Kıbleye Dönmek mi, Allah’a Yönelmek mi? Hayırda Yarışmanın Ölçüsü

13 Aralık 2021

Bir yöne dönmek ile gerçekten o yola yönelmek aynı şey mi? Bedenimiz doğru tarafa bakarken kalbimiz bambaşka bir şeyin peşinde olabilir mi?

Kıble söz konusu olduğunda yalnızca bir yön değişikliği düşünürsek, Bakara suresindeki uyarının önemli bir kısmını kaçırabiliriz.

Soru: Bir insanın kıblesi doğru olabilir de hayatının yönü yanlış olabilir mi?

Bakara 144–153, kıbleye yönelişten başlayarak Allah’ın emrine uyma, bilgiye rağmen geri dönmeme ve hayırda yarışma konularını bir araya getirir.

Kıble Değişince Ne Sınanır?

Kıbleye dönme emri belirli bir yönün seçilmesini içerir. Fakat insanın bu emre yaklaşımı, dış biçimin ötesinde bir bağlılık sorusunu açar.

Bir insan, alıştığı düzen değiştiğinde ne yapar? Daha önce yaptığı bir şeyden farklı bir şey istenince nasıl tepki verir?

Bazen kolay görünen bir emri yerine getirmek zor olabilir. Çünkü alışkanlıklarımızı, çevremizin beklentilerini ve başkalarının ne diyeceğini düşünürüz.

Allah’ın emrine uymak ile insanların onayını aramak aynı anda karşı karşıya gelebilir.

Birinin sözü bizi küçümseyebilir. Yakınımız “Neden böyle yapıyorsun?” diye sorabilir. Bir iş veya ilişki kaybından korkabiliriz.

Soru: Hakikat karşıma geldiğinde, bildiğime göre mi hareket ederim; yoksa kabul görmek için yönümü değiştirir miyim?

Kıble değişikliği etrafındaki itirazları düşündüğümüzde, asıl gerilimin sadece coğrafi bir yön olmadığı anlaşılır.

İnsan bazen çok şey bildiği halde kendi bildiğine uymayı zor bulur. Bilgi sahibi olmakla o bilgiye teslim olmak arasında mesafe kalabilir.

İstikamet, yalnızca bakılan tarafla değil; emre verilen cevapla görünür.

Her Topluluğun Bir Yönü Var

Bakara 148, herkesin yöneldiği bir taraf bulunduğunu söyler ve hayırlarda yarışmaya çağırır.

Bu çağrı çok düşündürücüdür. Çünkü insanlar çoğu zaman yön tartışmasına kapılıp asıl yapmaları gereken iyilikleri erteleyebilir.

Kim haklı, kim haksız, kim kime benziyor soruları bütün enerjimizi tüketebilir. Oysa hayırda öne geçmek için eylem gerekir.

Bir ailede yalnızca doğruyu söylemek yetmez; iyiliğin davranışta da görünmesi gerekir.

Bir iş yerinde dürüstlüğü savunmak kolaydır. Önemli olan, kazanç fırsatı karşımıza geldiğinde aynı dürüstlüğü korumaktır.

Soru: Ben yönümü doğru bildiğimi söylerken, bugün hangi hayırlı işte gerçekten öne geçtim?

Hayır, büyük bir gösteriden ibaret değildir. Sözü tutmak, haksızlık yapmamak, birine yardımcı olmak ve doğru olanı savunmak da buna dâhil olabilir.

Hayırda yarışmanın merkezinde başkalarını küçük görmek değil, kendi sorumluluğumuza dönmek vardır.

Allah’ın insanları bir araya getirme kudretini hatırlamak, hayatın yalnızca bugünkü ayrılıklarımızla sınırlı olmadığını gösterir.

Şekil ve Öz Birbirinden Kopmasın

Bazen dış görünüşten çok şey çıkarırız. Bir insanın kıyafetine, duruşuna veya kullandığı kelimelere bakar; hakkında hızlı karar veririz.

