Bir Gün Gibi Geçen Ömür: Kıyamet Bilinci, Merhamet ve Sınırlar

5 Mayıs 2025

Soru: Geride bıraktığımız yıllara baktığımızda neden bazen her şey bir gün gibi geliyor?

Geçen yılın telaşını, yıllar önceki bir kaygımızı veya bir zamanlar hayatımızın merkezi olan bir isteği bugün başka gözle görebiliriz.

Tâhâ Suresi’nde kıyamet günü insanlara dünya hayatının çok kısa gelmesinden, dağların savrulmasından ve bütün insanların Allah’ın çağrısına yönelmesinden söz edilir.

Bu sahneler bir soru doğurur: Ömrümüz bu kadar geçiciyse hangi şeyi hayatımızın en büyük amacı yapıyoruz?

Geçici olanı sonsuz sanmak, ölçümüzü bozabilir.

Ömrün Kısalığı ve Hesap Bilinci

Kıyamet günündeki olayları anlatan ayetlerde insanın kendi bilgisinin ve gücünün ne kadar sınırlı olduğu hatırlatılır.

Dağlar gibi sağlam gördüğümüz şeylerin bile değişeceği bir gün anlatılır. İnsan kendi dünyasında büyük saydığı nesnelerin kalıcı olmadığını düşünür.

Soru: Bugün uğruna gerçeği çiğnediğim şey, yıllar sonra benim için hâlâ aynı değerde olacak mı?

Bir evin fiyatı, bir işin kazancı, bir makamın itibarı gözümüzde büyüyebilir. Bunları kazanmak için çaba göstermek mümkündür.

Ama bir şeyin peşinden giderken kendi vicdanımızı ve yakınlarımızın hakkını unutuyorsak mesele değişir.

Kıyamet düşüncesi dünyadan kaçmak için değildir. Bugün yaptığımız tercihleri daha ciddi değerlendirmek içindir.

Bazen geçmişi unutabilmek de insanı ayakta tutar. Yaşadığı bütün acıları sürekli aynı şiddette taşıyan biri yeni bir gün kurmakta zorlanabilir.

Unutmak her zaman sorumsuzluk değildir. Fakat bizi düzeltecek tecrübeyi yok saymak da aynı hataya yeniden kapı açabilir.

Hidayet Geldiğinde Ne Yapıyoruz?

Tâhâ Suresi’nin ilerleyen ayetlerinde Hz. Âdem’e gelen uyarı ve insan için hidayetin değeri hatırlatılır.

İnsan doğru yolu öğrenebilir. Ancak öğrendiğini her zaman kolayca uygulamayabilir.

Soru: Bir davranışımın yanlış olduğunu bildiğim hâlde neden onu sürdürmeye devam ediyorum?

Bazen çıkarımızı kaybetmek istemiyoruz. Bazen de bir insanın bizi ayıplamasından korkuyoruz.

Bir ortaklık bizi borca sürüklemiş olabilir. Bir alışkanlık aile içindeki huzuru bozmuş olabilir. Buna rağmen kararımızın yanlış olduğunu kabul etmek istemeyebiliriz.

Burada öğüt yalnız duyulan bir söz değildir. Kendi seçimimizin sorumluluğunu görmemiz gerekir.

Bir kişi sürekli aynı borca giriyor ve her defasında başkası onu kurtarıyorsa, o kişinin kararlarını değiştirmesi için ne gerektiğini düşünmeliyiz.

Buna rağmen bütün borçları kişinin kendi hatası gibi değerlendirmeyelim. Hastalık, iş kaybı ve haksızlık gibi durumlar insanı istemediği bir yükün altında bırakabilir.

Ölçü, her olayın şartlarını anlamak ve buna göre adil davranmaktır.

Merhamet mi, Sınırsız Taviz mi?

Birine yardım etmek isteriz. Onun üzülmesine dayanamayız, güçlükten kurtulmasını isteriz.

Fakat kimi zaman yardım diye yaptığımız şey, aynı yanlış kararın tekrarını kolaylaştırabilir.

Soru: Ben bu insana gerçekten yardım mı ediyorum, yoksa aynı sorunu tekrar etmesine mi imkân veriyorum?

Bazen borcunu ödeyen bir yakınımızın kendi davranışını değerlendirmesi gerekir. Bir ilişkide yanlış yapan kişinin bunu kabul etmesi, özür dilemesi ve düzeltmek için çaba göstermesi gerekebilir.

Merhamet, karşıdaki insanın değerini gözetmektir. Bu, her durumda istediği şeyi vermek zorunda olduğumuz anlamına gelmez.

Sınır koymak da insanı aşağılamak değildir. Açık konuşup neden aynı davranışı sürdüremeyeceğimizi anlatabiliriz.

Fakat herkesin koşulları farklıdır. Bir insana destek olmakla onu sorumsuzluğa alıştırmak arasındaki çizgiyi düşünürken acele hüküm vermemeliyiz.

İçimizde suçluluk hissedebiliriz. Böyle durumlarda yalnız duygumuza değil olayın gerçeğine de bakmalıyız.

Merhamet, yanlışın sürmesine göz yummak değil; insanın iyiliğini adaletle birlikte düşünmektir.

Günlük Hayatta Allah’ı Hatırlamak

Tâhâ Suresi’nde Allah’ı anma, hamd ve tesbih ifadeleri yer alır. Bu ifadeler insanın gün içinde neyi merkeze aldığını düşündürür.

Sabah işe başlamadan önce hazırlık yaparız. Görüşmeye giderken dosyamızı, kıyafetimizi, söyleyeceğimiz sözleri düşünürüz.

Peki aynı hazırlığı kararlarımızın doğruluğu için yapıyor muyuz?

Soru: Bugün öfkelendiğimde, korktuğumda veya kazanç fırsatı gördüğümde hangi ölçüyü hatırlayacağım?

Kur’an’ı okuyup anlamaya çalışmak, bu soruyu canlı tutmanın bir yolu olabilir. Bir ayet üzerinde düşünmek yalnız bilgi biriktirmek değildir.

Onu işimizde, ailemizde ve ilişkilerimizde nasıl yaşayacağımıza da bakmalıyız.

Namaz ve dua, insanı Rabbine yöneltir. Ancak davranışlarımızda dürüstlük, hak gözetme ve sorumluluk bulunmadığında kendimize yeniden soru sormamız gerekir.

Bir insan para kazanmak için çalışırken doğruyu söylemeye devam edebilir. Bir yakınına yardım ederken kendi imkânlarının sınırını da koruyabilir.

Hayatın geçiciliği, bütün isteklerimizi terk etmek değil, onları yerli yerine koymak için bir hatırlatmadır.

Bir gün gibi geçen ömürden geriye hangi davranışlarımız kalsın istiyoruz?

Bugün doğruyu seçmek için hâlâ fırsatımız var; yarının hesabına hazırlanmak bugünün ölçüsünü korumakla başlar.

Benzer Gönderiler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir