Dünyanın Geçici Lezzeti, Hayatın Kalıcı Hesabı
24 Nisan 2023
Sahip olduğumuz şeyler artarken neden bazen içimizdeki huzur azalmaya başlıyor? Daha çok kazanınca mutlu olacağımızı düşünürken mutluluğu hep bir sonraki hedefe mi erteliyoruz?
İnsan bir gün yeni bir arabadan heyecan duyabilir. Bir süre sonra o araba sıradanlaşır ve daha yenisini aramaya başlar.
Peki bu arayışın sonu var mı?
Soru: Eşyaların değeri büyürken bizim doğruluk ve şükür ölçümüz de büyüyor mu?
Firavun’un Ardından Yürümek
Hûd suresinde Hz. Musa’nın Firavun’a ve ileri gelenlerine gönderilmesi hatırlatılır. Topluluğun ileri gelenleri Firavun’un emrine uyar.
Ama bu emrin doğru olmadığı belirtilir. Demek ki çoğunluğun uyması, bir yolun doğru olduğunu kanıtlamaz.
Dünyada güç sahibi olanları görürüz. Büyük evler, arabalar, işletmeler ve ünvanlar dikkat çeker.
Bazen bunları gördüğümüz anda o insanın hayatını bütünüyle başarılı kabul ederiz. Halbuki elindeki mal, onun iç huzurunu veya davranışının adaletini tek başına göstermez.
Soru: Birine imrenirken neye bakıyorum; gösterişli hayatına mı, o hayatta gözettiği hakka mı?
Güçlü görünen kişiye benzemek için kendi sınırımızı aşabiliriz. İşimiz büyüsün diye yapmamamız gereken bir davranışı normalleştirebiliriz.
Bir aile başka bir ailenin yaşam biçimini örnek alır. Daha büyük bir ev, daha pahalı bir araba ve daha gösterişli bir hayat ister.
Bütün enerjisini bu hedefe yönelttiğinde birbirine ayıracağı zaman azalabilir. Böylece istediği hayatı kurarken birlikte yaşamanın huzurunu kaybedebilir.
Firavun’un kıssası bize güç görüntüsünden çok yönümüzü sorgulatır. Kimin ardından ve niçin gittiğimizi düşünmeliyiz.
Yanlış bir yolu çok kişinin izlemesi, o yolu doğru yapmaz.
Şükür, Verilene ve Alınana Bakabilmek
İnsan kendisine verilenler için şükredebilir. Eşine, çocuğuna, anne babasına ve çalışabilme imkânına bakabilir.
Fakat bir nimet eksildiğinde de bütün hayatın kontrolünün kendisinde olmadığını kabul etmeye ihtiyacı vardır.
Bir süre rahatça yaşayabiliriz. Ardından işlerimiz zorlaşabilir veya beklediğimiz bir sonuç gerçekleşmeyebilir.
Böyle zamanlarda kendimize yalnızca “Neden benim başıma geldi?” diye sormayalım. “Bu durumda doğru kalmak için ne yapabilirim?” sorusuna da yer açalım.
Soru: Beni mutlu eden şeyler değişince doğruluğa bağlılığım da değişiyor mu?
Bir nimetin kıymetini bilmek, onu elimizden hiç çıkarmamak demek değildir. Bazen vazgeçmemiz, paylaşmamız veya başka birinin hakkını öne almamız gerekebilir.
Şükür, sadece işlerimizin yolunda gittiği günlerin sözü olmamalı. Zorlandığımızda da Allah’a muhtaç olduğumuzu fark edebiliriz.
İnsan unutur. Dün büyük mutluluk veren imkânı bugün sıradan sayabilir.
Bu unutkanlığa karşı bilinçli bir hatırlatma gerekir. Elimizdeki nimeti bugün nasıl kullandığımızı düşünelim.