Fakat dışarıdan görünen her zaman insanın niyetini ve yönünü tam olarak göstermez.

İbadetin biçimini küçümsemek doğru değildir. Sorun, biçime odaklanırken asıl bağlılığı ve ahlakı unutmakta başlar.

İnsan kıbleye dönebilir; ama hayatının merkezine makamı, parayı veya başkalarının onayını yerleştirebilir.

Bazen bir ibadeti yaparken zihnimiz yalnızca dış koşullara takılır; neden yaptığımızı düşünmez oluruz.

Soru: Benim görünüşümle, gizli kararlarımla ve insanlara davranışımla anlattığım yön aynı mı?

Bir kişinin dış görünüşüne bakıp onu hemen iyi veya kötü saymak, kendi ölçümüzü de yanıltabilir.

Bir evin dışı düzgün olabilir ama içindeki ilişkiler yıpranmış olabilir. Benzer biçimde sözümüz düzgün olduğu halde tavrımızda adalet eksik kalabilir.

Kur’an’ın çağrısını yalnızca görünüşe indirgemeden davranışta da taşımaya çalışmalıyız.

Geçmişe Tutunmak mı, Bugünü Düzeltmek mi?

İnsan bazen geçmişte yaşadığı bir ilişkiye, bir kayba veya uğradığı haksızlığa yıllarca takılı kalır.

Geçmişi hatırlamak doğaldır. Fakat bütün kararlarımızı onun yönetmesine izin verirsek bugün yeni bir yol kurmak zorlaşır.

Bir insan yıllar önce ayrıldığı birini unutamadığını söyleyebilir. Hayat ilerlerken zihni sürekli aynı noktaya dönebilir.

Böyle bir durumda yalnızca “Neden böyle oldu?” sorusu yetmez. “Ben buna neden bu kadar bağlandım?” sorusu da önemlidir.

Soru: Geçmişte yaşadığım bir olayın bugünkü yönümü belirlemesine ne kadar izin veriyorum?

Her olayın bir sebebi ve sonucu vardır; fakat bunları anlamak, insanı kendini suçlamak veya başkasını suçlamak döngüsüne hapsetmemelidir.

Yanlış bir tercih yaptıysak payımıza düşeni görürüz. Değiştirebileceğimizi değiştirir, değiştiremeyeceğimiz sonuçları ise mutlak gücümüzün dışında değerlendiririz.

Allah’a teslimiyet, dünyanın bütün hesaplarını terk etmek değildir. Her adımda Allah’ın yardımına ihtiyaç duyduğumuzu bilmektir.

Kime Göre Döneceğiz?

Bakara 152’de Allah’ı anmak ve şükretmek hatırlatılır. Bir sonraki ayette sabır ve salatla yardım isteme çağrısı gelir.

Bunlar yön meselesinden bağımsız değildir. Gerçek yöneliş, zaman içinde korku ve ihtiyaçlarla sınanır.

Bir proje yürütebilir, ailemizin geçimi için çalışabilir, hastalıkta tedavi arayabiliriz. Bütün bu adımlarda Allah’ı unutmadan hareket etmek mümkündür.

Allah’a yöneliş, yalnızca belirli bir anda yapılan hareketle sınırlı değilse, yaşamın geri kalanını da etkilemelidir.

Soru: Benim asıl korkum Allah’ın ölçüsünden uzaklaşmak mı, yoksa insanların benim hakkımda ne düşüneceği mi?

Hayırda yarışmak; sözümüzde, işimizde ve ailemizle ilişkimizde doğru olanı yapma çabasıdır.

Bedenimizi kıbleye çevirdiğimiz gibi niyetimizi ve davranışlarımızı da düzeltmeye çalışırız.

Bir yöne dönmek başlangıçtır. Asıl mesele, hayatın nereye yürüdüğüdür.

Bugün bir iyi davranış seçelim ve onu ertelemeden yapalım. Çünkü gerçek istikamet yalnızca anlatılmaz; yaşanır.

Benzer Gönderiler