132. ayetinde aileye namazı emretmek ve bunda sabırlı olmak hatırlatılır. Ardından rızık istemenin Allah’a ait olmadığı, rızkı Allah’ın verdiği ifade edilir.
Namazı ve Allah’a yönelmeyi konuşurken davranışlarımızı dışarıda tutamayız. İbadet, insanın doğru yolda kalma çabasından kopuk düşünülmemeli.
Bir insan ibadet ettiğini söyleyebilir. Fakat iş yerinde verdiği sözü tutmayabilir. Bir başkasının hakkını önemsemeyebilir.
O zaman kendimize sormalıyız: Hatırladığımız öğüt davranışımızda nereye yansıyor?
Soru: Ailemize doğruyu anlatırken kendi hayatımızda da aynı doğruluğu gösterebiliyor muyuz?
Çocuğumuzun dürüst olmasını isteriz. Öyleyse biz de dürüst olmalıyız. Sabrı öğütleriz. Fakat en küçük sorunla karşılaşınca öfkemize yenilirsek sözümüzün etkisi azalır.
Bir çocuğa sürekli istediğini vermek kolay bir çözüm gibi görünebilir. Ancak emeği, beklemeyi ve sorumluluğu öğrenmesine de alan açmak gerekir.
Her çocuğun şartı farklıdır. Yine de yalnızca pahalı eşya alarak iyi ebeveyn olduğumuzu sanmamalıyız.
Rızık İçin Çalışmak, Rızkın Esiri Olmamak
Bir iş insanı sabah erkenden çıkar, gece geç döner. Çalışır, kazanır, büyümek ister. Fakat bir gün kendisine şu soruyu sorabilir: Bütün bu koşuşturma bana ne kazandırıyor?
Elbette geçim için çalışmak gerekir. Sorumluluğumuzu başkalarının omzuna bırakamayız. Buradaki mesele çalışmak değil, ölçüyü kaybetmektir.
Bir insan yıllarca işini büyütmek için uğraşabilir. Ama bu sırada ailesini, sağlığını ve huzurunu ihmal ettiğini fark edebilir.
Çalışmak ile bütün hayatını yalnızca kazanca bağlamak aynı şey değildir.
Kazancımızın artması mutluluğumuzu otomatik olarak artırmaz. Daha çok şeye sahip olurken daha çok şey kaybetmekten de korkabiliriz.
Allah’ın rızkını hatırlamak, tembelliği seçmek anlamına gelmez. Emeğimizin ve imkânlarımızın sınırlı olduğunu görmek, sonucu bütünüyle kendi gücümüze bağlamamaktır.
İnsan elinden geleni yapar. Plan kurar. Çalışır. Ama kazancıyla kendisini bütün insanlardan üstün bir yere koymaz.
Aile İçinde Kimin İsteği Önemli?
Bazen kendi isteğimizi tek doğru seçenek sayıyoruz. Anne babamızın, eşimizin veya çocuklarımızın ne hissettiğini ikinci plana atıyoruz.
Bir insan çocuk sahibi olmayı kendi şartlarıyla değerlendirebilir. Ailede başkalarının torun sevme isteği de olabilir. Bu beklentiler konuşulabilir, fakat kimsenin iradesi yok sayılamaz.
Sevdiklerimizin isteklerini anlamaya çalışmak önemlidir. Yine de hayatımızın bütün kararlarını başkasını memnun etmek için vermek doğru olmayabilir.
Soru: Birbirimizi sevdiğimizi söylerken gerçekten dinliyor muyuz?
Aile içinde iyilik bazen maddi destek olur. Bazen birinin düşüncesine kulak vermek, bazen birlikte vakit geçirmek olur.
Para ve eşya bu yakınlığın yerini her zaman doldurmaz. İlişkinin değerini ölçerken yalnızca harcadığımız miktara bakmayalım.
Daha Kalıcı Olanı Seçmek
Tâhâ suresindeki uyarı, gözümüzün nereye çevrildiğini sorgulatıyor. Başkasının sahip olduğu süse mi bakıyoruz? Yoksa kendi sorumluluğumuza ve Allah’ın verdiği nimetlere mi?
Daha çok kazanmak isteyebiliriz. Fakat bunun uğruna doğruluktan uzaklaşırsak ne elde etmiş oluruz?
Çocuğumuza daha iyi bir imkân sunabiliriz. Ama onunla güven ve sevgi bağı kurmayı unutursak eksik kalan ne olur?
Bugün bir kez olsun kendi hayatımızın ölçüsünü düşünelim. Çalışırken, alışveriş yaparken, ailemizle konuşurken neyi en öne koyuyoruz?
Rabbimiz rızkımızı hayırlı kılsın. Çalışmayı, şükretmeyi ve ilişkilerimizi korumayı bize kolaylaştırsın.
Elimizdekinin değerini görmeden, gözümüzün dikildiği şey bize huzur vermez.