Bir sofra, aileyle geçirilen bir akşam ya da sağlıklı bir gün… Bunların kıymeti yalnızca para hesabıyla ölçülemez.
Küçücük Bir Sözün Etkisi
Kur’an’da zerre kadar iyilik ve kötülüğün görülmesinden söz edilir. Bu hatırlatma, davranışlarımızı küçük gördüğümüz anlarda önemlidir.
Bir söz söylüyoruz ve unutuyoruz. Ama karşımızdaki kişi o sözü uzun süre taşıyabiliyor.
Bir iyilik yapıyoruz. Belki o iyiliğin başka insanlarda oluşturduğu güveni hiç görmüyoruz.
Soru: Küçük sandığım davranışın başkasının hayatındaki yerini gerçekten biliyor muyum?
Bir müşteriye sertçe konuşmak kolaydır. İşimiz bittiğinde bunu hatırlamayabiliriz.
Oysa müşterinin bizden beklediği yalnızca ürün değildir. Söylediğimiz sözde ve verdiğimiz hizmette güven de arar.
Aynı durum aile içinde de olur. Öfkeyle söylenen bir cümle, evdeki huzuru bozabilir.
Daha sonra “Bundan ne olacak?” diyebiliriz. Fakat o davranışın etkisini yalnızca kendimiz ölçemeyiz.
İyilik için de aynı şey geçerlidir. Birine zaman ayırmak, sorusunu dinlemek veya ihtiyaç duyduğunda yanında olmak küçük görünebilir.
Bu yüzden niyetimizle davranışımız arasındaki bağı düşünmek önemlidir. Doğru bir sonuç istemek, doğru davranışa ihtiyaç duymadığımız anlamına gelmez.
Kendi sınırımızı da unutmayalım. Allah’ın adaletini bütün ayrıntılarıyla kuşatamayız; her insanın hayatına ilişkin kesin hükümler veremeyiz.
Ama kendi sözümüzü, kendi kazancımızı ve kendi seçimimizi gözden geçirebiliriz.
Bir sözün büyüklüğü, bazen söylendiği anda değil, bıraktığı izde ortaya çıkar.
Hazların Sonu, Sorumluluğun Başlangıcı
Yeni bir tatlıyı ilk gün heyecanla yiyebiliriz. Sonra her gün aynı şeyi yedikçe eskisi kadar istemeyebiliriz.
Dünyadaki pek çok haz böyle yaşanır. İlk anda büyük gelen şey zamanla sıradanlaşır.
Sorun haz duyabilmek değildir. Sorun, hayatımızın bütün anlamını sürekli yeni bir haz bulmaya bağlamaktır.
Soru: Hep daha yenisini ararken yanımızdaki insanı değersizleştiriyor muyuz?
Evliliğin ilk zamanlarında her şey yeni gelebilir. Bir süre sonra günlük sorumluluklar artar.
İnsan bu sırada ilişkinin emek gerektirdiğini unutabilir. Başlangıçtaki heyecanı kaybolunca verdiği sözü de değersiz görebilir.
Oysa aileyi ayakta tutan yalnızca yenilik duygusu değildir. Güven, emek ve karşılıklı sorumluluk da gerekir.
İş hayatında da aynı şeyi yaşarız. Yeni bir hedef heyecan verir; ona ulaştığımızda ise başka bir hedef çıkar.
Hedef koymak sorun değildir. Ama uğrunda dürüstlüğümüzü veya ailemizle ilişkimizi feda ediyorsak yeniden düşünmemiz gerekir.
Dünya hayatının geçiciliği, hiçbir şey yapmadan beklememizi söylemez. Yaptığımız şeylerin değerini doğru yere koymayı hatırlatır.
Bir nimet konusunda şükrü kaybettiğimizi en çok onu sıradan saymaya başladığımızda fark edebiliriz. İlk aldığımız gün çok sevindiğimiz şeyi birkaç ay sonra önemsemeyebiliriz.
Bir zamanlar özlem duyduğumuz evde yaşarız, ama sürekli bir sonraki evi hayal ederiz. Bir zamanlar sevdiğimiz işi yaparız, fakat yalnızca gelirinin artıp artmadığına bakarız.
Soru: Bugün elimde olan, dün istediğim hangi nimeti unuttum?
Bu soruyu sormak, gelişmeyi durdurmak değildir. Daha iyisini isterken elimizdekini değersiz saymamayı öğrenmektir.
Bir arkadaşımızın çok güzel bir şeye sahip olduğunu gördüğümüzde onun adına sevinebiliriz. Kendimizi onunla sürekli kıyaslamak zorunda değiliz.
Kıyaslama bazen kendi huzurumuzu azaltırken ilişkimize de zarar verir. Arkadaşımızın iyiliğine sevinmek yerine içimizde bir eksiklik büyütebiliriz.
İnsanın nimetlerle ilişkisi kadar kayıpla ilişkisi de önemlidir. Bir şeyi kaybettiğinde bütün hayatının değersizleştiğini düşünebilir.
Fakat kayıp anında da başka sorumluluklar devam eder. Sevdiklerimizle kurduğumuz ilişki, verdiğimiz sözler ve doğru davranış ihtiyacı ortadan kalkmaz.
Bir konuda yanlış yaptığımızı fark ettiysek tövbe etmeyi ertelemeyelim. Bunun için her şeyin tamamen düzelmesini beklememiz gerekmez.
Kendi payımıza düşen davranışı düzeltmek küçük başlayabilir. Birinden özür dilemek veya önceki bir haksızlığı telafi etmek gibi.
Allah’ın adaletini bütün ayrıntılarıyla bilemeyiz. Ancak kendi niyetimizin ve davranışımızın daha doğru olması için çaba gösterebiliriz.
Elimizdekini sürekli büyütmekten önce, bize verilenin hakkını vermeyi öğrenelim.
Ahireti Hatırlamak, Bugünkü Davranışı Değiştirir
Hûd suresinde hesap günü, mutlu ve mutsuz olanlar, Allah’ın hükmü üzerine ifadeler yer alır. İnsan bunları okurken kendi geleceği hakkında düşünmeye başlar.
Fakat başkalarının nihai durumunu bildiğimizi ileri sürmeyelim. Hükmün sahibi Allah’tır.
Bizim için asıl mesele, hesabını vereceğimiz davranışlara bugün nasıl yaklaştığımızdır.
Çalışırken doğru mu kalıyoruz? Bize emanet edilene sahip çıkıyor muyuz? Verdiğimiz sözleri tutuyor muyuz?
Bir hata yaptığımızda onu savunmak yerine tövbeye yöneliyor muyuz?
Soru: Bugün elimdeki nimeti kaybetsem, arkamda hangi iyilik kalacak?
Bazen insanın elinde kalan en kıymetli şey, başkalarının kendisine duyduğu güvendir. Bu güven de sözden çok davranışla büyür.
Kur’an’ı anlamaya çalışırken farklı kelimeler üzerinde düşünmek yararlı olabilir. Ama anlamadığımız yerde aceleyle kesin hüküm vermeyelim.
Bilmediğimizi kabul etmek, daha dikkatli öğrenmenin kapısını açar. Allah’tan yardım ve bağışlanma dilemek de bu yönelişin içindedir.
Başlangıçtaki soruya dönelim: Daha çok şeye sahip olmak bizi gerçekten mutlu ediyor mu?
Belki de cevap, yalnızca ne kadar biriktirdiğimizde değil; paylaştığımızda, doğrulukta ve şükürde gizlidir.
Rabbimiz bizi nimetle şımarmaktan, kayıpla umutsuzluğa düşmekten korusun. Elimizdekinin hakkını verebilmeyi nasip etsin.
Geçici olanı yaşarken kalıcı sorumluluğumuzu unutmayalım.


